Güncell etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Güncell etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Multitasking - Çoklu İşlem Becerisi

YAZAR : Salı, Ağustos 22, 2017
multitasking ile ilgili görsel sonucu


Bu resim size tanıdık geliyor mu? Her kadın biraz böyle aslında öyle değil mi? Çünkü kadınsan çocuklarına bakmak, evini temizlemek, yemek yapmak, güzel olmak, zayıf kalmak , alışveriş yapmak, çalışmak, vb..... çok şey yapmak zorundasındır. 
Sıradan bir günden örnek vermek istiyorum. Geçen hafta (geçenden önceki haftaydı:))) sabahtan işten izin aldım. Ezgi'yi dişe götürmek için. Ama o sıralarda Arda'yı da başka bir doktora götürmem gerekiyordu ve hemen onun içinde randevu ayarladım. Çünkü işten her zaman izin alınmaz:)))) Bu arada iğneleme yapmadan geçemeyeceğim, neden eşler değilde daha çok kadınlar yapar bu takibi? Çünkü erkeklerin işleri hep kadınlardan daha önemlidir. Yani genelde böyledir. Sabah uyanınca randevu saatine kadar bir yandan kahvaltı bir yandan da  akşama gelecek misafir için yiyecek bir şeyler hazırladım, evi toparladım. Sonrasında hep birlikte evden çıktık. Önce Ezgi'yi dişçiye sonra Arda'yı kontrole götürdüm. Sonra akşam için alışveriş yapıp tam eve dönecekken "karnımız acıktı" dediler. Bir şeyler yedik, onları eve bıraktım ve işe döndüm. Sonrasında dedim ki kendime "sen süper bir kadınsın". Evet hepimiz her gün buna benzer şeyler yapıyoruz, hepimiz süper kadınız aslında. 
multitasking ile ilgili görsel sonucu

Süper kadınsın dedim kendime, sonra çevremdeki insanlarda takdir etti beni(pek yapmasalarda). Eşim mutlu, çocuklar mutlu , işler bitmiş . Ama peki ya ben? Yorgun. Hep yorgun. Çocuklar hep yatmak istediğimden şikayetçi. Eşim yorgun olmamdan. Arkadaşlarım muhabbet etmememden. Geçenlerde gittiğim Mindfulness Eğitiminde an'da kalın diyordu. Yani bir işi yaparken yapacağınız bir sonraki işi düşünmeyin. Mümkün mü? dedim bende kendi kendime. Düşünüp plan yapmazsam kim yapacak o işleri? Benim gibi düşünen biri daha varmış(bence herkes aynı şeyi düşündü ama bir tek o sordu), eğitimciye "bu nasıl mümkün olabilir?" diye sordu. O da aslında zihnimizi sürekli meşgul ettiğimiz zaman zamanı verimli kullanamadığımızı aksine verimsiz kullandığımızı anlattı. Bir işi yaparken diğerini planlamanın çokta bir marifet olmadığını söyledi. Aaaa değilmiymiş:))))) 
Yani şöyle dedi özetle; plan yapmak için , düşünmek için zaman ayırın sonrasında yaptığınız işe odaklanarak yapın işlerinizi. "Deneyin kesinlikle işe yarıyor" dedi.
multitasking ile ilgili görsel sonucu

Sonra ben denemeye çalışmaya başladım. Aslında işlerim de aksama olmadı. Zihnim daha rahat sanki. Yani demem o ki aynı anda bir sürü şey yapmak zorunda değilsiniz. Ve bu verimli olmadığı gibi çokta yorucu. Daha sakin bir zihin daha mutlu bir zihindir. Sakin bir zihin için de önceden planlayıp sonrasında sürekli onu düşünmemeniz gerekiyor. Yine aynı işleri yapıyorsunuz ama daha az yorularak. Ne kadar harika değil mi?


Bullet Journal Nedir?

YAZAR : Salı, Temmuz 25, 2017
Son zamanlarda çok sık rastlamaya başladım "Bullet Journal" kelimesine. Ne ki diye merak edip araştırma yaptığımda aslında genel bir tanımla ajanda olduğunu gördüm. Yani cep telefonlarımız, hatırlatıcı takvimlerimiz vb.... her şeyimiz var ama yinede defter tutmak daha fonksiyonel. Eski usül her zaman iyidir:) 

İlgili resim
Bullet journal aslında noktalı defter demek. İnternet sitesi bile var ve internete "bullet journal" derseniz çok fazla örnek görebilirsiniz. Bu noktalı defteri istediğiniz gibi siz dolduruyorsunuz. İsterseniz yapılacaklar listesi yapın, isterseniz o gün başınızdan geçen güzel bir anınızı yazın isterseniz resim yapıp süsleyin. Yani özgürsünüz.
Ben ilk fırsatta yapmayı planlıyorum. İlla noktalı olması gerekmez sanırım, noktalı olması sadece resim falan yapacaksanız sizi sınırlamamaya yarar. 
Boş, tercihen noktalı, bir defter alıp planlamaya  başlıyorsunuz. Hani derler ya "söz uçar yazı kalır". Bu deftere yazdıklarınızda kalacak ve daha net görmenize olanak sağlayacak.

bullet journal nasıl yapılır ile ilgili görsel sonucu

Hayal gücünüzle sınırlı sadece. Ben mesela her günün tarihini atıp o gün yapmayı planladıklarımı yazmayı ve günün sonunda hangilerini bitirdiğimiz görmek için kullanmayı düşünüyorum. Çünkü gün içerisinde dikkatimizi dağıtacak şeyler, beklenmedik olaylar oluyor. Yazdığımız zaman unutma ihtimalimiz azalıyor.
bullet journal kelime anlamı ile ilgili görsel sonucu
Okulda da yazarak çalışmayı severdim ben. Kesinlikle daha kalıcı bir yöntem. Hatta kopya hazırlarken öğrenip kopyaları kullanmaya ihtiyaç duymayan çok arkadaşım olmuştur:))) Yani yazmak iyidir:) Benden bir öneri olarak ta her güne olumlu bir cümle yazın bence. Ya da o gün öğrendiğiniz güzel bir sözü not edin. Sadece yapılacaklar listesi sıkıcı olur bence. Kenar süsü bile yapabilirsiniz, ilk okuldaki gibi. Kime ne ki? sizin defteriniz. 
bullet journal kelime anlamı ile ilgili görsel sonucu
Ayrıca canınızı sıkan olayları da yazdığınızda olaya dışardan bakma ihtimaliniz olur ve kendi hatalarınızı görürsünüz. Yazmak iyidir. Yazmak terapidir. Terapide önerilen yöntemlerden biri de kötü olayları, olumsuz duygularınızı yazın, sonra da yakın" yöntemidir. Yakın ve bir daha o konuda düşünmeyin. Bunun amacı aslında bilinç altımızla iletişim kurmaktır. Bilinç altımız sembollerle çalıştığı için sembolik olaylarla daha kolay öğrenir. Kağıdı yırtıp attığımızda "üzüldüm bitti" dediğimizde bunu bir eylemle desteklemiş oluruz ve biter:))) İşe yaramasının sebebi budur. 
Bullet journel'la daha organize olmak , yazıp yırtma yöntemiyle de daha huzurlu olmak mümkün:) Deneyin farkı fark edin:))))

Ramazan ve Bağzı Şeyler:)))

YAZAR : Pazartesi, Mayıs 29, 2017



Görüntünün olası içeriği: açık hava Otomatik alternatif metin yok.

Karaman'da Bir Vitrin:)))

Otomatik alternatif metin yok.
Ne acı:((((
Görüntünün olası içeriği: gökyüzü ve açık hava
Tarihe saygı, geçmişi korumak. Adamlar koruyor....

Görüntünün olası içeriği: açık hava
Ne güzel bir ilan. Gözlerim doldu. Çok teşekkür etmek isterim. 

ORUCU BOZAN 10 “YEMEK”
1. Vergi ve zekat kaçırarak yetimin, yoksulun hakkını yemek.
2. Düşük ücretle işçi çalıştırarak çoluk çocuğunun hakkını yemek.
3. Kamuda liyakatsız ve ehliyetsiz kişileri makamlara atayarak halkın geleceğini yemek.
4. Elektriği kaçak kullanarak milletin hakkını yemek.
5. Trafikte sağdan soldan öne geçerek geride bıraktıklarının hakkınıyemek.
6. Ticarette hile yaparak müşterinin hakkını yemek.
7. İsraf ederek gelecek nesillerin rızıkını yemek.
8. İnsanların düşünce ve inançlarına baskı yaparak özgürlüğünü yemek.
9. İhalelerde hile yaparak vatandaşın hakkını yemek.
10 Yalan söyleyerek, dedikodu yaparak, iftira atarak toplumun huzurunuyemek.
[ Muhammet Yılmaz ]

Hayırlı Ramazanlar herkese.....

Çarşamba Seçmeler

YAZAR : Çarşamba, Mart 30, 2016
İnstagram'da paylaşmıştım bu resmi ve karanfilin hikayesini. Gündeme ilişkin. Çok beğendim . Bakalım sizde beğenecek misiniz?

Artemis avlanmaya çıkar ama kötü bir gündür.
Eli boş dönerken ormanda flüt çalan genç bir çobana rastlar ve çobanın müziğiyle hayvanları kaçırdığını düşünür.
Çok kızar, genç adamın gözlerini oyup yere atar…
Sonra çobanın masum olduğunu ve öfkesinin kurbanı olduğunu anlar.
Pişmandır ama yapabileceği bir şey yoktur…
Çobanın gözlerinin düştüğü toprakta ise iki çiçek açar...
Kan kırmızısı iki karanfil…
O gün bugündür kırmızı karanfil dökülen masum kanın simgesidir…
Binlerce yıldır masumiyeti, sevgiyi, güzelliği, haksızlığı, pişmanlığı barındırır kırmızı karanfil.
Parayla satın alınamaz…
Cahil inşaat hırsızlarının parası yetmez...
 
Bu da en sevdiklerimden. Masum değiliz hiç birimiz. O zaman başkalarını yargılama hadsizliğini neden yapıyoruz. "İlk taşı hiç günah işlememiş olan atsın" diye meşhur bir söz vardır. Hiç günah işlemeyen olamayacağı için hiç kimsede taş atamaz. Birilerini kıyasıya ayıplamak, yargılamak istediğinizde bir kaç saniye bu cümleyi düşünün. Eminim yapamayacaksınız.
  
Bu da instagramdan . Gördüğünüz gibi çalmak için izin istemişim:))) Ama cevabı görmüyorsunuz. "Tabiki" dedi:)
Çok güzel karikatür ama öyle değil mi?  3500. Zayıflama Olimpiyatları başlamıştır. Nisan itibariyle gene hepimizde bir telaş. O diyet, bu diyet, 1 haftada 5 kilo verdiren diyet derken günler geçer, kilolar gider ve tekrar gelir. Bumerang gibi. 

 
Bloggerlar paylaşıyor sitesinden ödül aldığımı söylemiş miydim? Yaaaa söylediysem bir daha duyun ne olur sanki? İlk defa duyuyormuş gibi şaşırın ne var? Garip! bir hediye almış, görmediğin bir madalyası olmuş, sürekli onu anlatmış diyin gitsin yahu. Alınmam hiç . Çünkü gerçekten görmemiştim. Benim hiç madalyam olmadı(benim hiç bisikletim olmadı amca:)))) Küçük Emrah gibiyn) 
Ve buradan hemen psikolojik çıkarımımızı da yapalım "insan evladı , onaylanmaktan , takdir edilmekten ölesiye bıkmaz. Sürekli alnımızdaki "Lütfen Beni Özel ve Önemli Hissettir" yazısıyla dolaşırız". Eeee bende insan evladıyım sonuçta:)))

En İyi Balık Yağı Hangisi?

YAZAR : Cuma, Mart 11, 2016
Balık yağı - omega 3 kapsül kullanımı ile ilgili yaptığım araştırmalarda omega 3 kapsül kullanımını doktorların tavsiye ettiğini gördüm. Omega 3 ün faydaları; Kilo verme, depresyon, panik atak bozukluğu ve kalp-damar sağlığının korunması, vb..... Çok faydası olduğu bilinen balık yağını kullanmalı mıyız? En iyi balık yağı hangisi? Hangi balık yağı hapını  kullanmalıyız ya da satın alırken içeriğinde neler olmasına dikkat etmeliyiz? gibi soruları araştırdım ve araştırmalarımı sizlerle paylaşmaya karar verdim. Bu yazıda sizlere en iyi balık yağı ,omega 3 faydaları ve omega 3 nelerde var? bahsedeceğim. Özellikle Dr. Canan KARATAY ve Dr. Osman MÜFTÜOĞLU Omega 3'ü tavsiye ediyorlar.

Balık yağı nedir? Omega 3 nedir?

Öncelikle ikisi aynı şey değil. Balık yağı balıktan elde edilir ve içinde Omega 3 bulunur. Ayrıca balık yağının içinde daha farklı vitaminler(örneğin D Vitamini) bulunmaktadır.Sağlığımız için Omega 3 çok önemlidir. Ama balık yağı tek Omega 3 kaynağı değildir. Bir deniz canlısı "krill"den de omega 3 elde edilmektedir. Keten tohumu da bitkisel kaynaklı bir omega 3 ihtiva eder. Keten tohumu yağındaki Omega 3'ün adı APA'dır.Balık yağında bulunan Omega 3 yağ asitelerinin ismi EPA ve DHA 'dır.

Bazı balık yağları %60-70 Omega 3 içerirken bazıları sadece %5-10 Omega 3 içerebilir. Bu da bize bazı balık yağlarının neden ucuz olduğunu gösterir. Yani kocaman kapsülleri yutup vücudunuza çok az omega 3 alıyor olabilirsiniz. Bu yüzden satın aldığımız kapsüllerde EPA VE DHA değerlerine bakmalıyız.İçeriğinde ki EPA ve DHA miktarı arttıkça fiyatta artıyor.

Balık yağı besin takviyesi kullanmalı mıyız?

Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU "C Vitamin, B12 vitamin ve Omega 3 vücudumuzun olmazsa olmazları" diyor ve "besinlerle alınamıyor ise Omega 3 kapsül kullanımının faydalarının tartışılmaz olduğunu" belirtiyor. Besinlerle bu ihtiyacımızı karşılayabilmek için haftada 2 gün deniz balığı yememiz gerekiyor. Eğer bunu yapamıyorsak tablet kullanabiliriz.
Ve eğer amacımız kalbimizi korumak, damarları esnek ve sağlıklı  tutmak, trigliserid seviyesini düşürmek, kanı inceltmek, ritim bozukluğunu engellemek ise kullanacağımız Omega 3'te EPA değerlerinin yüksek olmasına dikkat etmeliyiz.
Amacınız beyninizi güçlendirmek, dikkat ve konsantrasyon  süresini arttırmak, gözlerinizi güçlendirmek ise kullanacağınız Omega 3'te daha fazla DHA olmasına dikkat etmelisiniz.
Özellikle büyüme çağındaki çocuklarda ve ergenlerde öncelikle DHA takviyesi gerekli.
Ayrıca Dr. Osman Müftüoğlu keten tohumu yağı tabletlerinin kullanımını çok önermiyor. Ceviz yiyerek ya da öğütülmüş keten tohumunu yoğurt veya salatalara koyarak tüketmenin daha faydalı olduğunu söylüyor.
Ayrıca Omega 3 depresyonda da çok sık destek olarak tercih ediliyor.
Yaşları 7-9 arasında olan çocuklarla yapılan bir çalışmada günde 1000 mg DHA desteği alanlarda dikkat dağınıklığında azalma, konsantrasyon ve hafızada artış görüldüğü tespit edilmiş. Çocuklarda özellikle beyin ve hafıza gelişimi için  DHA miktarının en az 600 mg olması gerekmektiği ve dikkat dağınıklığı olan çocuklarda bu miktarın 1000 mg olması uzmanlar tarafından önerilmektedir.
 
Biz Kimiz Kadınız Derki:
Omega 3 kullanacaksak satın alacağımız üründe;
*Soğuk pres yöntemiyle elde edilmiş olmasına,
*Okyanus balığı olmasına(deniz balıklarında ağır metal sorunu olabileceğinden)
* EPA VE DHA değerlerinin yüksek olmasına dikkat etmemiz gerekiyor.www.e-doktorunuz.com sitesinde önerilen EPA-DHA oranı günlük doz 250-500 mg'dır.
*Çocuklar, yaşlılar ve hamileler DHA'sı fazla olan Omega 3 kapsüllerini tercih etmeliler.

 







Kansere Yenik Düşen Bir Doktorun Duyguları

YAZAR : Perşembe, Mart 10, 2016
Uşak’ta uzun yıllardır diş doktorluğu yapan  Tolga Aydın, iki yıldır tedavi gördüğü lenf kanseri nedeniyle evinde rahatsızlanarak iki gün önce Uşak Devlet Hastanesi Yoğun Bakım Ünitesi’ne kaldırıldı. Aydın, yapılan tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirdi.
Evli ve bir çocuk babası olan Aydın ölmeden önce kanserle ilgili duygularını belirttiği yazısını Facebook’taki kişisel sayfasında paylaştı. doktorlarsitesi.net internet sayfasının haberine göre Dr. Aydın’ın kanser hastalarına umut veren yazısı ise şöyle:
Kansere yenik düşen bir hekimden Kansere yenik düşen bir hekimden Kansere yenik düşen bir hekimden Kansere yenik düşen bir hekimden Kansere yenik düşen bir hekimden  Kansere yenik düşen bir hekimden Kansere yenik düşen bir hekimden hayat dersi talk to your doctor small
GERİDE BU MESAJI BIRAKTI
“Kansere hiç yakalanmamak bizim için daha büyük bir şans olmaz mıydı? Benim yaptığım ise bu olumsuzluktan bir başarı öyküsü çıkarabilmekti sadece. Küçük şeylerin kıymetini daha iyi anladım sayesinde. Önceleri beni ıslatan yağmur kanserden sonra hiç ıslatmadı. Kanserden önce her gün gördüğüm güneş dev bir nükleer reaktör değilmiş meğerse, doğuşu ve batışı başka şeymiş. Kuyruk sallayan köpek, mırıldayan kedi, penceremin kenarında ekmek bekleyen güvercin ne destansı olaylarmış. Damla damla biriken koca bir mutluluk deniziymiş hayat. Hazır bir mutluluk aramak ne büyük gafletmiş. Hiçbir şeye şaşırmamayı, güvenilen dağların çoğu zaman karlı olduğunu, güvensiz sanılan dağlarda ise enfes çiçekler yeşerdiğini ben onunla savaşırken öğrendim.
PAHALI ARABALAR DEĞİL SADECE…
Mükellef sofraların, marka giysilerin, pahalı arabaların, şatafatın mutluluk olmadığını, mutluluğun sadece sevgiden geçtiğini öğrendim. İnsanların bir hedefi olması gerektiğini, o hedefler için savaşılmasını, cesur olmayı, direnmeyi, boyun bükmemeyi ben onunla dans ederken öğrendim. Almanın değil vermenin insanı daha mutlu ettiğini, sorumluluğu, yardım severliği bana o aşıladı. Uyanmayı sadece gözünü açmak olarak bilenler için bir şafak var ki ne kadar da sıradanmış meğer. Hadi aç gözlerini aç yüreğini. Güneşi bizim gözümüzle göremeyen o kadar çok insan var ki.” Kaynak: doktorlarsitesi.com

Ben Bilmem Beyim Bilir:(

YAZAR : Pazartesi, Mart 07, 2016

…
Ve kadınlar,
Bizim kadınlarımız :
Korkunç ve mübarek elleri,
İnce, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
Anamız, avradımız, yârimiz
Ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen
Ve soframızdaki yeri
Öküzümüzden sonra gelen ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
Ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
Ve karasabana koşulan
Ve ağıllarda
Işıltısında yere saplı bıçakların
Oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
Kadınlar,
Bizim kadınlarımız.
…
-Nazım HİKMET
Kadın cinayetlerinin yedi yılda % 1400 arttığı ülkemizde, tüm kadınların gününü kutluyorum. Umarım sene sonuna kadar yaşamayı başarabilirsiniz.

Benden, Bizden

YAZAR : Çarşamba, Mart 02, 2016
*Dün gece çok garip bir rüya gördüm. Bir kocam varmış(gerçek kocam değilmiş ama rüyamdaki kocam daha çok Dustin Hoffman'a benziyor) birdenbire insan eti yemeye başlamış bu adam(Hayırlara gelsin inşallah:))). Bana ve kızıma bunu söylüyor ve biz aşırı tepki gösteriyoruz. Bunun üzerine tabi adam sırrının ortaya çıkmaması için bizi öldürmek istiyor. İlk bölümde koşuyoruz, saklanıyoruz, kaçıyoruz falan kan ter içerisinde ve "yeter bitsin artık" diyorum. Kaçış yok, adam bizi yiyecek. En sonunda adamla konuşmaya karar veriyorum "biz senin aileniz bizde yeriz insan eti nedir yani?" dedim ve  uyandım. "Oh be rüyaymış" dedim ama tekrar uykuya dalınca rüya devam etti. İlla yiyecem yani insan eti. Neyse biz ailecek(yamyam ailesi) bir köye taşınıyoruz ve kendimize kurban arıyoruz. Yediğimi görmedim ama yiyormuşuz yani rüyamda öyle olduğunu biliyorum. Çok korkunçtu . Şu an saçmalığına gülüyorum ama acayip korktum. Rüya tabirlerine baktım tabi hemen. Allahtan kötü bir şey değilmiş yorumu.
 
*Geçen gün kuaförde saçımı boyatırken uyumuşum. Kendime inanamıyorum. Saçlarımla oynanınca hep uykum gelir(kedi gibi) ama hiç uyumamıştım şimdiye kadar. Boyama işlemi sırasında uyumuşum ve uyurken başımı hiç bir yere yaslamamam gerektiğinin bilincindeyim. Yani öyle put gibi durararak uyumuşum. Sonrasında kuaför çocuk geldi ve saçlarımı yıkamaya alacağını söyledi. "Aaaa ne çabuk " dedim. "35 dakika bekledik hanfendi" dedi. Zaman ne çabuk geçmiş:))))) Otobüs yolculuklarında uyumayı severim, yol çabuk biter o zaman. Ama kuaförde uyuyan çok değildir heralde.
 
*Her yerde uyumam ve çok uyumamdan dolayı uyku hastalığına yakalandığımı düşünüyorum(varsa böyle bir hastalık?) Sonra internetten araştırdım ve homurdana homurdana "ne kitap okuyabiliyorum, ne bir film izleyebiliyorum, oturmaya göreyim hemen uyuyorum. Allahtan henüz ayakta hareket halindeyken uyumayı beceremiyorum:)" dedim kendi kendime acıyarak . İnternette çok uyumanın 1. sebebi hipotiroidi-hashimato tiroidisi diyor ki bende 18 yıldır var 2. sebebi reaktif hipoglisemi diyor o da 2 senedir var. 3 ve 4'e bakmama bile gerek kalmadı. Oysa ki ben sanıyordum ki beynimde ur var ameliyatla onu aldırınca normal insan evladı gibi uyuyacağım. Şakası bile kötü :(
 
*Kızım baş parmağını incitmiş.Top oynarken eline top çarpmış. Aman Allahım bir naz bir niyaz. Acile götürdük. "Yumuşak doku travması" dediler. Zavallı bebeğim ne demek olduğunu bilmiyor ya  "yani anneciğim top elime yumuşacık değdiği için mi yumuşak doku, sert değseydi sert doku mu olacaktı" gibi kendince bir yorum yapmış, bana onaylatmak istiyor. Sabah sabah eşimle çok güldük ve dedik ki "eeee açıklamazsak çocuk nerden bilecek" ve sonra açıkladık ve sonra açıklamaya daha fazla vakit ayırmaya karar verdik.
 
*Geçenlerde Ezgi sınıf arkadaşı bir kızdan bahsediyordu. Anne biliyor musun Sıla'nın babası hastanelik görmüş" dedi. "O ne demek kızım?" dedim. "Hastanede mi yatmış" dedim "Hayır" dedi. "Hastanede mi çalışıyormuş" dedim "hayır" dedi. Sonra oğluma ve eşime sordum. Herkes benim gibi tepki verdi. Ama kızım ısrarla "anlamıyorsunuz hastanelik görmüş diyorum" diyor başka bir şey demiyor:))) Anlayan var mı, ne demek hastanelik görmek?





Nostaljik Pazartesi- Kadın ve Erkeğin Bakış Açısı

YAZAR : Pazartesi, Şubat 22, 2016
Kadın ve Erkeğin Bakış Açısı


Merhaba
Bu karikatürü gördüm bugün ve sizinle paylaşmak istedim. Olay aynı ama kadın ne düşünüyor erkek ne? Eskiden bir kitap okumuştum "Erkekler Mars'tan Kadınlar Venüs'ten" . Çok ilginç gelmişti . Erkekler sonuç odaklı düşünürler, kadınlar tüm ayrıntıları.

Bu konu bitmez. Yıllarca üzerinde konuşulmuş, tartışılmış ama hiç eskimeyen bir konu. Ben bazen evlilik için derim ki: "Allah iki bambaşka düşünen insanı aynı eve koymuş, hadi anlaşın nasıl anlaşırsanız? Kafa göz mü yararsınız? Orta bir yol mu bulursunuz? Ne yaparsanız yapın" dermiş gibi. Bu kadar farklı olmamızın bir sebebi olmalı.
Kadınların kendini ifade etme yeteneği süper. Konuşma yönünden kesinlikle erkeklerden daha başarılıyız. Daha sosyaliz, duygusal zekamız daha üstün. Her tartışmada özür dileyen, haksız duruma düşen hep erkekler oluyor nedense:) Ne bizimle oluyor ne bizsiz.


Bir de erkekler ne der, aslında ne demek ister? Onedio.com'dan bir kaç tane seçtim:)

*Arkadaşlar sinemaya gidiyormuş, beraber gidelim mi?

(Ben gidicem valla, sen ister gel ister gelme)


*Aşkım bu elbise sana hiç yakışmıyor, giymesen olur mu?

Ulan bu elbiseyle her tarafın belli oluyor, adamı deli etme de açık şeyler giyme.

*Ne alakası var.

( Var. )


*Şaka yaptım ya, alınmadın umarım.

(Ciddi söyledim, anlamadın umarım)


*Hiç de düşündüğün gibi değil.

( Tam da düşündüğün gibi. ) 


*Öyle demek istemedim.

( Tam da öyle demek istedim. )




En Sevilen Gün Cuma'dan Seçmeler- Hayırlı Cumalar

YAZAR : Cuma, Ocak 15, 2016
En Sevilen Gün Cuma'dan Seçmeler- Hayırlı Cumalar 

Bir yıl boyunca evlenme teklifi etti

Amerika Arizona'da yaşayan Dean  Smith kız arkadaşı Jenniffer Keesel'a 365 gün boyunca her gün evlenme teklifi etmiş ama kızın haberi olmadan ve bunların fotoğrafını çekip bir video hazırlamış. Video izlenme rekorları kırıyormuş . 
8 Ocak 2014 'te başlamış ve 8 Ocak 2015'te videoyu izlettirerek teklif etmiş. Kabul etmiş tabi kadın kim kabul etmez. Ben biraz kızardım ama. Neden kızardım bilmiyorum çok romantik oysa ki. Sanırım arkamdan iş çevirmesine ve 1 yıl sürdürmesine bozulurdum biraz.
  365 gün bir kağıda yazdığı teklifle fotoğraf çektirmiş, deli yaaaa....
 
Bu fotoğraf Çin'de akıllara durgunluk veren bir düğünden. Geline takılan takılar sadece bu kadar değil. Bir de masa var düğünde ve üzeri altın ve banknot dolu. Damat çok zenginmiş. 
İşte o masanın fotoğrafı. Sizin için araştırıp buldum. Meraktan çatlamayın diye:))) Zenginin malı züğürdün çenesini yordu gene dimi? Allah mutlu etsin inşallah. Bu arada aklınıza geleceğini tahmin ettiğim benim aklıma gelen soruları cevaplayayım bildiğim kadarıyla. Damadın ne iş yaptığı bilinmiyormuş. Hiç bir haber de yazmıyor. Sonra benim ilk aklıma gelen çok aşırı fakirlerin olduğu bir ülkede çok uç zenginlerin olduğu ve böyle düğün yaptıkları oldu mesela. İşçi olarak çalışan ve insani şartların altında yaşayan bir sürü Çinliye dağıtmak istedim o paraları. Hayalimde dağıttım bile:))))
 
Ayyyy bitanem yaaaaa. Hiç bir şey yazamıyorum ya ben buna. Kaybetme o merhameti çocuk hiç kaybetme inşallah.
Bende duymadım :))))
Tacize bak yaaaa.

Perşembe Seçmeler

YAZAR : Perşembe, Ocak 14, 2016

Günaydın
Sabah ki misafirlerimiz kumrular. Çifte kumrular:))) Camın önüne ekmek ufağı koymuştuk. Onları yemeye gelmişler. Çok tatlılar. Benim de içimde bir fotoğrafçı varmış ta ben bilmiyormuşum:))) Anne olunca da ne kadar anaç olduğumu farketmiştim:))) Demek ki hayatta ne özelliklerimiz olduğunu keşfetmek için deneyimleme ihtimalimiz olmalıymış. Denemeden bilemezmişiz . 

 
Bu karikatürü instagram da görüp paylaşmıştım. Burada da paylaşayım dedim. Aynı ben:)))) Çocuklarıma aşırı doz sevgiden bir şey olacak diye korkuyorum:))))) Sevgiden bir şey olmaz ne oluyorsa sevgisizlikten oluyor:((
 
Çok tatlılar değil mi? Aslında ben de öyle yapardım demek istiyorum ama ben de o kenara kıvrılırdım ki niye yerde yatıyor anlayamadım:)

  
Bazen sevilirsin, 
Bazen dışlanır,
Kimi dostun olur, 
Kimi düşmanın,
Birisi samimiyetle gelir, 
Diğeri kıskançlıklarla..
Varsın Olsun..!!
Herkes istediği gibi yorumlasın seni..!!
Eğer ki;
Kalabiliyorsan sen,
“Sen gibi..”
Ve daima iyiye güzele koşarak..
Yüzünde sessiz bir tebessümle,
Yoluna devam et..!!
../Anette İnselberg

Blog Keşif Etkinliği- Uçan Arı

YAZAR : Salı, Ocak 05, 2016

Nostaljik Pazartesi 4- Yaşama Sevinci

YAZAR : Pazartesi, Ocak 04, 2016
Merhabalar
Sosyal medyada sürekli bu tarz paylaşımlar görmekten bunaldığım için, sizi de bunaltmak istediğimden, bende yazıma böyle başlamak istiyorum "Yeni yılın ilk iş gününden merhaba, yeni yılın ilk pazartesi, yeni yılın ilk bilmem nesi", haftaya 2. pazartesi mi diyeceğiz? 52 haftayı 365 günü sayacak mıyız? Yakında "yeni yılın ilk gününde ilk tuvalete gidişim" diye bir paylaşım görürsem şaşırmam yeminlen. Yaaa biz niye böyle olduk? Birisi yapıyor sonra herkes yapıyor. Sonra herkese bıkkınlık geliyor.

Neyse yeni yılın ilk iş gününde böyle şikayetli, serzenişli, "yeni yılın ilk postu" olmaz ama dimi? Çok haklısınız diyorum ve Nostalji Pazartesi'nde sizin için seçtiğim "Her Yeni Güne Böyle Başlamak Dileğiyle" başlıklı , motivasyon dozu yüksek bir yazı ile sizleri baş başa bırakıyorum.( Yeni yılın ilk baş başa bırakması:))


Yazı için TIK TIK.

Blogger tarafından desteklenmektedir.