zayıflama sırları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zayıflama sırları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Zayıflatan Karabiber Çayı

YAZAR : Çarşamba, Kasım 30, 2016
fevzi özgönül ile ilgili görsel sonucu

Dr. Fevzi ÖZGÖNÜL'ü işin aslı tanımazdım. Aslında "Beden Aklıyla Zayıflama" isimli kitabı duymuştum. Onun yazarı oluyor kendisi. Ama son zamanlarda evde olduğum için Zahide YETİŞ'le programını izlemeye başladığım için bir sürü uzman tanımaya başladım. Son dönemlerin moda deyimiyle "elektiriği çok güzel" bir insan bence kendisi :) 
Bugünkü programda verdiği zayıflatan karabiber çayı tarifini sizlerle paylaşmak istedim.

Karabiber Çayı

- 7 tane karabiber
-2 tane karanfil
-1 çay kaşığı toz zencefil(taze zencefil olursa daha iyi tabi. taze zencefili rendeliyoruz)
-1 kabuk tarçın
- 1 diş sarımsak

Hepsini 3-5 dakika kaynatıp süzüp içmemiz gerekiyor. Akşam üzeri içmemizi tavsiye ediyor Fevzi Özgönül. Ve içtikten sonra enerjik hissedeceğimiz için hareket etmemizi öneriyor. Enerji veren bir çay ve zayıflamaya yardımcı. Akşam üstü içmemizin bizi gece acıktırmayacağı için önemli olduğunu söylüyor. Şifa olsun inşallah.

Programda bazı zayıflama tüyoları da verdi hoca. Mesela kendisi 21 günde zayıflamış ve yaptıklarından bahsetti biraz. 21 gün boyunca hiç ekmek yememiş, 21 günden sonra sadece sabah kahvaltılarında yemiş. Ekmek yerine ceviz yemiş. Sabah güzel kahvaltı etmeyi, öğlen de güzel yemeyi(saat 3'e kadar) tavsiye ediyor. Gündüz güzel yersek akşam acıkmayacağımızı söylüyor.
İnşallah amin diyorum:)))

Zayıflayamama Sebepleri-1

YAZAR : Pazartesi, Mayıs 23, 2016
Ne yaparsanız yapın zayıflayamıyor musunuz?(benim gibi.ühühhüüüü) Beni takip edenler bilirler, uzun zamandır kilo vermek için çok çeşitli şeyler deniyorum ama vücudum banamısın demiyor. Mesela bir yazımda trambolinle zıpladığımdan bahsetmiştim (burada) . 8 gün hiç aralıksız her gün 1 saat zıplayıp, kan ter içinde kalarak 1 kilo almayı başarabilen var mıdır benim gibi? Yok mu? Vallahi aynen öyle oldu. İşten geldim yemek yedikten 1,5-2  saat sonra her gün zıpladım. Saçımdan yüzüme ter damlacıkları damladı, yılmadım devam ettim. Eve gelip yemek yedikten sonra pıhtılaşmışken o trambolinin üzerine çıkmak kolay mı sanıyorsunuz? Sanmayın. Hiç kolay değil. Kendimi kaldırıp ne zorluklarla ikna edip üzerine çıktım, zıpladım ben. Ne acılar çektim ben biliyor musunuz?  Haftada bir kez tartılacağım dedim. 1 kilocuk zayıflasaydım eğer devam edecektim ama zayıflamayı bırakın kilo almışım:((  Tamam belki biraz daha istikrarlı olmalıydım ama hiç bir şey yapmasamda aynı kilo, kendimi paralasamda aynı kilo. Ne yapabilir ki her normal insan evladı. Vazgeçer tabi:)))
Ama ben kafaya koydum. Bir süre moralim bozuk dolaştıktan sonra tekrar araştırmalara başladım. Tamam 40 yaşından sonra kilo vermek zor ama veren veriyo değil mi? O zaman "neden kilo veremiyorum"u araştırmaya başladım. Bakalım neler bulmuşuz?
Kilo verememenin psikolojik kökenleri, fizyolojik sebepleri vb... bilimum araştırdım ve sizlerle paylaşmaya karar verdim. Belki birimizin işine yarar. O bile bana yeter:))))
Psikolojik Sebeplere baktığımızda kilolu olmanın sizin için ikincil bir kazancı varsa zayıflayamazsınız.
Fiziksel nedenleri; İnsülin direnciniz varsa zayıflayamazsınız, bağırsaklarınızda kandida(mantar) varsa özellikle bel bölgenizdeki yağlardan kurtulamazsınız. Hipotiroit veya haşimato tiroitiniz varsa zayıflayamazsınız. Yada aşırı zordan çok zor zayıflarsınız:))))
Bu yazı dizisi devam edecek tabiki . Bugünlük bir giriş olsun sevgili arkadaşlar. En sevdiğim karikatürle bugünkü yazımı sonlandırırken tüm kader arkadaşlarımı gözlerinden öpüyorum:)))



Çarşamba Seçmeler

YAZAR : Çarşamba, Mart 30, 2016
İnstagram'da paylaşmıştım bu resmi ve karanfilin hikayesini. Gündeme ilişkin. Çok beğendim . Bakalım sizde beğenecek misiniz?

Artemis avlanmaya çıkar ama kötü bir gündür.
Eli boş dönerken ormanda flüt çalan genç bir çobana rastlar ve çobanın müziğiyle hayvanları kaçırdığını düşünür.
Çok kızar, genç adamın gözlerini oyup yere atar…
Sonra çobanın masum olduğunu ve öfkesinin kurbanı olduğunu anlar.
Pişmandır ama yapabileceği bir şey yoktur…
Çobanın gözlerinin düştüğü toprakta ise iki çiçek açar...
Kan kırmızısı iki karanfil…
O gün bugündür kırmızı karanfil dökülen masum kanın simgesidir…
Binlerce yıldır masumiyeti, sevgiyi, güzelliği, haksızlığı, pişmanlığı barındırır kırmızı karanfil.
Parayla satın alınamaz…
Cahil inşaat hırsızlarının parası yetmez...
 
Bu da en sevdiklerimden. Masum değiliz hiç birimiz. O zaman başkalarını yargılama hadsizliğini neden yapıyoruz. "İlk taşı hiç günah işlememiş olan atsın" diye meşhur bir söz vardır. Hiç günah işlemeyen olamayacağı için hiç kimsede taş atamaz. Birilerini kıyasıya ayıplamak, yargılamak istediğinizde bir kaç saniye bu cümleyi düşünün. Eminim yapamayacaksınız.
  
Bu da instagramdan . Gördüğünüz gibi çalmak için izin istemişim:))) Ama cevabı görmüyorsunuz. "Tabiki" dedi:)
Çok güzel karikatür ama öyle değil mi?  3500. Zayıflama Olimpiyatları başlamıştır. Nisan itibariyle gene hepimizde bir telaş. O diyet, bu diyet, 1 haftada 5 kilo verdiren diyet derken günler geçer, kilolar gider ve tekrar gelir. Bumerang gibi. 

 
Bloggerlar paylaşıyor sitesinden ödül aldığımı söylemiş miydim? Yaaaa söylediysem bir daha duyun ne olur sanki? İlk defa duyuyormuş gibi şaşırın ne var? Garip! bir hediye almış, görmediğin bir madalyası olmuş, sürekli onu anlatmış diyin gitsin yahu. Alınmam hiç . Çünkü gerçekten görmemiştim. Benim hiç madalyam olmadı(benim hiç bisikletim olmadı amca:)))) Küçük Emrah gibiyn) 
Ve buradan hemen psikolojik çıkarımımızı da yapalım "insan evladı , onaylanmaktan , takdir edilmekten ölesiye bıkmaz. Sürekli alnımızdaki "Lütfen Beni Özel ve Önemli Hissettir" yazısıyla dolaşırız". Eeee bende insan evladıyım sonuçta:)))

Hayır Demeyi Bilmek

YAZAR : Çarşamba, Ocak 20, 2016
Tek sırrı var evet, hayır demeyi öğrenmek. Başımıza ne geldiyse hep o "amaaan ye bir kereden bir şey olmaz"lardan ya da "ye yaaa kilolu değilsin, bir daha mı geleceğiz sanki dünyaya"lardan geldi.
Geçen hafta sonu cumartesi günü spora gitmiştim. Ellerim titremeye başlayınca bıraktım ve karşısındaki AVM'ye gidip bir şeyler yemeye karar verdim. Ama sağlıklı şeyler tabiki. Yani gidene kadar kendimi buna ikna etmeye çalıştım. Gidince kendimi ikna çabalarım olağanüstü arttı. Ne yesem diye düşünürken ızgara tavuklu bir salatanın harika bir fikir olduğuna karar verdim ve Mc Donalds'a yöneldim. Ama kocaman bir reklam vardı ki beni benden aldı. İçinden çukulata akan bir sufle mmmmm... Yazarken bile etkileniyorum hayali gözümün önüne geliyor allah canımı alsın. Neyse nasıl bir irade mücadelesi yaşadığımı anlatamam. Zaten anlatılmaz yaşanır:( Ama salata yedim. Ama doymadım. İstiyorum o sufleyi beyaaaa diye bağırmak istiyordum. Tatlı, tatlı bir şey yemeliyim diye içten inlerken sıcak çukulata içeyim tatlı yememiş olurum dedim kendime. Kendimde bunu çok doğru buldu ve kendimle ben sıcak çukulata aldık. Ama hayatımda bu kadar zevk alarak hiç bir şey içtiğimi hatırlamıyorum. En son bardağa iki elimlede sıkıca sarılmış , kendimden geçerek içiyordum. Nasıl iyi geldi anlatamam.
Ama ben bu yazıyı hayır demeyle ilgili yazacaktım:))) Neyse öyle oldu sayılır hayır demenin bazen ne kadar imkansız olduğunu anlattım en azından. 
Diyette olmak ne kötü bir şey Allahım. Sen sabır ver tüm kader arkadaşlarıma .... Çok amin.... 

"En güzel spor size bir şey ikram edildiğinde başınızı önce sağa, sonra sola çevirmektir".
Blogger tarafından desteklenmektedir.