Yorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İsminiz Hayatınızı Etkiliyor mu?

YAZAR : Salı, Haziran 19, 2018
İlgili resim
İsminizi seviyor musunuz? Ya da isminizin anlamının sizin kişilik özelliklerinizle uyumlu olduğunu düşünüyor musunuz? Bir düşünün bakalım. Eskiler bir bebeğe isim koyduklarında eğer çocuk hasta olursa "isim ağır geldi" der ismini değiştirirlermiş. İsmi taşıyamamak diye de bir şey var yani, çok ilginç değil mi?
Online anket sitesi Tellwut'ta 2013 yılında yapılan "İsminizi seviyor musunuz?" anketine katılanların %73'ü "evet" demiş. Yani genel olarak insanlar ismini seviyor diyebiliriz. Sürekli duyduğumuz için alışkanlıkta olabilir tabi. Bir de dünyada duymaktan en çok hoşlandığımız şey kendi ismimizmiş, biliyor muydunuz? 
komik isim ile ilgili görsel sonucu
Geçen yıl ABD'de yayımlanan Kişilik ve Sosyal Psikoloji Dergisi'nde yer alan bir araştırmada, araştırmacılar insanların fotoğraflarını deneklerin önüne koyarak  4 kişilik olası isim listesinden, fotoğraftakilerin adını tahmin etmelerini istemişler. Denekler tahminlerinde yüzde 38 oranında başarıya ulaşmış. (Matematiksel olarak yüzde 25 tutturma şansları vardı). Araştırmacılar buna benzer diğer çalışmalarda da benzer sonuçlar buldu. 
Kişilik ve Sosyal Psikoloji Dergisi'nde State University of New York akademisyenleri tarafından 2002'de yayınlanan bir başka araştırma ise insanların kendi isimlerine benzeyen yerlerde oturduklarını ve benzer isimli meslekleri olduğunu iddia ediyor. Mesela Louis isimli kişilerin St. Louis'de herhangi birinden daha çok oturduklarını söylüyorlar.  Aynı araştırmada Dennis ve Denise'lerin daha çok dişçi (dentist) olduğu savunuluyor. 
İncognito isimli çok satan bir kitapta okumuştum. Kendi isminizde bulunan harfleri içeren isimli partner seçme olasılığınız çok yüksekmiş. Yani isminizde geçen en az 2-3 harf eşinizde ya da sevgilinizin isminde de geçiyormuş. Bakın bakalım sizinki öyle mi?
İlgili resim
1948 yılında Harvard Üniversitesi'nde iki profesör, son zamanlarda mezun olmuş kişilerin isimlerinin akademik performansları üzerinde herhangi bir etkisi olup olmadığına bakarak 3 bin 320 erkekle ilgili bir çalışma yayınladı. Sıra dışı isimleri olan erkeklerin, daha yaygın isimlere sahip olanlardan daha fazla sigara içtikleri veya psikolojik nevroz belirtilerinin ortaya çıkma olasılıklarının daha yüksek olduğunu buldular. Nadir isimlerin, taşıyıcılarında olumsuz bir psikolojik etkiye sahip olduğu sonucu çıkarılabilir.  Ama  aksi görüşler de ortaya çıktı. 1984'te, psikolog Debra Crisp ve meslektaşları, daha yaygın isimlerin daha çok beğenilmesine rağmen bir kişinin eğitim başarısı üzerinde hiçbir etkisi olmadığını söyledi. Eğitim başarısı bir yana, 2004'te yapılan bir araştırmada Chicago ve Boston gazetelerinde yer alan ilanlara 5 bin başvuru yapıldığı ve  daha çok beyazlarla özdeşleşen isimlerin siyahlara oranla yüzde 50 fazla geri dönüş aldığını buldular. Aslında bu durum tüm dünyada aynı.  Mesela, 2006'da Stockholm Üniversitesi'nde   yapılan araştırmada, Slav, Asyalı ya da Afrikalı isimleri İsveççe isimlerle karşılaştırdı. Araştırmaya göre, yeni isimler alan göçmenler, diğerlerinden ortalama yüzde 26 daha fazla kazanç elde ettiler. İsimler tüm dünyada olduğu gibi İsveç'te de yoruma açıktı. 
Friedrich Nietzsche ne demiş: Doğrular ve yanlışlar yoktur, sadece yorumlar vardır.


Kişiye Özel Reklam ve Toplumun Ahlak Anlayışı

YAZAR : Salı, Haziran 05, 2018



Teknoloji bazen tehlikeli olabilir😂🤣 bu video bana yıllar önce bir hava yolu şirketinin kampanyasını hatırlattı. Sanırım aynı hava yolu ile 2 uçuştan sonra 3. Uçuşta eş bedava gibi bir kampanyaydı. Ama sorun hava yolu firmasının bu kampanyasından yararlananların evlerine teşekkürler mektubu göndermesiyle ortaya çıktı. Çünkü kampanyadan faydalananlar bedava uçuşu eşleri için değil sevgilileri için kullanmışlardı ve mektup bunu ortaya çıkarmıştı. O zamanlar bir çok boşanma yaşandığı ve insanların hava yolu firmasına dava açtığı haberleri çıkmıştı . Benzer bir şeyi facebook ta yapmak istemiş ama aynı sebeplerden iptal etmiş diye duydum . Kişiye özel uygulamalar gündem de ya facebook ta mesela bir yüzük aldınız, onunla ilgili olarak "eşinize aldığınız pırlanta yüzük dolayısıyla küpelerde %30 indirim kazandınız " vb bir mesaj çıkıyormuş facebook anasayfanızda ve çok kısa sürmüş bu uygulama. Facebook tepkilerden tehlikeyi anlamış ve hemen sonlandırmış bu çalışmasını. Ne acı 😣😣

Bullet Journal Nedir?

YAZAR : Salı, Temmuz 25, 2017
Son zamanlarda çok sık rastlamaya başladım "Bullet Journal" kelimesine. Ne ki diye merak edip araştırma yaptığımda aslında genel bir tanımla ajanda olduğunu gördüm. Yani cep telefonlarımız, hatırlatıcı takvimlerimiz vb.... her şeyimiz var ama yinede defter tutmak daha fonksiyonel. Eski usül her zaman iyidir:) 

İlgili resim
Bullet journal aslında noktalı defter demek. İnternet sitesi bile var ve internete "bullet journal" derseniz çok fazla örnek görebilirsiniz. Bu noktalı defteri istediğiniz gibi siz dolduruyorsunuz. İsterseniz yapılacaklar listesi yapın, isterseniz o gün başınızdan geçen güzel bir anınızı yazın isterseniz resim yapıp süsleyin. Yani özgürsünüz.
Ben ilk fırsatta yapmayı planlıyorum. İlla noktalı olması gerekmez sanırım, noktalı olması sadece resim falan yapacaksanız sizi sınırlamamaya yarar. 
Boş, tercihen noktalı, bir defter alıp planlamaya  başlıyorsunuz. Hani derler ya "söz uçar yazı kalır". Bu deftere yazdıklarınızda kalacak ve daha net görmenize olanak sağlayacak.

bullet journal nasıl yapılır ile ilgili görsel sonucu

Hayal gücünüzle sınırlı sadece. Ben mesela her günün tarihini atıp o gün yapmayı planladıklarımı yazmayı ve günün sonunda hangilerini bitirdiğimiz görmek için kullanmayı düşünüyorum. Çünkü gün içerisinde dikkatimizi dağıtacak şeyler, beklenmedik olaylar oluyor. Yazdığımız zaman unutma ihtimalimiz azalıyor.
bullet journal kelime anlamı ile ilgili görsel sonucu
Okulda da yazarak çalışmayı severdim ben. Kesinlikle daha kalıcı bir yöntem. Hatta kopya hazırlarken öğrenip kopyaları kullanmaya ihtiyaç duymayan çok arkadaşım olmuştur:))) Yani yazmak iyidir:) Benden bir öneri olarak ta her güne olumlu bir cümle yazın bence. Ya da o gün öğrendiğiniz güzel bir sözü not edin. Sadece yapılacaklar listesi sıkıcı olur bence. Kenar süsü bile yapabilirsiniz, ilk okuldaki gibi. Kime ne ki? sizin defteriniz. 
bullet journal kelime anlamı ile ilgili görsel sonucu
Ayrıca canınızı sıkan olayları da yazdığınızda olaya dışardan bakma ihtimaliniz olur ve kendi hatalarınızı görürsünüz. Yazmak iyidir. Yazmak terapidir. Terapide önerilen yöntemlerden biri de kötü olayları, olumsuz duygularınızı yazın, sonra da yakın" yöntemidir. Yakın ve bir daha o konuda düşünmeyin. Bunun amacı aslında bilinç altımızla iletişim kurmaktır. Bilinç altımız sembollerle çalıştığı için sembolik olaylarla daha kolay öğrenir. Kağıdı yırtıp attığımızda "üzüldüm bitti" dediğimizde bunu bir eylemle desteklemiş oluruz ve biter:))) İşe yaramasının sebebi budur. 
Bullet journel'la daha organize olmak , yazıp yırtma yöntemiyle de daha huzurlu olmak mümkün:) Deneyin farkı fark edin:))))

Siber Saldırılardan Korunma

YAZAR : Çarşamba, Mayıs 17, 2017
Merhaba
siber güvenlik ile ilgili görsel sonucu
Son zamanlarda haberlerde duyduğumuz siber saldırıların ne olduğunu biliyor musunuz? Bence çoğu insan tam olarak ne olduğunun farkında değil. Artık yeni dönem savaşlar, saldırılar bilgisayar üzerinden, sanal yollarla oluyor. Bu konuyla ilgili www.sanalsosyal.com sitesinde gördüğüm bir yazıyı sizlerle paylaşmak istedim. Bilgilenelim ki kendimizi koruyabilelim öyle değil mi? Yazının orjinalini okumak isterseniz linke tıklayabilirsiniz. http://www.sanalsosyal.com/ransomware-cryptolocker-sifreleme-vb-viruslerden-korunma-yollari/
siber güvenlik ile ilgili görsel sonucu
Bir e-mail geliyor. İçindeki linke tıklayıp dosyayı çalıştırıyorsunuz. ve artık tüm dosyalarınız şifreli. kurtarma için sizden fidye isteniyor.
Haber kanallarının 13 mayıs 2017 global siber saldırısı şeklinde verdiği haberin sebebi olan virüs çeşidinden korunma yolları.
Öncelikle e-mail kullanan biri iseniz aşağıdaki şekilde gelen e-maillere itibar etmeyin.
PTT Kargo; “Kargonuz ya da gönderiniz belirtilen adrese ulaşmadı!”
veya
PTT Kargo; “Kargonuz şubede beklemektedir, Kargo bilgisi almak için Tıklayın!”
Veya
Turkcell den yüklü bir miktar faturanız olduğunu içeren ve faturayı indirmeniz için link veren emaillerden,
veya herhangi bir şekilde sonu .zip, .exe gibi dosya indirmenizi isteyen emaillerden uzak durun.
Emaili açtığınızda bir sorun yok fakat email içinde linke tıklayıp indirdiğiniz dosya eğer
turktelekom-fatura.xy
ttnet-fatura-ode…
ett.turktelekomonline.net
gibi bir domainden geliyorsa %100 virüstür.
yani email açtığınızda gönderen domain adresi ilgili kurumun kurumsal domaini olup olmadığını kontrol edin.
siber güvenlik ile ilgili görsel sonucu
Ve En Önemlisi YEDEK ALIN!
Bilgisayarınızda bulunan kişisel fotoğraflarınızın, excel, word dosyalarınızın, daha doğrusu sizin için önemli olan ne varsa yedeği muhakkak olsun. Yedekleme yaptığınız flashdisk veya harici harddisk bilgisayara bağlı kalmasın. Çünkü virüs bulaştığında bilgisayara bağlı tüm hdd leride şifreliyor.
Süreç Nasıl İşliyor.
1. Saldırgan sahte bir TTNet, Turkcell, PTT Kargo e-postası oluşturuyor ve içine virüsü yerleştiriyor.
2. Bu e-postayı hedef şirket çalışanlarına gönderiyor.
3. Şirket çalışanı postayı gerçekten de TTNet, Turkcell ya da PTT Kargo’dan geldiğini zannedip açıyor.
4. İçerisindeki .Zip formatındaki sıkıştırılmış dosyayı çift tıklayıp açıyor.
5. Zip içindeki .EXE dosyasını (virüs burada işte) çift tıklayıp çalıştırıyor.
6. Windows onu uyarıyor (uyarmayabilir) ancak kullanıcı meraktan… “Evet” tuşuna basıyor…
7. Virüs sisteme bulaşıyor…
Ya da…
2. E-faturayı indirmeniz için bir bağlantı gönderiyor.
3. Bağlantıya tıklayıp dosyayı indiriyorsunuz indirdiğiniz dosya .Zip formatında oluyor.
4. Fatura numarası adında ve .EXE uzantılı bir dosya içerisinden çıkıyor.
5. Zip formatından çıkardığınız bir EXE dosyasını çift tıklıyorsunuz…
6. Saniyeler içerisinde tüm dosyalarınız *.encrypted olarak şifreleniyor.
7. Saldırganın hazırladığı bir not karşınıza çıkıyor ve bu not içerisinde dosyaları geri almak için fidye ödemeniz gerektiğini görüyorsunuz!

Satır Arası Mim

YAZAR : Cumartesi, Ocak 21, 2017
Sevgili arkadaşım Yurdagül yani www.dahamutluyuz.com blogunun sahibi beni mimlemiş. Teşekkür edip hemen cevaplamaya başlayayım diyorum.
bloggerkarikatür ile ilgili görsel sonucu

1-) Bugüne kadar bloguna gelmiş, seni en çok etkileyen (hayal kırıklığına uğratan ya da çok mutlu eden) yorumu paylaşır mısın ?

İlk yorumlar beni çok heyecanlandırmıştı. Pek kötü yorum almadım hatta sadece 1 tane aldım diyebilirim. Kadınlarla ilgili yazdığım bir yazıda biraz müstehcen sayılacak karikatür paylaşmıştım. O yazıma "edepsiz" diye bir yorum yazmışlar. Etkiledimi ? pek sayılmaz. Sadece kötü sayılabilecek bir yorum almanın o kadar da kötü olmadığını düşündüm:)))
bloggerkarikatür ile ilgili görsel sonucu

2-) Okuduğunda seni günlerce etkisi altına alan kitap var mıdır?Varsa hangisidir?

Holografik Evren kitabı mesela beni çok etkiledi. Düşüncelerimizden oluşturduğumuz dünya fikrini bilimsel olarak açıklamış.  Birde Nietsche Ağladığında kitabını yıllardır unutmam. İki kitap oldu ama bir sorun olmaz herhalde.
dönüm noktası karikatür ile ilgili görsel sonucu

3-) Hayatında dönüm noktası olduğuna inandığın bir gün,an ya da yıl var mı?

Anne olduğum an diyebilirim herhalde. İçimdeki anaç kadınla tanıştım ve bir başka varlık artık canımdan değerli olmuştu, birdenbire. 
Her an kararlar veririz ve ben bazen basit bile olsa farklı bir karar verseydim her şeyin ne kadar farklı olacağını düşünürüm. Yani sonsuz sayıda olasılık:))))

Bende mimliyorum o halde.
Ayna Hikayesi
Gazeteci N.G.
Meltem Sert
Küçük Mucizelerim

Her Söze İnanmamak Zorundasınız

YAZAR : Çarşamba, Ocak 18, 2017
Merhabalar
telefon dolandırıcılığı ile ilgili görsel sonucu

Geçen sene 30 aralıkta telefon dolandırıcılığı mağduru olduğumu anlatmıştım o tarihlerdeki bir yazımda. Belki çevrenizde de aynı şekilde dolandırılan insanlar vardır ki ben yaşadığım olayı anlatınca ortamdaki herkesin ya kendisinin ya da çevresinde çok iyi tanıdığı birinin başına gelen bir olay olduğunu öğrendim. Bana yapılan dolandırıcılık senaryosu kredi kartıma sigorta yaptırdığımı ama istersem iptal edeceğimi , iptal bedelinin(söz vermişim, cayma bedeli olarak) 263 tl olduğunu eğer iptal etmezsem kredi kartımdan 1800 tl çekileceğini söylediler. Tabi ki  bende her mantıklı insan gibi "1800 tl nere 263 tl nere" diyerek 263 tl yi seçtim:))) Tamam komik ama yaşadığım esnada hiç te komik değildi. Öyle inandırıcı konuşuyorlar ki kendinizden şüpheye düşüyorsunuz. Ve en etkileyici olan da kart bilgilerinizi, adresinizi, bir bankanın bilebileceği her şeyi size söylemeleri oluyor bence. Yani ben orada inandım, bankadan aradıklarını sandım.
Bu olayı yaşadıktan sonra , yani dolandırıldığımı anladıktan sonra hissettiğim duygular öyle kötüydü ki insanın en büyük ihtiyacı olan "güvenlikte olma" ihtiyacım derin bir darbe aldı. Yani kendimi güvensiz hissettim, "bizi koruyan hiç bir şey yok, sürekli uyanık ve teyakkuzda olmalıyız" diye düşündüm. Herkesten ve herşeyden şüphe duymaya başladım.İğrenç bir histi. Ama neyse ki geçti, uzun sürmedi. Çünkü o kadar yoğun olsa bildiğin paranoyak olmak işten bile değil.
telefon dolandırıcılığı ile ilgili görsel sonucu
Neyse efendim bir yıl önceki olayı tekrar yazmamın sebebi; o dönemde suç duyurusunda bulunmuştum, onun cevabı bugün geldi. Cevabı komik buldum ve cevapta ki bir cümleyi aynen yazıyorum: "Kuşkusuz herkes ilişkilerinde dikkatli davranmak, özenli olmak, her söze inanmamak zorundadır". Yani aslında diyorlar ki "sen alıksan biz ne yapalım"😆😆😆 Güler misin, ağlar mısın? Yani koskoca profesörlerin bile kandırıldığı bir ülke burası. Hadi ben safım , onlarda mı saf? Her söze inanmayın kardeşim sizde Allah Allah......
Geçen gün bir arkadaşıma da benzer bir şey olmuş ama kartı yanında değilmiş o yüzden işlem yapamamışlar. Telefonu kapatmış. Sonrasında dolandırıcılarla konuşurken telefonunun  7 kez bir numaradan arandığını görmüş ve numarayı aramış. Numara Halkbank'ın numarasıymış ve orada çalışan bir bey demiş ki ;"hesabınızda şüpheli bir hareket gördük ve sizi uyarmak için aradığımızda telefonunuzun uzun süre meşgul olduğunu görünce telefon dolandırıcılığından şüphelendik o  yüzden sürekli aradık" "Hay Allahım" dedim "ne bankalar var". Benim olayımı Yapı Kredi bankası hiç üzerine alınmadı mesela. Fakslar çektim, telefonlar ettim. Belki de 263 tl'lik masraf ettim ama olsun "ben yandım başkası yanmasındı" derdim. Sonuç olarak bana hiç bir şekilde geri dönüş olmadı. Yani sadece sen mi varsın diyeceksiniz belki ama Halkbank için de sadece arkadaşım yok takdir edersiniz ki.
Sonuç olarak ne yapıyoruz, ilişkilerimizde özenli davranıyoruz:(koskoca insanlarsınız yani çık çık çık) ve her söze inanmıyoruz:)))))
Her an dikkatli olun şaka bir yana. Bir uygulama indirdim. Allah razı olsun kendisinden telefon çalarken uyarıyor beni "bilmem kaç kişi bunu spam olarak bildirmiş,kötü niyetli olabilir, açmak istiyor musunuz" diyor. Böylece istemediğim banka telefonlarından da kurtulmuş oluyorum. 
Yani tavsiyem siz koruyacaksınız kendinizi, önleminizi alın. Sonra benim gibi ağlamayın:))) "Peki ama benim ezilen gururum ne olacak?


Hadi Benden Bahsedelim:)))

YAZAR : Çarşamba, Ocak 04, 2017
megaloman ile ilgili görsel sonucu

Hafta sonu geziye gittiğimizden bahsetmiştim. Gezi sırasında taş atölyesine gittik. Orada gezinirken hoş bir bayan bana "morlar çok yakışmış hanfendi" dedi. "Teşekkürler"  dedim "mor benim rengim".Sonrasında biraz sohbet ettik ve bana "sıradışısınız" dedi. Bende "sizde öylesiniz" dedim. "evet öyleyim, alçak gönüllü olamayacağım" dedi. Bende ""alçak gönüllü olma inanırlar" diye bir söz vardır olmayın tabiii:)))" dedim. Karşılıklı birbirimize iltifatlar ettik. Bu konuşmalar olurken eşim yanımdaydı. Ama ben eve gelince tekrar bu konuyu açtım o kadar mutlu hissetmişim ki kendimi eşimin yanımda olduğunu bile unutmuşum. Eşim de dedi ki "bende yanındaydım ya hayatım". Eeee dedim ne yapalım tekrar dinle:))) Hadi biraz benden bahsedelim, ne kadar özel, farklı,hoş olduğumdan falan bahsedelim" diyerek kahkahalarla güldük. 
ego ile ilgili karikatürler ile ilgili görsel sonucu
Sonra düşündüm, hepimizin en sevdiği konu kendimiziz. Hep "ben ben" diye konuşuyoruz.Kendimizden, çocuklarımızdan eşimizden bahsetmeye bayılıyoruz. Fotoğraf çektiririz ilk önce sadece kendimiz nasıl çıkmışız ona bakarız. Hepimizin derdi kendimizi özel ve önemli hissetmek. Bu yüzden bizi özel ve önemli hissettiren insanları seviyoruz, mutlu oluyoruz.
Bazen insanlar diğer insanların anlayışsız ve bencil olduğundan şikayet ettiğinde onlara "aslında kimse size karşı değil, herkes kendinden yana" derim. Yani kişisel algılamayın:)) Sizin yerinizde başkası da olsa aynı şeyi yaparlardı(yapardık belkide).

kendini beğenmiş komik ile ilgili görsel sonucu


SATIRARASI MİM #1

YAZAR : Çarşamba, Ağustos 31, 2016

Merhabalar
Uzun zamandır mim yapmıyordum. Sevgili arkadaşım Yurdagül http://www.dahamutluyuz.com/ blogunun sahibi beni mimlemiş. O zaman yapalım dedim.
Teşekkürler arkadaşım.

Soru 1: Nasıl blog yazmaya başladınız?
Hani güzellik yarışmalarında yarışmacılara nasıl katıldıklarını sorunca derler ya "arkadaşlarımın ısrarıylan:)" diye, benim blog yazmaya başlamam tam anlamıyla öyle oldu. Yıllar önce oğlum daha küçükken ona uyumadan önce masallar anlatırdım ama bu masalları kendim uydurur, içlerine bir mesaj sıkıştırır öyle anlatırdım. Ben biraz saçma bulurdum masallarımı ama eşim bana sürekli "bu masallarını yazsana, bir blog aç, orada yaz" derdi. Bende "amaaan saçma masallarımı kim okuyacak ki?" derdim. 3 yıl önce iş arkadaşım Ayfer'e yaptığı DIY projelerini paylaşması için bir blog açtığımda o da ısrarla bana blog açmamı söyledi. "Ne anlatacağım ki?" dediğimde "ne anlatırsan güzel anlatıyorsun, hayatını paylaş" dedi sağolsun. Yani eşim ve Ayfer'in teşvikiyle açtım blogumu. (Teşekkürler bana benden daha çok inanan güzel insanlar) Bu kadar süre yazabileceğimi sanmıyordum. Bir süre sonra bırakırım diye düşünüyordum ama çok sevdim blog dünyasını. Bir sürü arkadaşım oldu, şahsen tanımasamda çok sevdiklerim oldu. Zaman zaman blogumla ilgilenemesem bile mutlaka okumaya zaman yarattığım arkadaşlarım oldu.
komik güzellik yarışması karikatür ile ilgili görsel sonucu
Soru: 2. Blogunda daha önce yazmadığın bir tarzda yazsan bu ne olurdu?
Şehir rehberi gibi bir şey olurdu. Aslında blogumda bir kategori açmayı da düşünüyorum bu konuyla ilgili. Çünkü ben bir yere gideceğim zaman bloglara bakarım o şehirde nerelere gidilir, nerede ne yenir, ne yapmadan dönmemeli? gibi.....

Soru:3. Bloglarda okumayı en çok sevdiğin konular nelerdir?
Kişisel blogları okumayı seviyorum. Faydalı bilgiler veren blogları, psikoloji ile ilgili yazıları okumayı çok seviyorum.

Soru: 4. Hayatta yapmayı en çok istediğiniz 3 şey ne?
3  mü sadece:))) 1. Çok klasik olacak ama dünyayı gezmek(ben bir yay burcuyum:))))
2. İnsanların kendilerini daha iyi hissetmelerine, kendi değerlerini fark etmelerine yardımcı olabilmek, hayatlarına olumlu bir dokunuş yapabilmek.
3. Çocuklarıma mutlu olabilecekleri bir gelecek için rehberlik edebilmek.

TEDx Konuşmaları

YAZAR : Perşembe, Ağustos 25, 2016


Son zamanlarda yürüyüş yaparken youtube'dan TEDx konuşmalarını dinliyorum. Kesinlikle herkese tavsiye ederim. Yolun nasıl geçtiğini anlamıyorum, zaman zaman sanırım gülümsediğimden dolayı insanların bana tuhaf baktıklarını hissediyorum. Dinlediğim şeylerle o kadar meşgul oluyorum ki nasıl tepki verdiğimi(bazen kahkaha atıyorum galiba, ya da kıkırdıyorum) çokta önemsemiyorum. Yalnız bu arada mobil internet tarifem bitti:((( Bu konuşmaların hepsini dinleyebilmek için mobil tarifemi arttırmayı düşünüyorum. Bir de ingilizce olup türkçe alt yazılı olanları yürürken izleyemediğim için daha iyi ingilizce bilmediğim için hayıflanıyorum.
Açıkçası bu TED konuşmalarını nasıl keşfettiğimi bilmiyorum ama iyi ki keşfetmişim. Hatta ilk zamanlar bu TED'in TED Kolejlerinin bir organizasyonu sanıyordum ama değilmiş.
ted konuşmaları nedir ile ilgili görsel sonucu
Wikipedia'da ki tanımı: "TED: Açılımı Technology, Entertainment, Design olan her iki yılda bir KaliforniyaMonterey'de düzenlenen bir konferanlar. Bu konferansların varoluş amacı, farklı alanlardaki ileri derecede bilgi sahibi kişilerin bilgi alışverişine zemin oluşturmaktır. İlk olarak 1984 yılında hayata geçirilen fikir, 1990 yılına kadar yaşanan kesintinin ardından aralıksız devam etmektedir.
TED, kâr amacı gütmeyen özel Sappling Vakfı'nın sahip olduğu, “Yaymaya Değer Fikirler”i yaymak amacı ile kurulmuş küresel konferanslar serisidir. TED başlangıçta 1984 yılında bir kereye mahsus bir etkinlik olarak düzenlenmiş fakat 1990'dan itibaren Monterey, Kaliforniya'da yılda bir kez düzenlenmeye devam edilmiştir.
TED'in önceleri vurgusu, cazibe merkezi olan Silikon vadisi ile uyumlu olarak, büyük oranda teknoloji ve dizayn konularında olmuştur. Etkinlikler şu anda ABD'de Long Beach ve Palm Springs'te gerçekleştirilmektedir ve Avrupa ve Asya'da canlı izleme imkanı da sunulmaktadır. Konferanslar bilim ve kültür alanlarında giderek daha geniş bir yelpazede konu başlıklarını ele almaya başlamıştır. Konuşmacılara fikirlerini en yenilikçi ve çekici biçimde sunmaları için en fazla 18 dakikalık süre verilmektedir. Geçmiş konuşmacılar arasında Elif ŞafakBill ClintonJane GoodallMalcolm GladwellAl GoreGordon BrownRichard DawkinsBill Gates, eğitimci Salman Khan, Google'in kurucuları Larry Page veSergey Brin, ve birçok Nobel Ödülü sahibi bulunmaktadır. TED'in halihazırdaki sorumlusu İngiliz gazeteci ve magazin yayıncısı Chris Anderson'dır.
2005 yılından 2009 yılına kadar, yılda 3 adet 100.000$'lık TED ödülü, kazananlarının dünyayı değiştirecek amaçlarını gerçekleştirmelerine yardımcı olmak için verilmiştir. 2010'dan itibaren ise seçim süreci de değiştirilerek, kazananın amacını başarmasına TED'in katkısını arttırmak amacı ile tek bir kazanana verilmesine başlanmıştır. Her kazanan amacını yıllık ana konferansta açıklamaktadır. Haziran 2006'dan beri TED konuşmaları ücretsiz olarak Yaratıcı Kamu (Creative Commons) lisansı ile TED.com adresinden izlenebilmektedir. Kasım 2011 itibarı ile 1050'nin üzerinde konuşmaya ücretsiz online olarak ulaşılabilmektedir. Ocak 2009 tarihi itibarı ile bu konuşmalar 50 milyon kez izlenmiştir. Haziran 2011 itibarı ile ise bu rakam 500 milyonun üzerine çıkmıştır ve halen büyüyen global bir izleyici kitlesini yansıtmaktadır".
Burada bahsedeceğim için araştırdım. Ama bilmeden önce kendimce "alanında başarılı olmuş insanların ilham verici konuşmaları" olarak tanımlamıştım. Herkes kendi hikayesini anlatıyor, farklı bakış açıları sunuyor. Türkiye'de de son yıllarda yaygınlaşmış . Ben TEDx Türkiye videolarını izledim en çok. Ama tüm dünyada en çok izlenen videoları belirlemişler. En çok izlenen ve en iyi videoları izliyorum şu aralar. Etrafımdaki herkese, özellikle gençlere şiddetle tavsiye ediyorum. Oğlum izlemiş bir kaç tanesini ve "anne harika" dedi.Çok mutlu oldum. İnsanlar en iyi hikayelerle öğrenirler. Şunu yap, bunu yap demeden , nutuk çekmeden çok iyi bir şekilde öğretir hikayeler. Son zamanlarda moda bir laf var ya "Kesin bilgi yayılsın". Bu konuşmalar için söyleyebilirim. Herkes izlesin isterim. Hepimizin alacağı şeyler farklıdır.
ted konuşmaları nedir ile ilgili görsel sonucu
En Çok İzlenen TED Konuşmaları: www.cnnturk.com sitesinden alıntıdır.
"1. En iyi TED Konuşmaları : Amy Cuddy - Vücut dilin benliğini şekillendiriyor
Vücut dili başkalarının bizi nasıl gördüğünü etkilemekte, fakat kendimizi nasıl gördüğümüzü de değiştirebilir. Sosyal psikolog Amy Cuddy, "güç duruşu"nun-- insanın kendinden emin olmadığı durumlarda bile kendinden emin şekilde duruş sağlamasının--, o kişinin beynindeki testesteron ve kortizol düzeylerini etkileyebileceğini ve belki de o kişinin başarı şansını etkileyebileceğini gösteriyor.
2. En iyi TED Konuşmaları : Brene Brown - Kırılganlığın gücü
Brene Brown insandaki yakınlık duygusu üzerinde çalışıyor - empati, ait olma, sevme yeteneklerimiz. TEDxHouston'daki bu etkileyici, eğlenceli konuşmada, araştırmasından derin bir içgörüyü paylaşıyor, kendini tanımaya ve böylece insanlığı tanımaya onu iten kişisel arayışını. Paylaşmaya değer bir konuşma.
3. En iyi TED Konuşmaları : Hannah Fry - Aşkın matematiği
Doğru insanı bulmak kolay değil. Peki matematiksel olarak mümkün mü? Bu büyüleyici konuşmasında, matematikçi Hannay Fry aşkı nasıl aradığımızla ilgili benzerlikleri gösteriyor ve özel birini bulmak için gerekli en iyi üç ipucunu (matematiksel olarak kanıtlanmış!) veriyor.
4. En iyi TED Konuşmaları : Guy Winch - Neden hepimizin duygusal sağlık uygulamalarına ihtiyacı var?
Biraz kırıklık hissetsek, hafif bir sızımız olsa dahi doktora gideriz. Peki neden suçluluk, kayıp, yalnızlık gibi duygusal acılarımız için sağlık uzmanlarına gitmiyoruz? Guy Winch, çok sayıda insanın psikolojik sağlık meseleleriyle kendi kendilerine uğraştıklarını söylüyor. Ama böyle olmak zorunda değil. Winch, çarpıcı bir dille, duygusal hijyen uygulamalarını savunuyor- tıpkı vücudumuza baktığımız gibi, duygularımız ve zihnimize de bakabiliriz.
5. En iyi TED Konuşmaları : Ruth Chang - Zor seçimler nasıl yapılır?
Bu, hayatınızı tamamen değiştirebilecek bir konuşma. Hangi kariyerin peşinde koşmalıyım? Ayrılmalı mıyım evlenmeli miyim?! Nerede yaşamalıyım? Bunun gibi büyük kararlar acı verici derecede zor olabilir. Ama bunun nedeni bunlar hakkında yanlış düşünüyor olmamız, diyor filozof Ruth Chang. Gerçekte kim olduğumuzu şekillendirmek için yepyeni ve güçlü bir bakış açısı sunuyor".
Daha fazlası için linke tıklayabilirsiniz.

Fringe Dizisi

YAZAR : Salı, Ağustos 23, 2016
Merhabalar
Bir süredir Fringe dizisini izliyorum. Bilim kurgu aksiyon, doğa üstü olaylar ve FBI var. Başrolde ortadaki sarışın bayan Olivia Dunham var . Bir FBI ajanı. Yanındaki erkeklerde bir baba oğul. Baba Walter Bishop bir bilim adamı ve devlet için çalışan  gizli bir laboratuvarda "sınır ötesi bilim" adını verdikleri bir takım deneyler yaparlarken bir kaza sonucu asistanının ölmesi üzerine akıl hastanesine kapatılmış ve 17 yıl orada kalmış. Taaa ki Olivia Dunham onu bir davaya yardım etmesi için çıkarana kadar. Ancak sadece  birinci dereceden akrabası gözetiminde çıkabileceği için de oğlu Peter'ı da bu konuda ikna ediyor. Peter Bishop son derece zeki (IQ'su 180 di yanılmıyorsam) ama düzenli bir eğitimi ve işi yok. Neyse ekibimiz bunlar. Dünyada olağan dışı olaylar oluyor ve bu ekip çözüyor:) 
Konusu böyle dizinin. Ama ben diziyi izlerken düşündüklerimi anlatmak istiyorum. Her bölümde farklı bir olay işleniyor ama 50 dakikada bazı şeyleri yetiştiremedikleri için havada kaldığını düşünebiliyorsunuz. Yani toparlamaya çalışırken çok çabuk geçiyorlar. Sonra saçma olduğunu düşündüğüm, "yok artık" dediğim ve özellikle Walter Bishop'un her konuyu biliyor olmasını da hiç inandırıcı bulmadığım bir sürü sahne var. 
Olivia Dunham karakteri de çok soğuk, mekanik gibi geliyor bana.  Hayattaki tek amacı işi, ilişkilerle ilgili sıkıntılı gibi hissettiriyor. Aslında diziyi heyecanla seyrediyorum ama bunlarda eleştirilerim . 
Bir de hayran kaldığım "keşke bizimde olsa" dediğim bir şey FBI ve güvenlik dendiğinde bütün kapıların açılması. Neredeyse sorgusuz sualsiz istenilen her şeyin yapılmasının mümkün olması. Güven sorunu olmaması, senin işin benim işim tartışması olmadan, bürokrasi olmadan işlerin yürütülmesi.

Sonuç olarak eleştirilerim olsa da kesinlikle izlenmesi keyifli, sıkılmadan, merakla izlenebilecek bir dizi olduğunu belirtmeliyim. Diziyi izlerken şu an doğa üstü olarak algıladığımız bazı şeylerin gelecekte mümkün olacağını ve doğal görüleceğini düşündüm. Yani şu an imkansız gibi görünen şeylerin teknolojik ve bilimsel ilerlemelerle imkanlı hale gelebileceği düşüncesini oluşturdu bende. İnsanlığın hayrına olsun da ne olursa olsun:)))

Callanetics Yorumları

YAZAR : Pazar, Ağustos 21, 2016

 

Merhaba
Bu hafta dayanılmaz sırt-bel ağrılarıyla cebelleştim. Aslında 2 haftadır zaman zaman şiddetli bel ağrılarım oldu ama doktora gitmedim. Hatta ağrıdığını bile pek söylememeye çalıştım çünkü hasta olmak, sızlanmak bana göre değildi:( Kim sever ki hasta olmayı? Sürekli bir yerlerim ağrıyor diye sızlanmaktan kimse hoşlanmaz diye düşünüyorum. Neyse, bu konuyu kime söylesem artık yaşlandığımı söyledi bana:(((
Hatta kardeşime dedim ki "sanırım ben kanser oldum ve kemiklere falan yayıldı, öyle dayanılmaz bir kemik ağrısı". O da saçmalama dedi tabi ki. Sonra nihayet doktora gittiğimde muayene esnasında doktor bel fıtığı dedi. Mr istedi ama sonucunu bile görmeden anladı. Öyle şaşırdım ki sanki ben bel fıtığı olamam, sanki ben insan değilim. Hayır aklıma gelen seçenekler arasında kanser var, bel fıtığı yok. Çok ilginç:)))) Sanırım çok hareketli olduğum için ve düzenli egzersiz yaptığım için olmaz diye düşündüm.Ama olmuş:((
Doktor biraz spor yapmamamı, dinlenmemi tavsiye etti. Fizik tedavi ve ilaç tedavisi verdi ve daha sonra egzersiz vereceğini söyledi ama benim geçen yıl yaptığım Callanetics egzersizleri aklıma geldi. İnternetten araştırma yaptım ve bu egzersiz programını hazırlayan Callan Pinckney ismindeki Amerikalı kadının bu egzersizleri sırt ve bel ağrıları için geliştirdiğini, pilates-bale-yoga karışımı bir egzersiz olduğunu, küçük kas gruplarını çalıştırdığını, vücudu zorlamadığı için her yaştan insanın yapabileceğini ve çok kısa zamanda vücudu şekillendirdiğini okuyunca yapmaya karar verdim. Bir de bu egzersizler "10 günde 10 Yaş Gençleş"me vaadi veriyordu ki bu da ballı kaymak oluyor:)))
"Bir değişim yapmak istiyorsanız çevrenize yapacağınızı duyurmanız gerekir, Çünkü insanların tutarlı olma eğilimi vardır" ilkesinden hareketle burada sizlere başladığımı ve yapacağımı duyuruyorum:))
Bugün 1. gün ve öncesi-sonrası fotoğraflarıyla yayınlayacağım. Bu arada geçen yıl bu egzersizlerin videosunu isteyenlere göndereceğimi yazmıştım. İsterseniz yazının altına yorum yaparak mail adresinizi bırakın, göndereyim.
İnternette araştırma yaparken sık sık yorum sitelerine bakarım. Callanetics ile ilgili de bulduğum bazı yorumları paylaşıyorum şimdi sizlerle.

 
Ekşi Sözlük'ten Callanetics Yorumları:

*"beni 3 gün içerisinde 4cm inceltmiş spor. inceltmekle kalmayıp; tüm ağrılarımı da en aza indirtmiş bulunmakta kendisi.
son zamanlarda inanılmaz kilo aldım ve kilo vermekten öte sevdiğim pantolonlarıma tekrardan girmek isteyen bene o kadar yardımcı oluyor ki şu zamanlarda. iyi ki bulunmuş, iyi ki öğrenmişim. diyetti haftalarca süren pilatesiydi bilmem nesiydi boşa zaman kaybı ve zorlama bence. 
insan kendisine max 45 dakika ayırınca günde; en fazla 1 aya istediği hale gelebilir bunun sayesinde".
*"amma değişik yerlerde kasımız varmış callanetics sonrası ağrılarda öğrendim ben bunu ki piyasada bilinen sporların bir çoğunu denemişimdir. 2 gün peş peşe yapamayacak kadar yoruyor ama sırt ağrısı vs kalmadı bu kadar çabuk esnek bir insan olacağıma hayatta inanmazdım az kaldı kafamın dizime değmesine değince ne olcak onu bilemedim ama olsun. başarılı bir sportif aktivite".
*"ey insanoğlu...
hiç durma şu saniye başla! demek istiyorum... 100 sayıya yakın yaptım. çok güçlenince daha ağır sporlara geçtim ama callanetics tadını vermiyor azizim:) kan ter içinde kalmadan öyle sütun gibi oluyorsun ki yemesinler de yanında yatsınlar... 10 üzerinden 10".
*teknik olarak pilastesten daha gelişmiş spordur. yoga kadar zorlamaz, pilates kadar da yavaş sonuç vermez. iki hafta içinde inceldiğinizi hissedebilirsiniz. vücuda inanılmaz zarif bir şekil verir. yanılmıyorsam bir bale öğretmeni tarafından geliştirilmiştir.
*hayatın manasını arıyorsanız, callanetics yaptığınızda bulursunuz.
sadece spor değildir bu anlamda, o ne işe yaradığını bilemediğiniz kaslarınız ağrırken, siz aydınlanma yaşarsınız.

bedeninizden ayrı ve onunla beraber ruh şekillendiricidir".



Blogger tarafından desteklenmektedir.