Alkali Diyet

YAZAR : Çarşamba, Mayıs 21, 2014
zayıflama,hızlı zayıflama,kilo verme,diyet
Size son günlerde favorim olan, şu aralar sürekli araştırdığım alkali diyetten  bahsedeceğim. Zaten moda olan ne varsa denemesem olmaz:))))
Aslında bu diyeti önce zayıflattığı için düşünmüştüm ama araştırdıkça yorgunluğa iyi geldiğini de öğrendim. Vücudumuz asidik olduğunda hastalanıyormuşuz. Bu yüzden yediğimiz,içtiğimiz şeylerin asidik değerlerinin yüksek olmaması gerekirmiş. İçtiğimiz suyun alkali olması için eczanelerde satılan İngiliz karbonatından 1 lt su için 1 silme çay kaşığı karbonatı ekleyerek içmeliymişiz. Günde de 2,5-3 litre alkali su içersek eğer zayıflamamıza yardımcı oluyormuş. Çünkü içtiğimiz su alkali olmazsa hücrelerimizin içine giremezmiş.
Ben günde yaklaşık 5 litre su içiyorum. Kendi isteğimle, ihtiyaç hissediyorum ama spora giderken yaptırdığım vücut ölçümlerinde su oranım az çıktı. Yani içttiğim su hücrelerimin içine giremiyormuş.
Ortalıkta dolaşan o kadar çok diyet var ki. Birisinin kesinlikle şunu yemelisiniz dediğine diğeri asla yemeyin diyebiliyor. Çok fazla bilgi kirliliği var ve insanların kafası çok karışmış durumda. Diyet ve zayıflamayla ilgili çok büyük bir sektör var. Kime inanacağımız konusunda karar veremiyoruz. Ama ben 2 gündür karbonatlı su içmeye çalışıyorum ve akşam 18:30'dan sonra bir şey yemiyorum. Psikolojik olabilir belki ama kendimi daha zinde hissediyorum.
Zaten alkali diyetle kilo verilmesinin sebebi akşam 6'dan sonra bir şey yememeyi gerektirmesinden dolayı bence. Ama alkali su vücudumuzada iyi geliyor. Çünkü alkali su içmesek bile akşam 6'dan sonra bir şey yemezsek zaten zayıflarız. Bu akşam yememe olayıyla ilgili o kdar çok kitap okudum ki hem ilo vermek hem de genç kalmak istiyorsanız akşam 18:00'dan sonra yemek yemeyin diyorlar. Galiba akşam geç saatte yemeemek konusunda tüm diyetler hem fikir.
Kendimde gözlemlediğim 2. şey de açlık krizlerimde azalma olması. Bu da alkali sudan kaynaklanıyor olabilir. Ama olmayadabilir. İlerleyen zamanlarda size bununla ilgili bilgi veririm.
Atrıca bu diyette besin destekleri kullanmanızda gerekiyor. Okuduğum Ayşegül Çoruhlu'nun kitabında D3 vitaminini tavsiye ediyor. Çünkü vücudumuz kalsiyum yardımıyla kilo verebilirmiş, kalsiyumunda vücudumuzda kullanılması için d vitaminine ihtiyaç varmış.Ve bir de yazar omega 3'ü kesin tavsiye ediyor. Bunun da kilo aldırmaayacağını aksine zayıflatacağını söylüyor.
Şimdili bu kaadar gelişmeelerden haberdar ederim sizleri. Hoşçakalın.

CELLFOOD

YAZAR : Pazartesi, Mart 24, 2014


Merhabalar
Bugün sizlere farklı bir üründen bahsedeceğim. 
"Cellfood hücrelere oksijen sağlayan iyonik formüldür ve çözünmüş oksijen, 78 mineral, 34 enzim, 17 amino asit ve elektrolitler içerir. Sadece en iyi ve tamamen doğal bitkisel maddelerden hazırlanır ve vücudun her hücresi tarafından hızla emilir". Tanıtım broşüründe böyle yazıyor.
Gelelim benim düşüncelerime.Ben damlasını ve cilt için oksijen jelini kullandım. Damlasını her yemekten önce bir bardak suya 8 damla damlatarak içmemiz gerek. Ben sabah ve akşam yapabildim. Almaktaki amacım hücrelerimizin içine saf oksijen girmesini sağladığını iddia ediyor olmasıydı. Ama tabii bunu ölçemeyiz.Sadece kullandığım süreçte ne gelişme hissettim. Sanki enerjim biraz daha arttı.Hücrelerime sormak lazım gerçekten işe yarayıp yaramadığını. Ama hücrelerimizin oksijene ihtiyacı olduğunu ve özellikle kanser hastalığının hücrelerimize yeterince oksijen giremediğinde oluştuğunu okuyunca almaya karar vermiştim. Sonuç olarak hücresel faydası olduğundan çok bir değişiklik farketmedim.
Ama cilt için oksijen jeli kullandığımda farkı gözle görülür hissettim.Bu jel içinde kullandığınız nemlendiricinin etkisini arttırıp nemi daha fazla tuttuğu yazıyordu broşürde. Ben geceleri yatmadan önce kullandım.Önce nemlendiricimi sonra jeli sürdüm. Sabah uyandığımda daha parlak ve gergin bir cildim olduğunu gözlemledim.
Bir daha alır mıyım? Cilt için olanını alırım ama damlası konusunda emin değilim. Çünkü insan farkedilir bir sonuç hissettiği şeyleri tercih ediyor.

Bir Film: 3 Aptal

YAZAR : Çarşamba, Mart 05, 2014


Orjinal adı 3 İdiots. Bir Hint filmi.Bir ara iş yerinde Ayfer'le Hintli Aktör Aamir Khan filmlerine merak sarmıştık. Hint sinemasını Aamir Khan sayesinde tanıdım. Çok beğendiğim filmler oldu. 3 Aptal en beğendiğim. Ama tek sevmediğim toplu dans, müzik sahneleri. Film birden gevşek, komik bir hal alıyor.Karakterlerin ciddiyeti, filmin büyüsü bozuluyor bence. Yani bunu komedi tarzı filmlerde yapın da daha ciddi filmlerde yapmayın.Yapmazsanız ne olur ki ? Hindistan'da kimse seyretmez mi ? Ay ne bileyim ben çok anlamsız buluyorum. Neyse eleştirimi de yapmış oldum.
Aamir Khan'a bayılıyoruz Ayfer'le.İş yerindeki bir arkadaşımız da ( Hakan) bize diyor ki "Justin Bieber hayranı ergen kızlar gibisiniz. Onlar gibi oranızı buranızı yırtıp çığlık atacaksınız Aamir diye.Hiç yakışıyor mu size?"(  Bu arada Ayfer 44, ben 40 yaşındayım). Bu arkadaşımız genç tabii. Bilmiyor. İnsan yaşlanıyor ama ruhu hiç yaşlanmıyor. Yani acı bir durum tabii de böyle. Yani Aamir Khan'ı görürsek üstümüzü başımızı yırtmayız belki ama heyecanla onunla fotoğraf çektirmeye ve öpmeye falan çalışırız diye düşünüyorum:)

Aamir Khan
Artık filme geçeyim. Film çok iyi bence.Özellikle anne-babalar izlemeli. Hindistan'ın en iyi mühendislik fakültesinde okuyan 3 arkadaştan bahsediyor. Dostlukları, hayatı birlikte öğrenmeleri, üniversite hayatları,yurtta yaşadıkları. Çok güzel mesajlarla dolu bir film. Kesinlikle tavsiye ediyorum.
Filmin bir sahnesinde yurda yeni gelen öğrenci Aamir Khan'a şaka yapmak isteyen üst sınıflara çok güzel bir ders veriyor Aamir. Ama o esnada sürekli "All is well"  diyor. Sonra arkadaşları soruyorlar "niye böyle söyledin" diye. O da anlatıyor. " Bizim köyde bir gece bekçisi  vardı. Her gece sokakları dolaşıp bağırırdı"All is well" (yani Türkçesi Herşey Yolunda).Biz de güvende olduğumuzu düşünür rahat rahat uyurduk. Yıllar sonra bu bekçinin kör olduğunu öğrendik. İnsan kalbi öyle hassas ki hemen heyecanlanıp hızlı hızlı atmaya başlıyor.Paniğe kapılıyor.Ben de onu sakinleştirmek için kalbime dokunup "All is well(Herşey yolunda)" diyorum. Bu beni çok rahatlatıyor" Süper bir yöntem.Öyle değil mi?
Keşke bizim ülkemizde de böyle filmler yapılsa.Hint filmlerini izlerken ne kadar az gelişmiş ve fakir olduklarını görüyorsunuz. Ama ingilizce biliyor olmaları onları bilgisayar ve internette çok ileriye götürmüş.
Son olarak Hint filmlerini  bizim kültürümüze daha yakın buluyorum. Daha samimi. Daha duygusal. Amerikan filmlerine göre duyguyu daha inandırıcı veriyorlar. Hissediyorsunuz.Sonuç olarak diyorum ki ben; bu filme Türkçe dublaj yapılmalı ve T.V.'lerde gösterilmeli.Bunun gibi başka Hint filmleri de var.Kaliteli olanlara dublaj yapılmalı ve televizyonda gösterilmeli, o kadar:)

Strivectin Krem

YAZAR : Perşembe, Şubat 27, 2014

Merhabalar
Uzun zamandır almayı düşündüğüm Strivectin SD kremi dün nihayet aldım. Hem gece hem de gündüz kremini. Çok pahalı bir ürün ama bakalım etkileri anlatıldığı kadar var mı? Çünkü kadinlarkulubu.com sitesinde kullanıcı yorumlarında en iyi krem oscar'ını kazanan botokstan daha iyi bir krem olduğu söyleniyor. Mesela Madonna , Cameron Diaz gibi ünlüler kullanıyormuş. Lekelere ve kırışıklıklara iyi geldiği söyleniyor. Lekelerim için kullandığım ürünlere verdiğim paraları düşünürsem eğer bu krem işe yararsa çok ta pahalı değil . İşe yaramayan onca kreme verilen paraları topladığımda aynı fiyata gelir. (Nasılda tasarrufluyum Allahım!)
Aslında kremlere çok inanmıyordum.Mesela Dr.Osman Müftüoğlu'nun bir yazısında okumuştum."Cilt dışarıdan nemlenmez, sadece içerden nemlenebilir" diyordu. Ama bir arkadaşımla konuşurken "Ben inanıyorum kremlerin etkili olduğuna.Baksana ünlülere hiç yaşlanıyorlar mı" dedi.Çok mantıklı geldi bana da. Hepsi estetik operasyon yaptırmıyordur ya da kremlerle destekliyorlardır diye düşünüyorum.Benden 8 yaş büyük bir arkadaşım var.O kullanıyor bu kremi ve "doğal botoks kremi" diyor bu krem için. Gerçekten de cildi çok gergin görünüyordu.
Dün Sephora'dan aldım bu kremleri ve Güzellik Danışmanı bayan gece kremini de almam konusunda çok ısrar etti. Üründen o kadar emindi ki bana "gelip teşekkür edeceksiniz" dedi.İnşallah.

Ayrıca Güzellik Danışmanı bu kremin ilk önce çatlaklar için üretildiğini ve kırışıklıklara iyi geldiğinin tesadüfen keşfedildiğini söyledi. Amerika menşeili bu ürün çok eski bile olsa çatlaklara da çok iyi geliyormuş.

Gece kremi de bu. Kremle ilgili yapılan araştırmalar da en iyi kırışıklık giderici krem seçilmiş ve Sephora'nın en çok satılan cilt bakım ürünü.
Bu kısmı sonradan ekledim: 
Strivectin Krem yorumum: Kesinlikle memnun kaldığım bir krem . Kız kardeşlerimde bende memnun kaldık. Özellikle toparlayıcı etkisi çok iyi.

Besin Desteği - L-Carnitin

YAZAR : Pazar, Şubat 23, 2014




Merhaba
Bugün spor salonunda 10. seansım olduğu için tartındım ve ölçülerim alındı.Sadece 2 kilo vermişim ve 3-4 cm incelmişim:(  Bunun üzerine Mehtap Hocam dedi ki: "L Carnitin kullan.Yağ yakımını hızlandırır ve enerji verir. Daha fazla kilo verirsin".  Bende bu tarz ürünlere çok inanmadığımı söyledim. Ama o etkili olduğu konusunda ısrar etti. Altı ay kadar önce GNC'ye uğrama gafletinde bulunduğumda bana Raspberry Ketones isimli bir ilacı yağ yakıcı ve zayıflamaya yardımcı diye fahiş bir fiyata sattılar.Aslında GNC'ye çocuklara Omega 3 almak için uğramıştım.Ama kendime Omega 3,Raspberry Ketones ve Çocuklara Omega 3 alıp çıktım. Uğrama gafletinde bulundum diyorum çünkü fahiş fiyata aldım bu 3 ürünü. Hemen hemen aynı özelliklere sahip başka bir  markayı yarı fiyatından bile daha düşük bir fiyata alabilirmişim. Herneyse bir fayda görsem yine yüreğim gam yemeyecek ama hiiiç bir fayda da görmedim. Bir süredir beslenme destek ürünleri ile ilgili araştırmalar yapıyorum.Gerçekten gerekli mi yoksa yeni ticari kazanç sağlama yollarından birimi? Anladığım kadarıyla her ikisi de.
   Yaptığım araştırmalar sonucunda hepsi için demeyeceğim ama L Carnitini ele alayım örneğin, ispatlanmış etkileri yok.Kişilerin söylemleri var.Bazı yerlerde % bilmem kaç yağ yakımın hızlandığı yazıyor. Bu Plasebomu acaba diyorum. Plasebo ne diye sorarsanız şöyle bir örnek vereyim: Babaannem hastalandığı zaman gözüm ağrıyor dediğinde  ona kırmızı bonibon verirdik ve çok iyi bir ilaç olduğunu söylerdik.Bir süre sonra göz ağrısının geçtiğini söylerdi. Başı ağrıdığında mavi bonibon verirdik. Tabi bunları hap gibi suyla yutardı ve ağrılarının geçtiğini söylerdi. Yani anlayacağınız Plasebo psikolojik olarak inanma ile hiçbir etkisi olmayan şeylerin gerçekten iyileştirmesi. Yani benim kafam karıştı tam olarak emin olamadım. Plasebo bile olsa işe yarıyorsa tamam ama şu an ben inanmadığım için beni etkilemez diye düşünüyorum.
Blogger tarafından desteklenmektedir.