Yazılarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yazılarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Siyaset Nasıl İşler?

YAZAR : Pazar, Temmuz 03, 2016

Siyaset "Hayır" demeden "hayır" diyebilme sanatıdır derler. 

Senden Önce Ben

YAZAR : Pazartesi, Haziran 27, 2016

Hafta sonu kitabını yarıda bıraktığım için sonunu merak ettiğim filme gittim:))) Kitap hakkında çok güzel yorumlar okumama rağmen bir türlü tamamlayamadım okumayı. Oysa ki hiç sevmem yarım bırakmayı. Bu yüzden filmine gittim. Ama filmi de pek beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Vasat bir film olmuş. 
Başrolde ki Will Traynor(Sam Claflin) çok yakışıklı ve asil. Açlık Oyunları filmlerinden tanıyoruz kendisini. Rolüne de çok yakışmış.Ama rolünün hakkını vermiş diyemem. Sürekli gülümser bir yüz ifadesi var ve bu yüzden acı çeken bir insan rolünü çok iyi yapamamış. Kız için ehhh işte diyebilirim. Aslında rolünün hakkını vermiş ama role yakıştığı konusunda emin değilim. Film boyunca kaşlarının her bir bölümünü nasıl o kadar oynatabildiğini merak ettim. Kaşlarını o kadar oynattığı için olsa gerek biraz yapmacık olmuş mimikler. 
Kitabı yarısına kadar okuduğum kadarıyla kitapta duygular çok iyi anlatılıyor ama filmde aynı performansı göremedim ben. Yani bir ara(ki neredeyse filmin sonlarına gelmiştik) dedim ki "bunlar birbirlerine aşık olmuyorlar herhalde, sanırım arkadaşlık bağı oluyor aralarında". O dereceydi yani.
 Filmin konusuna gelirsek; Will Traynor zengin, başarılı ve hareketli bir hayat sürerken geçirdiği bir trafik kazası sonucu neredeyse boynundan aşağısı felç kalıyor. Louisa Clark'ın çalıştığı kafe kapanınca iş ararken Will'e bakıcı arandığı ilanıyla karşılaşıyor ve yolları böyle kesişiyor. Will'in ailesi çok zengin, şatoda oturuyorlar. Bakıcısı var, Louisa daha çok arkadaşlık etmek amaçlı işe alınıyor. Önceleri neredeyse hiç iletişim kurmuyorlar ama zamanla yakınlaşıyorlar. Ama beklenmedik bir sonu var. Söylemeyeceğim tabiki.
Film boyunca yemyeşil İngiltere manzaraları çok güzeldi. Görsel olarak çok güzeldi. Ama sinemada izlemek gereksizmiş. Yani filmden çıkarken öyle düşündüm.

Salı Notları

YAZAR : Salı, Mayıs 17, 2016


*Dün gece rüyamda Canan Karatay'ı gördüm. Blogumda bir yazı paylaşıyormuşum ben "Canan Karatay'ın Giyim Stili Tüyoları" adı altında. Canan Karatay'la da röportaj yapmışım sanırım:) Giyim konusunda Canan Hoca'nın sloganı varmış; "Benim ne giydiğimin benim için bir önemi yok ki sizin için önemli ben görmüyorum ne giydiğimi, siz görüyorsunuz" diyormuş:)
 
* Aslında çok mutsuzum son dönem ülkemdeki olaylardan ama umutsuz olmamaya çalışıyorum. Bir de özel hayatımda 12 yıllık bir dostumu kalbimin baş köşesindeki tahtından indirmiş (yada o kalktı gitti diyebilirim) olmanın üzüntüsü var.  O kadar üşüdüm ki. Kalbimin o kısmı boş kaldı, rüzgar girdi sanki o boşluğa:((((  Sadece hırs ve paranın insanlara yapabileceklerinden bir kez daha korktum .Ama yaşadığımız hiç bir şeyin boşuna olmadığını düşündüğüm için anlamam gerekenleri anlayıp yola devam edeceğim.
* Eşim diyor ki "insanlara çok fazla anlamlar yüklüyorsun ve beklentiye giriyorsun. Sonra da seni hayal kırıklığına uğratınca çok yıkılıyorsun. Senin istediğin o dostluklardan yok artık" . Çok iyi bildiğimi sanmama rağmen her karşılaştığımda şaşırıp hayal kırıklığına uğramama ne demeli? Menfaatler söz konusuysa insanlar hiç kimseyi tanımazlar. Kimse size karşı değil , herkes kendi tarafında sadece:(((((
*Annemin her zaman "ben hassas bir insanım güçlü değilim" der ve ben hep ona kızarım. "Güçlü olmalısın, o kadar hassasların dünyası değil burası" . Ama zamanla fark ediyorum ki ona benziyorum. Zaten her kadın hayatının bir döneminde mutlaka annesine benzediğini fark edermiş. Hatta annesinin en kızdığı özelliklerinin kendisinde olduğunu görünce sarsılırmış:)

Korku ve Mizah

YAZAR : Cuma, Mayıs 13, 2016
8 yaşındaki kızım geçenlerde gözleri korkuyla açılmış bir şekilde yanıma geldi. "Anne, ben Slender Man'den çok korkuyorum" dedi. Ben de "o kim ki kızım?" dedim. Başladı anlatmaya. İşte bu Slender Man denilen arkadaş bembeyaz bir yüzü olan, upuzun ve yüzünde göz,ağız,burun vb.... hiçbir şey olmayan birisi ve youtube videolarını izlediğinizde sizde korkuyorsunuz yeminlen:)))
Youtube videolarında anlatılanlara göre tarih boyunca zaman zaman ortaya çıkmış(yani en az 150 yaşında olması gerek) ve çocukları kaçırıp öldürdüğü söyleniyormuş. Benim kıza okuldaki arkadaşları söylemiş o da youtube'dan araştırmış. Aslında internette filtrelerimiz var ama bunu filtrelememişler sanırım:((  Ben yemek hazırlarken  izlemiş , koşarak yanıma geldi. Önce "yeni trend bu mu Ezgiciğim, geçen hafta Chucky'den korkuyordun" dedim. "Yaa anne yaaa . Ama bu gerçeeeeek" dedi. Sonra bana videolarını izletti biraz . Ben "izlemeyelim , sende izleme, gerçek değil , bak filmi çekilmiş ondan sahneler bunlar" dedim . Sonra bana gece uyuduktan sonra geldiğini, çocukları kaçırdığını anlattı. Bende ona "yaaa normal bir saatte gelse ya. Birlikte çay falan içerdik, sohbet ederdik" dediğimde inanamaz gözlerle baktı ama benim korkmayıp espiri yapmam hoşuna gitti ve dayanamayıp gülümsedi.
Ben çocuklarım korktuğunda onlara sarılıp korktukları şeyle dalga geçiyorum.(asılsız anlamsız korkularda). Bakıyorlar ki en güvendikleri insan rahat, onlarda rahatlıyorlar. Korkularının derecesine göre tekrar tekrar rahatlamaya ihtiyaç duysalar da korkunun anlamsız olduğunu fark edince artık sormamaya başlıyorlar. Herkesin korkuyla bir mücadele şekli vardır. Benimki mizah. Korktuğum şeyin komik ve saçma yönlerini görmeye çalışırım. Gülebildiğiniz zaman korkmaya devam edemiyorsunuz. Haaa birde "eve hırsız girerse anne ne yaparsın "sorusu var Ezgi'nin. "Ya senden çok güçlüyse hırsız" Ona da diyorum ki "yavrusuna dokunulan anne ormanda 10 kaplan gücündedir bebeğim" diyorum.Hepimizin korkuyla baş etme şekilleri farklı olabilir. Siz neler yapıyorsunuz korktuğunuzda?


Aşkın İstilası- YOL Kitabı

YAZAR : Salı, Mayıs 10, 2016



Son zamanlarda en faydalı bulduğum, en sevdiğim kitap "Yol" kitabı oldu. Aslında daha önce(1 yıl kadar önce) D&R ziyaretlerimizden birisinde elime alıp , biraz inceleyip bırakmıştım. Açıkçası "inanırsak olur benceeee:))))" ye indirgenmiş bir kişisel gelişim kitabı olduğunu düşünmüştüm. Sonra bu kitapla yollarımız nasıl tekrar kesişti hatırlamıyorum ama Youtube videolarında Metin Hara'nın bir konuşmasına denk gelmemdi sanırım. Sonra da neredeyse bütün videoları izledim ve ondan sonra "kitabı almalıyım" dedim. Çünkü anlattıkları hoşuma gitti. Bizim toplumumuzda insanlar meslekleri dışında başka şeyler yaptıklarında çok eleştiriliyorlar. Metin Hara'da bir fizyoterapist. Psikoloji ile ne ilgisi var vb.... gibi çok eleştirilmiş. Ama ben bir insan faydalı bir şeyler yapıyorsa alkışlanmalı, takdir edilmeli, desteklenmeli diye düşünüyorum ve ayrıca tıpla alakalı bir mesleğiniz varsa zaten yani insan ise konu bütünüyle ele alınmalı bence. Yani mesleği de çok uzak değil . İyileşme bütünüyle iyileşmedir. Ayrıca lisans mezunu olan herkes yetkin midir? ayrı bir tartışma konusu.



Kitapta ne anlatıyor biraz ondan bahsedeyim. İlk bölümde beyin dalgalarımızdan bahsediyor ve nefes egzersizleriyle beyin dalgalarımızı nasıl değiştiririz ve neden değiştirmeliyiz gibi konuları anlatıyor. Beta beyin dalgasında sürekli kalmamızın bizi hasta ettiğini söylüyor. Ve aslında hasta olmanın vücudumuzun bizi uyarmak için kullandığı bir yöntem olduğunu söylüyor(ki bende aynı şekilde düşünürüm ve danışanlarıma hastalıkların altındaki sebepleri iyileştirmemiz gerektiğini söylerim) 
Kitapta en beğendiğim şey okuyan herkesin uygulayabileceği kolay egzersizler olması. Bir eğitim alıyormuş gibi oluyorsunuz kitabı okurken ki böyle kitapları çok severim ben. Yani size kimse yardım edemez, eğer siz hazır değilseniz. Dünyanın en iyi doktoru, danışmanı vb.... ne olursa olsun siz iyileşmeye hazır değilseniz sizi iyileştiremez.

Metin Hara'da kitabında aynı benim cümlelerimi söylüyor sanki(gerçi aklın yolu birdir) .Diyor ki "hastalık yoktur, hasta vardır". Bende hep buna inanmışımdır ve tıpta hastalıkları kategorize ederek tedavi etmeye çalışmanın tedavinin başarılı olmasını olumsuz etkilediğini düşünürüm. 
Kitapta vücudumuzdaki çakralar ve çakralarımızı nasıl dengelememiz gerektiğine dair egzersizler de var. Doğu tıbbı ve hastalıkların tedavisi, şifa verme, hastalıklaın psikolojik nedenleri gibi konularda çok güzel işlenmiş.
Yani demem o ki tavsiye ediyorum. Fayda görebileceğiniz bir kitap. Boş vaatler vermiyor, uygulanabilir teknikler öğretiyor. 
Görüşmek üzere.......

İzmir'in Kızları Değil Erkekleri Farklı

YAZAR : Pazartesi, Mayıs 02, 2016

Facebook'ta gördüm bu yazıyı ve paylaşmak istedim. Çünkü benim düşüncelerime çok uygun yani bende kadının kendine güvenli olabilmesi için çevresindeki erkeklerin ona bu güveni vermesi gerektiğini düşünüyorum. Elinizden tutup bize destek olan bir babanız varsa güçlü olursunuz." Sana güveniyorum, yapabilirsin" diyen bir eşiniz varsa başarılı olmanız daha muhtemel olur. Tek başına kadın hakları savunulamaz ya da kadın-erkek eşitliği tek başına kadının çabasıyla olmaz. 
O yüzden diyorum ki ben, oğullarımızı öyle yetiştirelim anneler. Bizim yaşadığımız sıkıntıları çocuklarımız yaşamasın. Bu gene biz kadınların ellerinde. Saygı duymayı, hayatı paylaşmayı, desteklemeyi öğretelim çocuklarımıza. İzmir'li erkekler gibi olmayı öğretelim.

Doğum Tarihinizi Girin Şarkınızı Bulun

YAZAR : Cuma, Nisan 15, 2016
Sevgili Şebnem yani Oytunlahayat bir siteden bahsetmiş. Doğum tarihini yazıyorsun şarkın çıkıyor. Ben çok sevdim de sizinle paylaşayım dedim. Merak ederseniz buraya tıklayın:)

Cuma Seçmeler

YAZAR : Cuma, Nisan 15, 2016
*Daha dün konuşuyorduk. Benim ruhum 20 falan yaşlarında dedim arkadaşlara:))) Baktım listeye 17'ymiş. Arabada yüksek sesle müzik dinlemeyi çok severim , kızımda öyle ama oğlum "insanlar bize bakıyor kısın şu müziğin sesini" der. Listeye göre  ben(17), kızım(12) oğlum (60) yaşında:))) (Oğlum gerçekte 13 yaşında)Yani kuşak çatışması yaşamamız normal:))) 


*Buna bayıldım işte. İlişkilerimizde hep bunu düşünüp davranabilsek hiç bu kavgalar, kırgınlıklar çatışmalar yaşanmazdı. Okyanusta bir damla olup biz yapalım mı bir süre? Dost olalım gerçekten, dost kalmadı bu devirde klişesi yapmayalım. Yok diye dertlendiğin şeyi sen ol bak aslında varmış göreceksin.
*Yani insan 7'sinde neyse 70'inde de odur lafının açıklaması. Bu huylarına rağmen bu insanla yaşayabilir miyim diye düşünü yola çıkmak lazım. 

*Size bir şey söyleyeyim mi düşüncelerimizin oluşturduğu enerjilerin konuşmamızdan daha çok birbirimizi etkilediğini düşünüyorum uzun zamandır. Yani karşınızdakine kelime olarak tek bir şey söylememenize rağmen birbiriniz hakkında fikriniz vardır. Yani biz konuşmadan ruhlarımız konuşur. Biz iletişim kurmadan çoktan iletişim kurmuşuzdur aslında. Yani aslında hepimiz biliriz birbirimizin içini. Kandırılmak için bile bizim iznimiz gereklidir.
*Unutma Kimse sana karşı değil, herkes kendinden yana:))))
*Huyum kurusun uzun süre ciddi olamıyorum. İşte bu yaaaa. O zaman dans, o zaman renk:)))))
* Eşime gösterdim bu sabah bu karikatürü. Payet ne demek, lame ne demek, stiletto ne demek anlamadım diye sordu. Oğlumda "ne diyor anne yaaa" dedi. Yani gerçektende erkekler bizim dilimize yabancı.

Bugün Ne Giysem? Matilda

YAZAR : Çarşamba, Nisan 13, 2016
matilda3
Bu sabah yine gardrobun kapağını açıp "giyecek hiç bir şeyim yok" diye düşündüm. O sırada gardrop o kadar doluydu ki üzerime yıkılmasından korktum:))) Yani dolaplar dolusu giyeceğim var ve her sabah işe giderken aynı sorunu yaşıyorum. 
Cuma günleri kızım okula serbest kıyafetle gidiyor. Kimsede bir şey demiyor, kıyafet serbestliği geldi ya geçen yıl o yüzden giyme diyen yok. Geçen cuma günü dolabını açıp yaklaşık yarım saat ne giyeceğini düşünüp benimle konuştu. Hatta 1-2 tane deneyip beğenmeyip çıkarttı. Bilmeyenler için söyleyeyim kızım daha 8 yaşında. Eşim sürekli "hadi kızım işe geç kalıyorum sende okula geç kalıyorsun" şeklinde uyarsa da "ne giyeceğimi düşünüyorum baba 1 saniye bekler misin?" cevabını verdi. Allahtan sadece cuma günleri serbest giyiniyor, bir de haftanın her günü giyinse halimizi düşünemiyorum. Eşim de (teknik adam) bu konuyla ilgili izlediği bir belgeselde kadınların hayatının 3 yılını "ne giyeceğim" diye düşünerek geçirdiğini izlemiş. Ezgi'ye döndü dedi ki; Bu çalışma sanırım 18 yaş ve üzeri bayanlarda yapılmıştır. Sen 10 yıl önce başladın bunu düşünmeye. Bu hesaba göre senin hayatının çok daha uzun bir kısmı ne giyeceğini düşünmekle geçecek". Eşim tam matematik zeka bir adamdır(laf aramızda ben ona Androit diyorum; veriyi ver çıktıyı al) Yani hesapla desek hesaplardı da biz demedik:))))
Yani demem o ki arkadaşlar biz kadınlar hayatımızın büyük bir kısmını ne giyeceğimizi düşünerek heba ediyoruz. Son zamanlarda "kapsül gardrop" trendini duymuşsunuzdur. Duymadıysanız benden duyun o zaman:))) Kapsül gardrop bir sezon giyebileceğiniz(bazı sitelerde haftalıkta yapıyorlar) 30-40 parça kıyafet belirleyip kombinleyerek sadece bunları giymek. Daha sonra kapsül gardrop trendini de anlatan bir yazı yazarım isterseniz. Konumuza dönecek olursak aslında kıyafet seçimlerimize bakıldığında ya çok sevdiğimiz kıyafetleri ya da basic denilen kombinleri sürekli giydiğimizi, tercih ettiğimizi görmüşler. Buradan yola çıkılmış bir uygulama. Aslında çok mantıklı. 
Geçen yıl bu zamanlar  bir bayanın 3 yıldır işe aynı kıyafetle gittiğini okudum bir gazetede. Sanki imkansızmış gibi "yok canım daha neler?" dedim ama sonra da "sanki imkansız mı" diye düşündüm. New York'ta ünlü bir reklam ajansında çalışan sanat yönetmeni Matilda Kahl üç yıldır işe giderken aynı şeyleri giyiyormuş. "Zamanımı ve enerjimi kıyafetlere harcamak istemedim" demiş  Harpeers Bazaar dergisine yazdığı makalede ve tabi sosyal medyanın en çok konuşulanı olmuş bir anda.

Katıldığı bir toplantıda erkeklerin kıyafet sorunu yaşamadıklarını düşünmüş bir gün ve radikal bir karar almış. İşinin yaratıcılık gerektirdiğini, bir de giyim konusuna kafa yormak istemediğini, verimli olmak istediğini düşünmüş ve her zaman giyebileceği kıyafet arayışına girmiş. Sonra fotoğrafta üzerinde gördüğünüz beyaz bluzdan 15 tane(bazıları uzun kollu) ve siyah pantolondan 6 tane almış ve 3 yıldır sadece bunları giyiyormuş üniforma gibi. Çok takdir ettim ben kendisini. Kararı epey radikal, ha deyince yapılamaz belki ama kapsül gardrop veya kıyafetlerde sadeleşmeye gidilebilir diye düşünüyorum. 
Aslında gerçekten de zaman kaybı ve israf bu kıyafet meselesi. Bu mesele derin mesele:), belki de o kadar da derin değildir ne dersiniz?

Bloggerlar Paylaşıyor 1 Yaşında Etkinliği Sponsorlarımız

YAZAR : Perşembe, Nisan 07, 2016
 
Merhaba
Bugün sizlere Baloggerlar Paylaşıyor 1. Doğum Günü Kutlamasına sponsor olan firmalardan bahsetmek ve hepsine teşekkür etmek istiyorum. Yukarıda toplu halde gördüğünüz firmaları ve hediyeleri tek tek anlatacağım .
 
Ama önce tatlı yiyelim tatlı konuşalım:))) Ben bu pastadan yiyemedim biliyor musunuz? Şafağın oğlu sürekli "anne ne zaman pasta yiyeceğiz diye sordu durdu. Onun gibi olmamak için,(malumunuz o küçük bir çocuk) ben sormaya utandım ve tadına bile bakamadım bu pastanın. Ama görünüşü güzeldi burcupcake' e teşekkürler.

 
İsme özel kurabiyelerimiz:))) Kayseri'den geldi. Nihalin Pasta ve Kurabiye Evi'nden.
 
Bu yenilebilir buket www.tatlimo.com  tarafından yapılmış. Özellikle beyaz gül şeklindeki çukulata-kurabiyeye bayıldım.
Selin Kolonyaları'nın hediyesi. Özellikle bergamut esanslı süper güzel:)))

 




 Bizlerle Barış Bahçeciyi ve albümü buluşturan Türkiyenin ilk ve tek dağıtım şirketi Eğlence Fabrikası'na ve Selim Serezli’ye de teşekkür ediyoruz.


Bu buzdolabı magneti ve yukarıdaki resimdeki anahtarlık takatuka.sopsy.com
En sevdiğim şeyler bitkisel destek ürünleri http://enafarma.com.tr/ bize bir paket hazırlamış, teşekkürler:)))



 
Essence'nin eyeliner göz kalemi. Çok güzel. Daha önce bu markayı hiç kullanmamıştım. İyi ki hediye ettiler, bundan sonra kesin kullanırım çünkü. En çok eyeliner'ını sevdiğimi söylemiş miydim?

 
Amvay Artistry çok beğenirim zaten. www.amway.com.tr

 
 
kumlucadan-portakal
www.portakalbende.com Bu siteden hem taze portakal hem de reçel isteyebilirsiniz. Nar reçelini ilk kez denedim .
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 
 
Bilekliğim 365ist'in hediyesi.Markası mynita. www.365ist.com,

Özel günler için iç çamaşırı www.periyodikgiyim.com  dan hediye geldi. Çok güzel düşünülmüş bence.
 

Sukulent çiçeğimiz www.senhepkalbimdesin.com'dan
 
Düşyeri dergileri pepe dergisi www.dusyeri.com.tr

 
Etkinliğin yapıldığı Eresin Crown Hotel. www.eresin.com.tr/eresincrown/

Mavi parlak ambalajdakiler Chupa cups-montos sakızlar, şekerlemelerden oluşuyordu.Çocuklarım bayıldılar:))))

Bu da kırmızı şemsiye hediyemiz.

www.tugbakuruyemis.com.tr
 
Ve bizler. Bloggerlar Paylaşıyorun tüm yazarları:)))

SPONSOR FİRMALARIMIZ

http://www.365ist.com/
http://www.5thcore.com/
 http://www.semsiye.us
https://www.amway.com.tr/
http://www.bebak.com.tr/
http://binbogabal.com.tr/
http://burcupcake.com/
http://www.burock.com.tr/
http://www.cecileshop.com/
http://www.perfettivanmelle.com.tr/
http://www.dermokil.com.tr/
http://www.durubulgur.com/
http://www.dusyeri.com.tr/
http://www.eglencefabrikasi.com/
http://enafarma.com.tr/
http://www.eresin.com.tr/eresincrown/
http://www.essence.eu/tr/anasayfa/
http://fabooks.com.tr/
https://www.sacbakim.com/
http://www.kenton.com.tr/
http://www.herkessofraya.com
https://www.lav.com.tr
http://www.minvalyayinlari.com/
https://www.instagram.com/nihalin_pasta_v_krabiye_butigi/
http://www.odakparfumeri.com/
http://www.ozelgunmagnetleri.com/
http://www.panda.com.tr/
http://www.elektronturk.com/panda-antivirus/
http://www.periyodikgiyim.com/
http://portakalbende.com/
https://www.facebook.com/uzmanpsikologramazansimsek/
https://www.revox.com.tr/
http://ritueldebeaute.com/
http://sahi.com.tr/
http://www.selin.com.tr/
https://www.senhepkalbimdesin.com/
http://tabloda.com/
takatuka.sopsy.com
http://www.tatmakarna.com/
https://www.tatlimo.com/
http://www.tugbakuruyemis.com.tr/
http://visne.format.com/


Blogger tarafından desteklenmektedir.