Eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Öğretmen İnsan Hayatında Çok Etkilidir

YAZAR : Cuma, Ekim 18, 2019
Öğrenme, Okul, Açık, Asya, Kitap, Erkek

Bir blog yazısı okurken aklıma kendi ilkokul öğretmenim ve oğlumun kreş öğretmeni geldi. Benim ilkokul öğretmenim çok sert bir adamdı. Soru sorar , verdiğimiz cevabı beğenmeyince bizi döverdi. Bizim sınıfta ondan dayak yemeyen yok gibiydi. Bildiğimiz halde parmak kaldırmaktan korkardık. Mesela hiç unutmam yönleri öğrenirken kuzey yerine güney dediğimde yanağıma inen tokatla yıldızları saymıştım. Hala bilmem yönleri, öğrenmekte istemem:)))) "e" harfini ters yaptığım için cetveli enine dik tutarak ellerime vurmuştu ve 3 gün şişlik ve kabarıklık geçmemişti. Annem ellerimi görünce okula kavga etmeye gidecekti ki babam engellemişti(keşke engellemeseymiş). Yıllar sonra sosyal medyada okuduğum bir cümlede "Bir insanın en büyük şansı çocukken iyi bir ilkokul öğretmenine rastlamasıdır" diyordu. Bu cümleye göre pek şanslı sayılmıyorum o halde. Hatta şanssızmışım. O yılları çok hatırlamak istemiyorum.
Üniversiteden mezun olup çalışmaya başladığım yıllarda bir gün ilk okul sınıf arkadaşımla karşılaştık. Arkadaşım çok başarılıydı, liseyi birincilikle bitirmiş, üniversite de Ankara Siyasal Hukuk Fakültesini dereceyle bitirmiş bir kızdı. Sohbet ederken bana "İlkokul öğretmenimiz bize ne yapmış Kadriye, hayatında ki etkilerini hissediyor musun?" diye sordu. O ana kadar bu konuyu bilinçli bir şekilde düşünmediğimi fark ettim . Sonrasında devam etti; "ben bütün okuduğum okulları birincilikle bitirdim biliyorsun, çalışmaya başladım, avukatlık yapıyorum ama ben konuşamıyorum, konuşmaktan korkuyorum, hep ilkokul öğretmenimin etkisi olduğunu düşünüyorum. Yanlış bir şey söylediğimizde bizi hep cezalandırıyordu , yanlış bir şey söylemekten korktuğum için bildiğim şeyleri bile söylerken çekiniyorum" dedi. Onunla karşılaşmamızdan sonra bende düşündüm, beni de o kadar etkilemiş miydi? Sonra etkilediğine karar verdim. Mesela herhangi bir ortamda çok rahat fikirlerimi beyan ederim ama sınıf ortamıysa ve öğretmen varsa biraz daha çekingen olurum. Ne yazık değil mi?
Çocuk, Oyun, Çalışma, Renk, Öğrenmek 

İkinci öğretmen de oğlumun kreş öğretmeni bir bayan. İşe giderken aynı otobüse binmek suretiyle uzaktan tanıdığım bir bayandı kendisi. Bir insanın sizden hoşlanmadığını hissedersiniz ya, (negatif elektirik), işte bu bayan bana karşı öyleydi. Bir kaç ay sonra oğlum kreşe başlayınca onun öğretmeni oldu. Oğlum 2,5-3 yaşlarında falandı. Yaz aylarıydı ve oturduğumuz sitenin kreşine gidiyordu Arda. Kreşin yanında da yüzme havuzu vardı. Her gün havuza gitmek isterdi, bende ona hafta sonu gidebileceğimizi söylerdim. Tabi hafta sonunu tam olarak bilemediği için "3 gün sonra yani uyuyup uyanacağız 3 kere vb.... "  gibi anlatırdım. Sonra bir gün bana "anne sen beni kreşe bırakıp havuza mı gidiyorsun?" diye sordu. Çok şaşırdım, "Hayır  tabi ki oğlum işe gidiyorum" dedim ama 10-15 gün boyunca bu soruyu zaman zaman yineledi. Eşimle ben neden böyle sorduğuna bir türlü anlam veremedik. Bir gün kreşe oğlumu almaya gittiğimde öğretmeni yanıma geldi ve sohbet ederken bana dedi ki "ben Arda'ya annen seni kreşe bırakıp havuza gidiyor, aslında işe gitmiyor diye şaka yapıyorum". O an yüzümdeki ifadenin donduğunu, bir süre konuşamadığımı hatırlıyorum. Sonrasında "neden böyle bir şey söylüyorsunuz" dediğimde şaka yaptığını söyledi. Bir eğitimci o yaştaki bir çocuğun şaka ile gerçeği ayırt edemeyeceğini bilmiyor olamazdı , olmamalıydı.Küçücük bir çocuğa annesinin sanki ondan kurtulmak istediği, onu sevmediği , eğlenmeye gitmek için onu bıraktığı gibi bir mesaj verdiğinin farkında olmaması imkansız bir durumdu. Ama o kadar umursamıyordu ki çocuğun psikolojisini o anda öğretmen olmak bu kadar kolay olmamalı diye sinirlendiğimi hatırlıyorum.

Öğretmen çok önemli insan hayatında. Hayatının geri kalanını, yetişkin olduğunda bile etkiliyor. Keşke bütün öğretmenler bunun farkında olsa. Bir insanın hayatını nasıl etkilediklerini bilseler kayıtsız, umursamaz olamazlar. Bu iki örneği iyi öğretmenleri tenzih ederek söylüyorum tabi ki. Oğlumun kreş öğretmeni ile ilgili okul idaresiyle konuştuğumda bana kişisel sorunlar yaşadığı bir dönemden geçtiği için öyle davrandığını söylediler. Kişisel sorunlarımızı çocuklara bu kadar yansıtmak gibi bir şansımız olmaması gerektiğini düşünüyorum. O masum meleklere kişisel sorunlarımız yüzünden , düşüncesizce davranamayız, davranmamalıyız. Sizce de öyle değil mi?

Aslında Zaman Bir Yanılgı

YAZAR : Cuma, Ekim 05, 2018

şimdiki aklım olsaydı ile ilgili görsel sonucu

Bu hafta sonu Hipnoterapi Eğitimi'ne katıldım. Eğitmenleri de, eğitimi de çok sevdim. Öğrenmenin yaşı yok ve eğitimlere katıldığımda benim gibi düşünen çok insan olduğunu görünce çok mutlu oluyorum. "Oldum diyen ölmüştür" diye bir söz var kimin olduğunu bilmediğim bu söz "beşikten mezara kadar eğitim"in önemini anlatıyor.
Dünkü eğitime katılanların yaş ortalaması 40 civarıydı. Bu durumu eşimle konuştuk bu sabah. insanların neden 40 yaş civarı böyle eğitimlere ilgi duyduğunu merak ettik. Ben dedim ki "insan daha gençken üniversite okuyayım, bir iş bulayım, evleneyim çocuk yapayım işleri ile uğraşırken kendini ve hayatı sorgulamaya vakit bulamıyor. Ancak çocuklar büyüyor biraz rahat nefes alıyor o zaman kendini ve hayatı sorgulamaya başlayabiliyor. Belki de öğrenme yaşı gibi sorgulama yaşı da var insanların?".
Yani kendimden örnek verecek olursam ilk gençlik yıllarımda hem çalışıp hem okumakla geçti zamanım. Sonrasında evlendim, çocuğum oldu o biraz büyüdü ikinci oldu. Hiç şöyle bir oturup kendimi sorgulamaya, hayatı anlamaya çalışacak enerjim ve zamanım olmadı. Şimdi çocuklar büyüdü, artık kendi ilgi alanları var, arkadaşları var . Kendime vakit ayırmaya başlayabildim. Ki işte bu da 40'lı yaşlarıma tekabül etti.
şimdiki aklım olsaydı ile ilgili görsel sonucu

Eğitimde tanıştığım insanlarla da aynı şeyleri konuştuk. Genel olarak aynı şeyleri söyledik. Bir uyuduk uyandık, sanki rüyadaydık, 40 yaşımıza gelmişiz:)))
Eğitimcimizin de dediği gibi zaman bir yanılgı. Kime göre, neye göre zaman . Yani biz doğduktan sonra dünya güneşin etrafında 30 kere döndüyse 30 yaşındayız. Böyle düşününce biraz saçma geliyor sanki:))
Hani meşhur bir söz vardır "bana şimdiki aklımı ve gençliğimi verin" diye. Ama maalesef öyle olmuyor. Gençlikte aklın başka çalışıyor, olgunlaşınca başka. Ama çoğu insana sorsanız olgunluklarını daha çok sevdiklerini hatta o dönem üzüldükleri, çabadıkları şeyleri anlamsız bulduklarını söyleyeceklerdir.
Peki ya siz ? Şimdiki aklınızla gençliğinize dönmek ister miydiniz? Ben isterdim sanırım. Neleri yapardım, neleri yapmazdım, neleri farklı yapardım bir düşüneyim bakalım:)))


Herkesin Gözü Bizim Paramızda:))))

YAZAR : Pazartesi, Eylül 11, 2017
para karikatür ile ilgili görsel sonucu

Şu aralar resmen başlıktaki gibi hissediyorum kendimi. Herkes benim paramı istiyor:) Şimdi anlatınca sizde bana hak vereceksiniz ve aslında öyle olduğunu fark edeceksiniz. Cumartesi günü CNN Türk'te yayınlanan Gündem Özel programının sadeleşmekle ilgili bölümünü izledim. Programda öğretim üyesi Uğur BATI'nın konuşması beni tüylerimden diken diken etti. Kendisi reklamcılık alanında uzman ve bizi reklamlarla nasıl kandırdıklarını anlattı. Mesela o isim vermedi ama ben verebilirim:) İkea markasının uyguladığı reklam satış taktiklerinden bahsetti. "İkea'nın otoparkından girdiğiniz anda size bir satış deneyimi sunar. Zaten otoparkının olması başlı başına bir satış stratejisidir. Sonrasında hemen girişte çocuğunuzu bırakabileceğiniz bir oyun parkı vardır. Alışveriş yaparken çocuğunuzun size engel olmaması için:) Sonra bir girişi ve bir çıkışı vardır. Yani girdiğiniz zaman bütün reyonları görmeden çıkamazsınız. Alışverişlerin %50'si planlanmamış, duygusal alımlardır ve burada onlar hedeflenir(mesela çalışma masası almaya gidip ayna, fotoğraf çerçevesi, peçetelik, askılık vb.... alıp çıktığım çok oldu benim:)). Sonrasında aslında fabrikasyon bir mağaza olmasına rağmen tasarladıkları ürünlerin üzerine tasarımcının resmini koyarlar. Çünkü insanlar farklı olmak, onlar için özel tasarlanmış şeyleri kullanmak isterler ve bu fotoğrafını koyma da bir stratejidir" gibi bir sürü şey anlattı. O sırada sunucu Deniz Bayramoğlu araya girerek "öyle bir anlatıyorsunuz ki kendimi bir bilgisayar oyununda etrafımda bir sürü canavar var, bende  hayatta kalmaya çalışıyorum gibi hissettim"dedi. Aynen bende öyle hissettim gerçekten. Uğur BATI'da "evet kesinlikle"dedi.
para karikatür ile ilgili görsel sonucu
Özlem DENİZMEN de vardı programda ki bence sadeleşme konusuyla çok alakalı bir bayan. "Bankalar para satar, nasıl ki fırıncı ekmek, mobilyacı koltuk satar bankaların ürünü de paradır ve onu satmaya çalışır" dedi. Yani bankalara bu gözle bakmamızı söyledi.

para karikatür ile ilgili görsel sonucu

Ertesi gün yani bu programı izlediğimin ertesinde "Transandantal Meditasyon Semineri"ne katıldım. Tanıtım Semineri'ymiş sözde ama seminer boyunca transandantal meditasyonun faydalarını anlattı ki ben zaten internetten hepsini okumuştum. Nasıl yapıldığına dair hiç bir şey söylemedi. Eğer öğrenmek istiyorsak 1000 TL kurs ücreti ve ödeme koşulları hakkında bilgi verdi. Transandantal Meditasyonun  toplum için çok faydalı olduğunu ve bir toplumun %1'i bile yapsa o toplumda suç oranlarının azaldığını söyledi. E o zaman neden parayla öğretiyorsun arkadaşım? demezler mi adama. Demedi kimse ama içlerinden düşündüklerine eminim. Ben de kendime acayip kızdım. "Pazar günümü ziyan ettim, o kadar mesafe katedip reklam dinlemek için gelmişim" dedim kendime. 
Farkında mısınız son zamanlarda bu eğitimler çok arttı. Resmen sektör oldular ve korkunç paralar talep ediyorlar. Paranızı istiyorlar sadece paranızı:) Eğitim falan hikaye.
Ama ben son zamanlarda çok temkinliyim ki sürekli öyle davranmamız gerekiyor. Çünkü her yerden satış hileleri, taktikler, stratejiler bombalar halinde üzerimize yağıyor. Birini püskürtüyorsunuz, diğeri geliyor ve sonu gelmiyor. Gerçekten bir bilgisayar oyununda canavarlarla çevrili gibiyiz tek farkla, bu canavarlar paranızı yemek istiyorlar. 
Son olarak alışveriş yaparken satıcıların (özellikle bayan oluyor) yanıma gelip beni taciz etmesini, sonrasında eğer almazsam agresifleşip "ne oldu hannnnfendi?" diyerek hesap sormasını "beğenmedim" dediğimde tacizin dozunu arttırıp "nesini beğenmediniz" demesini aşırı derecede itici buluyorum. Bazı insanların maalesef bu baskıyla alışveriş yaptıklarını görüyorum ve üzülüyorum. Yapmayın alışveriş , kızsınlar, sinirlensinler, almak zorunda değilsiniz. Biz satışçıları mutlu etmekle yükümlü değiliz.
Her zaman uyanık olmak zorundayız, herkesin gözü bizim cüzdanımızda çünkü:)))))

Mindfulness Eğitimi

YAZAR : Salı, Ağustos 08, 2017
Cumartesi günü Mindfulness eğitimine katıldım. Uzun bir süredir aslında mindfulness hakkında araştırmalar yapıyorum. Bu eğitim tüm bu araştırmalarımı sistematik hale getirmemi sağladı. Öncelikle mindfulness ne demek onu açıklayarak başlayalım. Mindfulness; yaşadığımız şu anı bütün dikkatimizi vererek gözlemlemek, anda olmak yada şimdide olmak, o ana odaklanmak demek. Yaşananlara normalde yaptığımız gibi isimler koymadan, kategorize etmeden, yargılamadan tarafsızca bakabilmek. 
An'da olmak, yani her ne yapıyor isek orada olmak, geçmişi düşünmemek, geleceğe dair planlar yapmamak, düşüncelerin akışına kapılıp kaybolmamak.
Peki anda olmak neden önemli? Kronik mutsuzluğumuzun, odaklanamamızın , yaşadığımız şeylerden keyif alamamamızın sebebi o anda olmamamızdan kaynaklanıyor. Duştayken mesela vücudumuz banyodayken zihnimizinde banyoda olması gerek. Araba kullanırken arabada olmamız gerek. Mindfulness bir yetenek değil bir beceri. Yani geliştirilebilir, herkes yapabilir. Günlük egzersizleri var ve sadece 10 dakika yapmak bile hayatınızda olumlu değişimlere sebep oluyor. Mindfulness odaklanmayı arttırıyor, yaşadığımız andan keyif almamızı sağlıyor ve böylece kronik mutsuzluğu yok ediyor.
Mindfulness ile ilgili özellikle yurt dışında çok sayıda araştırma var ve sonuçlar gerçekten çok işe yaradığını gösteriyor.
Eğitimci Erhan Ali YILMAZ yıllarca reklamcılık sektöründe çalışmış bir kişi. Ve bir gün aşırı stresten dolayı bir rahatsızlık geçirince rahatlamanın yollarını ararken mindfulnessla tanışıyor ve hayatındaki olumlu değişiklikleri görünce bu yöntemden herkesin faydalanmasını istiyor. 
Eğitimde çok sayıda doktorun da olması beni mutlu etti. 
Mutlu olmanın tek yolu sakin bir zihindir. Zihnimizi sakinleştirmemiz gerek. Bunu isterseniz meditasyonla, yogayla yaparsınız isterseniz mindfulness egzersizleriyle. Yani temelde hepsi aynı . 
Eğitimde, bağımlılıklardan da bahsedildi. Özellikle kötü alışkanlıkları nasıl bırakacağımızdan. Nasıl faydalı alışkanlıklar edineceğimizden. Ve çok müthiş bir şey , beynimiz her an öğrenerek değişebilir, yani yaşlandıkça değişmez, yeni nöron üretilmez vb.... gibi inançların yanlışlığını bilim bugün kanıtlamış durumda.
Sonuç olarak gün içerisinde düşüncelerin akıntısına kapıldığınızı hissettiğinizde hemen durmanız gerek. Sizi sürüklemesine izin vermeden düşünceler o ana odaklanmanız gerek. Her ne yapıyorsanız gerçekten orada olup, gerçekten hissederek yapmamız gerek.
Ayrıca hergün en az 10 dakika sadece nefesinize odaklanarak hiç bir şey düşünmemeye çalışarak egzersiz yapmanız gerek.
Ve en can alıcı nokta; eğer her gün yapmazsanız bir işe yaramaz. Yani bunu rutin haline getirmeniz gerek. Rutinlerin gücüne güvenin. Rutine bağlayıp her gün yapın ve farkı görün. Şahsen ben yapmaya başladım ve gerçekten daha dingin hissetmeye başladım. Ve hocanın dediği gibi "yapmak başlarda zor, yaptıkça kolaylaşıyor".


Blogger tarafından desteklenmektedir.