mutluluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mutluluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İnsanlar Nasıl Şarj Olur?

YAZAR : Perşembe, Kasım 03, 2022




 Üniversitede okurken derdim ki bir çocuğum olursa üniversiteyi mutlaka farklı bir şehirde okutacağım . Çünkü ben farklı şehirde okuduğum için büyüdüğümü düşünüyordum ve haklıydım da. Ailemle yaşarken her şey bana gümüş tepside geliyormuş, onu fark ettim farklı şehre gidince. İyi -kötü çok fazla şey yaşadım ve tek başıma üstesinden gelmeyi öğrendim. 

Sonra evlendim , çocuklarım oldu. Üniversiteye gitmelerine asırlar var zannederken zaman su gibi aktı geçti ve oğlumun üniversite zamanı geldi. Bu yıl İstanbul'a gitti . Onun için çok iyi olacağını düşündüm , kendim için üzüldüm biraz. Hep aklıma Halil Cibran'ın şiiri geldi ve kimin olduğunu hatırlamadığım "Çocuklar bir gün giderler" yazısı geldi. 

Bu akşam ara tatil için geldi ve eve geldi. Küçükken bana sarıldığında "anne sana sarılınca sanki şarj oluyorum" derdi. Bu akşam dedim ki "küçükken böyle derdin hala şarj oluyormuş gibi hissediyor musun?" "evet , hala öyleymiş gibi" dedi. 6 yaşındaki bir çocuğun tanımlaması "sarılınca şarj oluyorum gibi hissediyorum" Ne kadar harika bir anlatım öyle değil mi?

Sonra düşündüm , sevdiklerimize sarıldığımzda şarj oluyormuş gibi hissederiz , peki başka ne zaman şarj olduğumuzu hissederiz. 

Bağışıklık Sisteminizi Mutlu Edin

YAZAR : Salı, Ekim 01, 2019
Bu başlık bir tedx konuşmasından. İmmünoloji(Bağışıklık) Uzmanı Duygu Sağ'ın videosunu izledim Youtube'dan. Son zamanlarda hastalıklarımızın sebebinin bağışıklık sistemimizin zayıf düşmesi, bağırsak sağlığının bozuk olması konusunda çok fazla konuşuluyor. Zaten yeme içme konusunda herkesin kafası acayip karıştı. Bir uzman "şunu yemeyin bunu yemeyin derken diğeri tam tersini söyleyebiliyor. İnternet bilgiye ulaşma açısından çok iyi ama kirli yani doğru olmayan bilgilere de ulaşılabiliyor.
Bir önceki yazımda bir bütünsel sağlık uzmanı aynı zamanda dahiliye uzmanı bir doktora gittiğimi ve bana sıkıntılarımdan dolayı bir diyet verdiğini anlatmıştım. Yaşadığım sıkıntılar için hepsininsebebinin bozuk bağırsak florası olduğunu söyledi. Peki bu bağışıklık sistemimiz neden bozuluyor ve son zamanlarda neden herkes hasta, neden bağırsak floramız dolayısıyla bağışıklık sistemimiz bozuldu?
her şey içimizde karikatür ile ilgili görsel sonucu
Yaygın olarak bilinen şey yediğimiz içtiğimiz her şeyin artık organik olmaması, genetiği değiştirilmiş gıdaları tüketmenin bizi hasta ettiği. Ama bu ted konuşmasında Uzman bunun asıl sebebinin stres olduğunu söylüyor. Yani"herkesin hayatında stres var , önemli olan bunu nasıl karşıladığınız"diyor.
Bağırsak floramızı uzun süre stres altında yaşamanın bozduğunu söylüyor ve eğer bağışıklık sistemimizi güçlendirmek istiyorsak onu mutlu etmemiz gerktiğinden bahsediyor. Yeme içmeden çok bu konu önemli diyor(ne yani şimdi ben boşuna mı o kadar sert bir diyeti yapmaya uğraşıyorum:))
her şey içimizde karikatür ile ilgili görsel sonucu

Verdiği tavsiyeler şöyle özetlenebilir. Kendin olabilmek, maske takmadan, içinden geldiği gibi yaşayabilmek, meditasyon yapmak (bilimsel olarak meditasyonun ispatlanmış faydalarını anlatıyor) , şükretmek.

Siz kendiniz olabiliyor musunuz? Hatalarınız kusurlarınızla, eşref saatinizle ...... saatinizle, yanlışlarınız doğrularınızla. Kendinize şefkatle yaklaşabiliyor musunuz? 
Şükrediyor musunuz? ya da meditasyon yapıyor musunuz? Hayatımıza bunları sokabilirsek iyileşeceğimizi söylüyorlar. Siz ne dersiniz?

Mutlu ve Huzurlu Olmanın Formülleri - Prof. Dr. Derya Uludüz

YAZAR : Pazartesi, Temmuz 09, 2018

Mutlu ve Huzurlu Olmanın Formülleri

Güzel bir yazı buldum. Sizinle paylaşmak istedim. Bazen kendimizi anlamsız bir şekilde öfkeli , mutsuz , gergin, üzgün,sinirli hissederiz. Etrafımızdaki insanları kırarız bazen bu sebeplerden. Tüm bunların nedeni hormonlar ve vücudumuzdaki kimyasallar olabilir. Vücudumuzu yöneten hormonları dengede tutmamız gerekir. Prof. Dr. Derya Uludüz'ün bu konuyla ilgili yazısını paylaşıyorum aşağıda. Keyifli okumalar.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

İlgili resim

İşte mutlu ve huzurlu olmanın formülleri

Dopamin, motivasyon, zevk, ilgi, ödül ve dürtü kontrolünü sağlayan ve hafızayı güçlendiren hormondur. Dopamin hormonu mutluluk ve haz alma sırasında salgılanır. Dopamin miktarı, dengesiz beslenme, demir eksikliği, stres, menapoz ile östrojen düşüklüğü, uykusuzluk veya sık depresyon ilacı kullanımı nedeniyle düşebilir.  
-Zevk alma, istek ve enerjiniz azalmış ise,
-Çok hızlı değişken bir ruh haliniz var, dürtülerinizi ve öfkenizi kontrol edemiyorsanız,
-Kronik yorgunluk,  mutlu olamama, tatminsizlik hissediyorsanız,
 -Egzersiz de dahil olmak üzere hiçbir şey yapmak istemiyorsanız,
 -Cinsel isteğinizde azalma varsa,
-Konsantrasyon güçlüğü, dikkat eksikliği ve odaklanma sorunu yaşıyorsanız,
-Sosyal içe kapanma, aşırı endişe haliniz varsa, dopamin eksikliğiniz olabilir.
Beynin dopamin salgılamasını artırmak için, öğünlerde protein ağırlıklı beslenmemiz gerekir. Elma, muz, çilek, karpuz, peynir, yoğurt, yumurta, enginar, kırmızı pancar, brokoli, ıspanak, lahana turşusu, zerdeçal, badem, yulaf ezmesi, yeşil çay, deniz ürünleri, tavuk gibi besinler ile E ve C vitaminleri dopamin düzeylerini arttırır. Kan şekeri ve kolesterolü artıran besinlerden uzak durmak, günde 15 dakika güneş ışığına çıkmak, haftada 5 gün açık havada 30 dakika yürümek, mutlu olduğunuz bir işte çalışmak, hobiler edinmek ve günde 8 saat uyku dopamin üretimi için çok önemlidir. Beyninizin zevk merkezini yoran, dopamini hızlı tüketen heyecan arayışı davranışlarda aşırıya kaçmayın. Dopamin miktarınız çok düşük ve şikayetleriniz sizi rahatsız eder düzeyde ise takviye besin desteklerini kullanmanızı öneririm. Örneğin, kolaylıkla bulabileceğiniz L- tirozin bir protein ekstresidir. Doğal bir besin desteğidir ve vücutta dopamin miktarını artırır.
Serotonin; doğal bir duygu durum düzenleyicisidir. Mutluluk, huzur, rahatlık hissettiren madde olarak bilinir. Duygusal dengemizden, uyku düzenimize, yeme alışkanlıklarına ve sindirim sistemimizin iyi çalışmasına kadar birçok etkisi vardır. Serotonin hormonu eksikliğinde depresyon, başağrısı, obezite, hiperaktivite gibi sorunların temelini oluşturmaktadır. Mide ve bağırsaklarda kas hareketini kolaylaştırır, ağrı sisteminde rol oynar ve ayrıca sağlıklı bir uyku uyumamızı sağlar.
Serotoninin düştüğünü nasıl anlayabiliriz?
-Kendinizi sürekli sinirli, öfkeli hissediyor ve dürtüsel davranıyorsanız,
-Ümitsiz, çaresiz, hep karamsarsanız,
-Kendinizi değersiz hissediyor, özgüven eksikliği yaşıyorsanız,
-Sürekli tatlı, hamur işi, çikolata yeme isteği duyuyorsanız,
-Uykuya dalmakta güçlük çekiyor veya geceleri aniden uyanıyorsanız,
-İştahınız aşırı artmış veya azalmış ise,
-Canınız evden dışarı çıkmak istemiyor ve dış dünyadan izole olmaya başladıysanız,
-Sık başağrıları veya kabızlık gibi bağırsak sorunları yaşıyorsanız,
Tüm bu yakınmalar yanında geceleri uykudan bile uyanıp yemek yeme isteği hissediyorsanız ve kilo veremiyorsanız dikkat edin! Beyin serotonin seviyeniz azalmış olabilir. Serotonin seviyeniz azaldıkça şekerli gıdalar tüketme ihtiyacı hissedersiniz, ancak bu gıdaları tükettiğinizde daha da depresif olabilirsiniz.
Açık havada yapılan egzersizler ve güneş ışığından faydalanma en iyi serotonin artırma yoludur. Özellikle sabah erken saatlerde güneş ışığı serotonin üretimi için en yararlıdır. Egzersiz serotoninin öncü maddesi olan L-triptofan salgısını artırarak serotonini yükseltir. Ayrıca, L-triptofan besin desteği ve B6 vitamini kullanabilirsiniz. Bunun yanında protein ağırlıklı beslenin. Yumurta, hindi, yağsız et, avokado, soya, muz, badem ve fındık, baklagiller ve kuru meyveler L-triptofandan zengindir. Muz, avokado, ıspanak, kırmızı et, patates, bezelye, bira mayası, yumurta, baklagiller, kuruyemişler B6 vitamininden zengindir. Magnezyum takviyesi de almak, kafein tüketimini azaltıp, günde sekiz saat uyumak çok yararlı olacaktır. Stresten uzak durun. Masaj yaptırmak, serotonin üretimini engelleyen stres hormonu kortizolü azaltacaktır.  Keyif aldığınız uğraşlar edinin.
derya uludüz ile ilgili görsel sonucu
GABA hormonu beyin dalgalarının uyumlu çalışmasını sağlayarak beynin dinlenmesine olanak verir. Beyne ‘sakinleştirici’ etki sağlar. Böylece daha sakin ve kontrollü oluruz. Özellikle yoğun geçen bir günün sonunda duygularımızı ve beynimizi sakinleştirir. Rahatlatıcı etkisi ile uyku problemi olan kişilerde uyku kalitesini artırır. Aşırı hareketli, pratik ve işkolik kişilerde beyin GABA maddesini aşırı hızlı tüketir. Bu kişilerde sinir hücreleri daha fazla mesai yaptığından elektrik uyarısı daha fazladır. Bu durum beyni bir süre sonra yorar ve GABA eksikliği ile ilgili yakınmalar başlayabilir. İç sıkıntısı ve midenizde düğümlenme hissi, bir türlü organize olamadığınız için sıklıkla randevularınıza yetişememe ya da işlerinizi zamanında bitirememe, aynı anda bir çok işi yapmaya çalıştığınız halde günün sonunda çok azını yapabilme, her şey yolunda gitse de her an üzülecek yeni sebepler bulma, bir türlü rahatlayamama veya sebepsiz kalp çarpıntılarınız varsa GABA eksikliğinden şüphelenmek gerekir. 
GABA’yı nasıl artıralım? 
GABA, B6 vitamini ve magnezyum takviyesi kullanabilirsiniz. Magnezyum ve B6 vitamini beyinde GABA miktarını artırır.  Ayrıca kahverengi pirinç, ıspanak, elma, muz, ciğer-sakatat, bezelye, brokoli, havuç, mısır, fıstık, soğan, patates, mantar, domates gibi bazı gıdalar bol miktarda GABA içerir. Listeye eklenecek en önemli besinlerden bir tanesi de probiyotik olan evde yapılmış kefir ve yoğurttur. GABA düzeylerini artırmanın bir yolu da egzersiz yapmaktır ve yoga en iyi GABA kaynağıdır.
Oksitosin; sarılma gibi ten teması, doğum, emzirme dönemi ve cinsel aktivite sırasında vücutta düzeyi yükseldiği için aşk hormonu olarak da bilinir. Biriyle bağ kurduğunuzda ya da güven ve sadakat duygularının yoğun hissedildiği anlarda ön plana çıkar. Aşık olduğunuzda da oksitosin salınır. Kadınlarda daha yüksek düzeylerdedir. Özellikle doğum ve bebek emzirme sırasında bebek ile anne arasında güçlü ilişkinin kurulmasını sağlayan ana hormondur. Empati, duygu durum, güven, cinsel aktivite, sosyal ilişkilerin kurulması oksitosin için önemli görevlerdir. Kortizol düzeylerini azaltır. Ağrı eşiğini yükseltir. Oksitosin salınımı sosyal ilişkilerin ve ikili ilişkilerin gücünü artırır.
Oksitosin beyinde azaldığında anksiyete, sosyal fobi, sosyal ilişkilerde girişken olamama, otizm, post travmatik stres bozukluğu, kulak çınlaması veya anoreksi hastalığı görülebilir.   
Oksitosin üretimi için vitamin D çok önemlidir. En ideal D vitamini kaynağı güneş ışığıdır. C vitamini ve Magnezyum da oksitosin üretiminde rol alırlar. Badem, kabak çekirdeği, muz, siyah çikolata, ıspanak en iyi magnezyum kaynaklarıdır. Melatonin adlı beyinde salınan uyku hormonu da oksitosin salınmasını artırır. Sosyal ilişkilerinizde, dostlarınız, akrabalarınızla tokalaşmak, onlara sarılmak gibi fiziksel temaslar çok önemlidir. Her gün sadece 10 saniye sevdiklerinize sarılmak, evcil hayvanınızı sevmek bile oksitosin miktarınızı artırarak sizi mutlu yapar. Masaj yaptırmak, yoga yapmak, müzik dinlemek, soğuk veya ılık su ile duş almak da oksitosini artırır.

Yazının orjinali için : https://www.cnnturk.com/yazarlar/guncel/prof-dr-derya-uluduz/iste-mutlu-ve-huzurlu-olmanin-formulleri

ÇOK ÖZÜR DİLERİM !

YAZAR : Çarşamba, Haziran 27, 2018


Başak Kablan: "Burun deliklerim orantısız, saçlarım kötü, hızlı konuşuyorum, ses tonum kötü, ya da artık nasıl dersen hepsi için özür dilerim"

Daha öncede bahsetmiştim Başak Kablan'dan. Kendisi youtuber ve çok iyi bir gözlemci, iyi bir hikaye anlatıcısı. Ben anlatsam bunları anlatırdım diyorum bazen bazen de yok yaaa bu kadar iyi anlatamazdım ben" diyorum. Yani çok başarılı bir anlatım ve konu harika.
Hangimiz doğarken fiziksel özelliklerimizi seçtik? Peki hiç bir dahlimiz olmayan fiziksel özelliklerimiz yüzünden neden sorumlu tutuluyoruz? Birini fiziksel olarak çirkin ya da farklı diye yargılama hakkını nereden buluyoruz? Yargılarken yaptığımız zorbalığın farkında mıyız? Farkındaysak neden yapmaya devam ediyoruz? Yoksa biz sadist miyiz? Videoyu izlerken düşündüğüm şeylerden bir kısmını paylaştım sizlerle. Bakalım siz ne düşüneceksiniz?
Ayrıca minimalist yaşam, paramızı tasarruf etme, reklamların gerçek yüzü gibi videoları, filmi, dizi önerisi videolarını da çok seviyorum. Onlar da tavsiye olunur.

Fala İnanma Falsız da Kalma

YAZAR : Salı, Şubat 06, 2018
Türk Kahvesi, Geleneksel, Kahve, Türk, Kupa, Içki, Cafe

Fala inanma falsız da kalma , yani fal baktır ama inanma demek mi? İnanmamak, etkilenmemek mümkün mü ki? Aslında ben pek fal baktırmam. Nadirdir fal baktırdığım. Fal uygulamalarına bile nadiren gönderirim falımı. Tabi bunun bir nedeni var. Fal bakan kişilerin olumsuz yorumları. Bu yorumlardan en etkilenmeyen kişi bile bilinçaltı düzeyde etkilenir mutlaka. O yüzden çok güvenmediğiniz insanlara fal baktırmamanız gerekir, muhabbetine bile olsa. 

Türk Kahvesi, Fincan, Içecek

Bu günlerde annemin bir sağlık sorunu var. Bu konuda ister istemez endişeliyiz kız kardeşlerimle. Dün bu sebepten olsa gerek bir arkadaşım, tanıdığı bir arkadaşına fal baktırmamızı teklif edince kabul ettim. Fal baktırdığımızda aslında zihnimizi etkilemesi için açmış oluruz fal bakan kişiye. İyi niyetli olumlu bir insansa ne ala. Ama o kadar az kaldı ki o tarz insanlardan. Bu yüzden özellikle uzak dururum ama dün kaçamadım işte:( 
Fal bakan bayan benden hoşlanmadı sanırım , içindeki bütün kötü , olumsuz duyguları üzerime boşalttı resmen. Yani hiç iyi bir şey söylemedi. Hoşlanmaması için bir sebepte yoktu , tabi bence. Yani aramızda olumsuz bir iletişim de geçmemişti ama kadınlar maalesef bunu yapıyor. Tipinden hoşlanmıyor, güzel olmasından ya da ondan uzun olmasından, ondan zayıf olmasından, mutlu olmasından , kendine güvenmesinden rahatsız oluyor. Bir şeyler kadınları diğer kadınları kıskanma konusunda motive ediyor işte , maalesef:(

mutsuzluk bulaşıcıdır ile ilgili görsel sonucu

Şimdi ne dedi ki bu kadar etkilendin diyeceksiniz . İlk olarak fincanı açar açmaz "kocanla aranda sorun var" dedi. Ben olmadığını söyleyince konuyu değiştirip  "kocan hasta olacak" dedi. "Kız kardeşin boşanacak" dedi. "Oğlun alkol düşkünü" dedi mesela ama ben "daha 15 yaşında" dediğimde "gelecekte öyle olacak" dedi. Şu an aklıma gelmiyor , ama gelenler çok olumsuz işte. Yani dünden beri düşünüyorum bir insan neden bu kadar olumsuz şeyler söyler. Karşısındaki insanı rahatsız etmek, mutsuz etmek için olabilir ama senin bundan çıkarın ne. Kötülük böyle bir şey mi? neyse ki bilmiyorum, asla bir insana bile bile kötü hissettirecek bir şey yapmam, çok şükür. Bunu kadınların diğer kadınlara yapıyor oluşu özellikle canımı sıkan bir olay. Kendi içinde mutsuz ve bunu bulaştırmaya çalışıyor çevreye. Yazık :(
 Böyle durumlarda hiç sevmediğim ama maalesef doğru bulduğum bir söz geliyor aklıma; "Kadınlar imparatorlar gibidir, hiç dostları yoktur"

mutlu insanları kimse sevmez ile ilgili görsel sonucu

Yaşadığım olayların bana ne söylemek istediğini anlamaya çalışırım genelde. Yani bu duruma neden bu kadar takıldım ve bana aslında ne demek istiyor. Sonra aklıma Psikiyatrist Cem Mumcu'nun bir konuşması geldi. "Karı-kocalar bir süre sonra evlilik rutini içerisinde birbirlerine alışıyorlar. Hiç ayrılmayacaklarını sanıyorlar. Ama  bir gün ayrılacak herkes sevdiğinden. Ölüm diye bir gerçek var ve bir gün bu hayat bitecek. İlişkileri monotonlaştıran işte bu "nasıl olsa hep orda" duygusu. Hep orada olmayacak o veya siz. Bir gün bitecek mutlaka. Eğer bunu bilerek davranırsanız eşinize hiç sıkılmazsınız evlilikten". Sizde böyle düşünün bakın çok fark edecek.
Sonuç olarak eşime bir şey olması fikri hiç aklıma gelmezken bu olay yüzünden geldi ve onun değerini daha çok anlamama vesile oldu. Bu beni tedirgin ve mutsuz etti biraz ama belki de ihtiyacım vardı demek ki. Bir kez daha anladım ki hiç tanımadığınız biri bile olsa (aslında özellikle o insanlara) zihninizi savunmasız bir şekilde sunmamamız gerekir . Hayatın her alanında bu tarz insanlara karşı uyanık olmak zorundayız. Kendimizi korumalıyız. Yani gözünü aç Ey Türk Kadını:)))) 

Mindfulness Eğitimi

YAZAR : Salı, Ağustos 08, 2017
Cumartesi günü Mindfulness eğitimine katıldım. Uzun bir süredir aslında mindfulness hakkında araştırmalar yapıyorum. Bu eğitim tüm bu araştırmalarımı sistematik hale getirmemi sağladı. Öncelikle mindfulness ne demek onu açıklayarak başlayalım. Mindfulness; yaşadığımız şu anı bütün dikkatimizi vererek gözlemlemek, anda olmak yada şimdide olmak, o ana odaklanmak demek. Yaşananlara normalde yaptığımız gibi isimler koymadan, kategorize etmeden, yargılamadan tarafsızca bakabilmek. 
An'da olmak, yani her ne yapıyor isek orada olmak, geçmişi düşünmemek, geleceğe dair planlar yapmamak, düşüncelerin akışına kapılıp kaybolmamak.
Peki anda olmak neden önemli? Kronik mutsuzluğumuzun, odaklanamamızın , yaşadığımız şeylerden keyif alamamamızın sebebi o anda olmamamızdan kaynaklanıyor. Duştayken mesela vücudumuz banyodayken zihnimizinde banyoda olması gerek. Araba kullanırken arabada olmamız gerek. Mindfulness bir yetenek değil bir beceri. Yani geliştirilebilir, herkes yapabilir. Günlük egzersizleri var ve sadece 10 dakika yapmak bile hayatınızda olumlu değişimlere sebep oluyor. Mindfulness odaklanmayı arttırıyor, yaşadığımız andan keyif almamızı sağlıyor ve böylece kronik mutsuzluğu yok ediyor.
Mindfulness ile ilgili özellikle yurt dışında çok sayıda araştırma var ve sonuçlar gerçekten çok işe yaradığını gösteriyor.
Eğitimci Erhan Ali YILMAZ yıllarca reklamcılık sektöründe çalışmış bir kişi. Ve bir gün aşırı stresten dolayı bir rahatsızlık geçirince rahatlamanın yollarını ararken mindfulnessla tanışıyor ve hayatındaki olumlu değişiklikleri görünce bu yöntemden herkesin faydalanmasını istiyor. 
Eğitimde çok sayıda doktorun da olması beni mutlu etti. 
Mutlu olmanın tek yolu sakin bir zihindir. Zihnimizi sakinleştirmemiz gerek. Bunu isterseniz meditasyonla, yogayla yaparsınız isterseniz mindfulness egzersizleriyle. Yani temelde hepsi aynı . 
Eğitimde, bağımlılıklardan da bahsedildi. Özellikle kötü alışkanlıkları nasıl bırakacağımızdan. Nasıl faydalı alışkanlıklar edineceğimizden. Ve çok müthiş bir şey , beynimiz her an öğrenerek değişebilir, yani yaşlandıkça değişmez, yeni nöron üretilmez vb.... gibi inançların yanlışlığını bilim bugün kanıtlamış durumda.
Sonuç olarak gün içerisinde düşüncelerin akıntısına kapıldığınızı hissettiğinizde hemen durmanız gerek. Sizi sürüklemesine izin vermeden düşünceler o ana odaklanmanız gerek. Her ne yapıyorsanız gerçekten orada olup, gerçekten hissederek yapmamız gerek.
Ayrıca hergün en az 10 dakika sadece nefesinize odaklanarak hiç bir şey düşünmemeye çalışarak egzersiz yapmanız gerek.
Ve en can alıcı nokta; eğer her gün yapmazsanız bir işe yaramaz. Yani bunu rutin haline getirmeniz gerek. Rutinlerin gücüne güvenin. Rutine bağlayıp her gün yapın ve farkı görün. Şahsen ben yapmaya başladım ve gerçekten daha dingin hissetmeye başladım. Ve hocanın dediği gibi "yapmak başlarda zor, yaptıkça kolaylaşıyor".


Mutlu Çocuk Başarılı Çocuk

YAZAR : Perşembe, Ağustos 03, 2017
Facebook'ta paylaşılan bir alıntıyı paylaşacağım bugün sizlerle. Çocuklarımızı zorlarken düşünmemiz için. Kesin Özgür BOLAT'mı demiş bilmiyorum ama onun konuşmalarını dinlemiş biri olarak demiş olacağını düşündüm. 
mutlu çocuk ile ilgili görsel sonucu

"Üniversite sınavlarında Türkiye 56.'sı olmuş, Boğaziçi’ni birincilikle, Harvard’ı 4.00 ortalamayla bitirmiş, üstüne de Cambridge’de doktora yapmış Özgür Bolat tüm bu başarıların ardından şaşırtıcı şekilde bunların önemsiz olduğuna kanaat getirmiş ve şunları söylüyor:
"Ben Türkiye’deki insan yetiştirme modelini hem ailelerde hem de okullarda değiştirmek isteyen biriyim.
Var gücümle bunun için uğraşıyorum. Dünyanın en saygın araştırma şirketi Gallup’a göre dünyanın mutsuzlukta sondan üçüncü ülkesiyiz. Şu anda 10’dan fazla ülkede savaş var. Biz o ülkelerden bile daha mutsuzuz.
komik çocuk karikatür okul ile ilgili görsel sonucu
Ailem, akrabalar, komşular, herkes, “Özgür, yine birinci olmuş!” deyince, babamı mutlu görünce, benim bilinçaltıma şöyle bir şey yerleşti: İnsanlar, beni birinci olduğum için, başarılı olduğum için kabul ediyor ve seviyor. Babam da…
Ben de başarımla kabul göreceğimi düşündüm. Ve o andan itibaren de sürekli başarılı olmak için uğraşıp durdum. Sanki sadece başarılı olursam onların gözünde değerli olacaktım.
İşe yarayan nedir biliyor musunuz? Tek başınıza kaldığınızda, huzur ve hissedebilmek. Var olan durumu olduğu gibi kabul etmek.
Şimdi ki aklım olsa o okullara gireceğim diye kendimi parçalamazdım. Çok bir şey ifade etmiyor aslında. Dünyanın en depresif öğrencileri Harvard’da. Neden? Çünkü hepsi başarı odaklı. Oraya giriyor ama aynı anda depresyona da giriyor. Sizin için hangisi önemli: Çocuğunuzun okuldaki başarısını mı, yaşamdaki başarısını mı? Robin Williams niye intihar etti? Hollywood’un en ünlü, en başarılı insanlarından biri niye intihar ediyor? Çünkü içindeki boşluğu, dışarıdan gelenler; başarı, para, şöhret dolduramıyor. Yetmiyor. Kimseye yetmez.
Benim çocuğum ne olsun biliyor musunuz? Bir kafede çalışsın, yeter ki iç huzuru olsun".
Alıntı"

Mutluluk Hakkında 2

YAZAR : Salı, Mayıs 30, 2017
mutluluk kapak sözleri ile ilgili görsel sonucu

Mutlulukla ilgili en sevdiğim sözlerdendir Mevlana'nın bu sözü. Seninle mutlu olmayan gider zaten. 

mutluluk sözleri tumblr ile ilgili görsel sonucu
Son zamanlarda sosyalleşme terapisi diye bir terapi var. Mutsuz, depresif insanların sosyal ortamlara girerek tedavi etmek. Bibliyoterapi dite de bir terapi yöntemi var. Kitap okuyarak terapi. Ama bildiğim kadarıyla televizyon izleyerek bir terapi bilmiyorum ben:)))) Siz biliyor musunuz? Ama şunu biliyorum ki televizyon insanlar üzerinde çok güçlü ve inandırmak istediğiniz her şeyi televizyon kanalıyla yapabilirsiniz. Televizyon izlerken bir de böyle düşünerek izleyin bakalım. Bizi neye inandırmak istiyorlar?

mutluluk kapak sözleri ile ilgili görsel sonucu

Çünkü çocukken zaten mutluyduk:)))) Ne zaman büyüdük , işte o zaman koptu film:))

mutluluk kapak sözleri ile ilgili görsel sonucu

İşte bu durum ne acıdır! İnsan elindekinin değerini ancak onu kaybedince anlıyor. O yüzden sevdikleriniz yanınızdaysa, sağlıklılarsa, sizde sağlıklıysanız, yiyecek ekmeğiniz varsa ve en önemlisi vicdanınız rahatsa sizden mutlusu yok aslında. 



Dünyanın En Mutlu İnsanından Tavsiyeler

YAZAR : Salı, Mayıs 02, 2017

Dünya’nın en mutlu insanı Richard Matthieu’nun mutluluk ve huzur tavsiyeleri;
-Dış dünyayı kontrol gücünüzün sınırlı, geçici ve hatta aldatıcı olduğunu kabul edin. İçinize bakmaya, orayı kontrol etmeye çalışın.
-Mutluluğu yakalamak istiyorsanız, çaba harcamanız, gelişmeniz gerektiğini kabul edin. Hayat sipariş kataloğu değildir.
-Öfkenizin farkına varırsanız, kendini besleyemez ve varlığını uzun süre sürdüremez, zamanla yok olur. Öfkenizin farkına varmayı alıştırma yaparak öğrenebilirsiniz. Zamanla öfkeye, grip kadar seyrek yakalanırsınız.
-Keyif ile mutluluğu karıştırmayın, keyif insanı yorar, tüketir. Mutluluk öğrenilmesi gereken bir yetenektir. Her insanda bu potansiyel vardır.

Zevk alma durumunu tadını sevdiğiniz bir pastaya benzetiyor. “İlk diliminde güzel sonra biraz sıkmaya başlıyor ve en son tamamen tükeniyor isteğiniz. Maddeye bağlı tüm zevklerin sonu aynıdır ve gerçek mutlulukla karıştırılmamalı.” diyor.
Her şeye sahip olarak mutlu olabileceğini düşünenlerin, kendileri için mutluluğu baştan yıkıcı hale getirdiğini savunuyor. Ricard: “Mutluluğu oluşturan, huzur ve tamamlanma hissidir.” diye belirtiyor.

mutluluk ile ilgili görsel sonucu
En çok da “Bilinçliliğe” dikkat çekiyor. Peki tam olarak ne demek istiyor?
“Bilinçlilik, bütün imgelerin kendi üzerinde ortaya çıkmasına izin veren bir ayna gibidir. Bilinçlilik, saf kavramsal bir nitelik olduğu için, değişim için her zaman bir olasılık vardır…Bütün duygular geçicidir. Zihin eğitiminin temeli budur.”

Tüm duyguların tabiatının aynı olduğunu ve genel tek bir panzehirle hepsinden kurtulmanın mümkün olduğunu söylüyor.

Ricard: “Düşüncelerin zihnimize gelmesini durdurmak imkânsızdır ancak etrafınızdaki belirli bir sese ya da nefes alış-verişlerinize odaklanarak onları biraz olsun susturabilir, zihninizi rahatlatıp temizleyebilirsiniz. Zihninizin kölesi olmak zorunda değilsiniz.”
Ve ekliyor: “Sağlıklı bir beyin, tıpkı bir ayna gibi olmalıdır. Nasıl bir ayna, farklı yüzleri gösteriyor ancak hiçbiri onun üzerinde yapışıp kalmıyorsa, düşüncelerimiz de zihnimizden aynı şekilde akıp geçmeli. Onların akışını izlemeliyiz; tutunup kalmamalıyız.”
-Dikkatinizi özellikle nefes alış-verişleriniz üzerinde yoğunlaştırın. Bir süre sonra düşünceler gelecektir fakat bunu fark ettiğiniz anda tekrar nefesinize odaklanmaya başlayın. Geçmiş ya da gelecek yerine içinde bulunduğunuz âna odaklanmaya çalışın.

meditasyon ile ilgili görsel sonucu
-Meditasyon, farkındalık ve duyarlılık yaratmakla ilgilidir. Örneğin anksiyete yaşıyorsanız, bunu durdurmaya çalışmak ve size kaygı veren düşünceleri unutmak mümkün değildir. Ancak duyarlılık ve gözlemcilik geliştirme yeteneği kazandığınızda, kaygınızı da tıpkı dışardaki seslerin akışını izlediğiniz gibi izleyip hissedebilirsiniz.
Meditasyonu ise piyano çalmaya benzetiyor. Her gün belirli bir süre piyano çaldığınızda nasıl bir süre sonra ustalaşmaya başlıyorsanız, meditasyonda da durum aynı bu şekildedir, diye belirtiyor.
ALINTIDIR.

Mutluluğun Kiloyla İlgisi Yok:)))

YAZAR : Cuma, Nisan 21, 2017
Aslında mutluluğun dış etkenlerle ilgisi yok. İçten gelir mutluluk. Mutlu olmak öğrenilebilir ayrıca. Yani bakış açımızı değiştirerek , olumluya odaklanarak, küçük şeylerin tadına vararak, yaşadığın an'da olarak mutlu olabilirsiniz. 
Gülmekten poz veremedi
Fotoğraftaki güzel bayan, büyük beden mankeni Ashley Graham. Sıfır beden akımına karşın acayip iş yapıyor. Bende acayip destekliyorum kendisini. 
Çünkü ben kadınların bedenleri üzerindeki baskılara, ideal ölçülere karşıyım. Haaa diyeceksiniz ki "sen neden zayıflamak istiyorsun o zaman?". Cevap veriyorum ; "ben sıfır beden dayatmasına, ne kadar zayıf o kadar güzel düşüncesine karşıyım". İdeal kiloyu savunuyorum. Yani asla sıfır beden olmak istemem, Allah korusun. 
Hürriyette "Gülmekten poz veremedi" haberini okuyunca yüzümde bir tebessüm belirdi.Aklıma bir araştırmayı getirdi bu haber. Erkeklere 100 tane fotoğraf göstermişler ve "hangi kadının daha çekici olduğunu " sormuşlar. Sonuç olarak fiziksel olarak kusurlu olmasına rağmen erkekler gülümseyen kadınları çok çekici bulmuşlar.
Büyük beden mankeni Graham hem kendisi gülmekten poz verememiş hem de yaptığı espirilerle çekim yapan ekibi kahkalara boğmuş. Kendinden hoşnut insan örneği. Yani kaç kilo olursanız olun kendinizden hoşnut olmanızdır önemli olan ve bu hoşnutluğun kriterleri toplumun baskıları olmamalı. Farkında mısınız bilmem ama bu kriterler gittikçe acımasızlaşmaya başladı. Mükemmel vücutlu, mükemmel anne, mükemmel  her şey olmak zorundasınız. Çıta gittikçe yükseliyor. 
Gülmekten poz veremedi
Bizim toplumda  söylenen bir söz vardır "fesatlığından kilo alamıyor". Bu haber birde bana bunu düşündürttü.   İş yerinde benim gibi hafif balık etli bir arkadaşımla mutlu insanların hafif kilolu olduğunu, saf ve iyi niyetli olduklarını falan konuşuyorduk bir gün. Zayıf bir arkadaş geldi o anda odaya ve konuştuklarımıza kulak misafiri oldu. "Ne yani siz şimdi bana fesat mı diyorsunuz?" dedi. Bizde kahkalarla gülerek "yoooo biz demiyoruz toplum diyor" dedik. O da bize "kilo veremiyorsunuz züğürt tesellisiyle kendinizi avutuyorsunuz" dedi. Sonra ondan nefret ettik işte bizde:)))))
Yani demem o ki arkadaşlar kimsenin standartlarına uymaya çalışarak kendinizi hırpalamayın. Nasılsanız şu an, bu halinizle güzelsiniz. Hiç kimsenin size kendinizi kötü hissettirmesine izin vermeyin. Birisi sizi bu konuda eleştirirse eğer şunu bilin ki tamamen kendi hakkındaki olumsuz düşüncelerini size söylüyordur. Yani size kilo almışsın diyorsa o kendisinin kilo aldığını düşünüyordur. Kötü görünüyorsun diyorsa kendisinin kötü göründüğünü düşünüyordur" Kişisel algılamayın yani konunun sizinle bir ilgisi yok:)))))

Mutluluk Hakkında 1

YAZAR : Perşembe, Aralık 22, 2016
mutluluk hakkında ile ilgili görsel sonucu

Yeni bir yazı dizisine başlıyorum, hadi hayırlı olsun :))))
 Dünya kurulduğundan beri insanlar varlık sebeplerini sorgulamışlar, yaşam amaçlarının ne olduğunu düşünmüşler. Bizden öncekilerde yapmış, bizden sonrakilerde yapacak. Hani bazen başımıza gelen şeyin çok büyük bir şey olduğunu zannederiz ve sadece bizim başımıza gelmiş zannetmek bizi mutsuz eder,  kendimizi haksızlığa uğramış hissederiz. İşte o zamanlarda biraz kendimize yukarıdan bakmaya ihtiyacımız vardır. Olayın dışına çıkıp tepeden bakmak derim ben. Kendini izlemek, yaşadıklarına tarafsız gözlerle bakabilmek. Bunu yapabilirsek eğer işte o zaman hatalarımızı görürüz ve analiz edebiliriz. "Sorgulanmadan yaşanmış bir hayat, hiç yaşanmamış gibidir" diyor Azra Kohen Fi kitabında. Yaşamaya geldik bu dünyaya, öyle değil mi? O zaman sorgulayalım gitsin. 
Bu yazı dizisinde geçmişte mutluluk üzerine düşünmüş, bazı çıkarımlarda bulunmuş insanların söylediklerini paylaşacağım sizlerle. Üzerinde düşünüp kendimiz için tespitler yapabiliriz bence. 

mutluluk hakkında jim carrey ile ilgili görsel sonucu

*Gerçek mutluluk mal ve mülke sahip olmak ile değil, akıl ve erdeme sahip olmak ile mümkündür. 

Aristoteles

*Mutluluk düşündüğünüz, söylediğiniz ve yaptığınız şeyin uyum içinde olduğu zamandır. 

Mahatma Gandi

*Mutluluk iyi bir sağlık ve kötü bir hafızadan fazlası değildir. 

Albert Schweitzer 

*İnsanların mutlulukları ya da mutsuzlukları, kaderin olduğu kadar da karakterlerinin eseridir. 

La Rochefoucauld

*Ne yazık ki çoğu insan daha önce mutlu olduğunu ancak mutsuzluğa düştüğü zaman anlıyor.

Bertrand Russell

Devam edecek.............

Sevgi Yumağı

YAZAR : Cuma, Nisan 29, 2016
Geçen hafta bir akşam üstü çocuklarla kurstan dönerken arabada kavga ettikleri için ben küçük çaplı bir cinnet geçirdim. Onlara kızgın olduğumdan onları beklemeden hızlı hızlı apartmana girip asansörün önünde beklemeye başladım.  25 yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim hoş bir kız vardı asansörün önünde. Yorgun, bıkkın ve mutsuz bir ifadeyle bakıyordu. Arda ile Ezgi de koşarak geldiler ve sanki biraz önce beni öfkelendiren onlar değillermiş gibi şen şakrak, bıcır bıcır "neden bizi beklemedin anne" dediler. Ben de ben size küstüm dedim. Tabi suçlarını bildiklerinden hiç sesleri çıkmadı.Sessiz geçen bir kaç dakikadan sonra birdenbire içim ürperdi ve "hava soğudu birden üşüdüm" dedim. Arda ve Ezgi biri önden biri arkadan bana sarıldılar. "Gel seni ısıtalım anne" dediler ve ben hemen yumuşadım tabiii. Sarıldık , öpüştük , gülüştük.(Annelik bir duygudan diğerine ışık hızıyla geçmek demek:)) Asansörün önünde bekleyen kız bize dönüp "ay bende gelip sarılacağım şimdi size çok hoşuma gitti, bana da sarılın" dedi. Biz de "gel gel sarılalım " dedik. Mutsuz yüzü birden aydınlandı. Bizim neşemize kayıtsız kalamadı(neşe bulaşıcıdır).
Sağlıklı bir ruh için günde en 5 kez sevdiklerimize sarılmamız gerektiğini söylemişmiydim. Bunu ben demiyorum sadece. Araştırma yapmışlar İsviçreli Bilim Adamları(attım, İsviçreli değillerdi sanırım Amerikalılardı). 
Biz evde özellikle hafta sonları sabahları "sevgi yumağı " yapıyoruz. Ne mi sevgi yumağı? Herkes birbirine sıkı sıkı sarılıyor ve dördümüzde birbirimize dokunuyoruz. Hatta ben "herkes birbirine dokunuyor" değil mi diye yoklama bile yapıyorum. Arda zaman zaman kızkardeşi için "bu geri zekalı bana dokunmasın" dese de(bu arada kızımda "sanki ben sana bayılıyorum" diye cevap veriyor) genel olarak birbirimize sıkı sıkı sarılıp sohbet ediyoruz bir süre. Eşimin de benimde en sevdiğimiz şey bu. Biraz daha büyüdüklerinde yapabilecek miyiz? bilmiyorum. Umarım devam eder. 
Ben ailelere böyle ritüellerinin olmasını tavsiye ediyorum. Özellikle çocukların ruh sağlığının gelişiminde aile çok önemli. Sevgiyi hissetmek, sevildiğini, önemli olduğunu hissetmek dünyanın en güzel duygusu. 
Biliyor musunuz bir insana yapılabilecek en büyük işkence o yokmuş gibi davranmakmış. Fiziksel işkencelerden daha yıkıcı sonuçları varmış. Mesela benim her hatırladığımda üzüldüğüm bir deney var. Bir yetimhanede bebeklere deney yapmışlar. Hiç sarılmamışlar, dokunmamışlar bebeklere ve dokunulmayan bebekler ölmüş. 
Sevdiğimiz birine dokununca oksitosin hormonu salgılamaya başlıyoruz. Bu hormon kendimizi daha mutlu ve huzurlu hissetmemize yol açıyor. Dokunduğumuz insanla aramızda bir bağ oluşmasına sebep oluyor. Geçen sabah radyoda duyduğum bir habere göre de oksitosin hormonu zayıflamaya yardımcı oluyormuş. Bununla ilgili yapılan deney sonuçlarını anlattılar. 
Sevgi güzeldir diyorum ve insan insanın şifasıdır. Sevdiklerimize daha çok sarılalım. Sevgi yumağı olalım. İyi hafta sonları......


Blogger tarafından desteklenmektedir.