Üzgünken Ne Yapalım?

Merhabalar
Geçen hafta hormonlardan mıdır bilmem(üzerinize afiyet) çok depresiftim. Etrafımda ki herkese gıcık oluyordum(en çok ta kendime ki bu en dayanılmazı). Alınganlığım tavan yaptığından dolayı da yanlış anlamalar, kırılmalar birbirini kovaladı. Yaklaşık 4-5 gün sinir küpü gibi dolaştıktan sonra vücudum isyan etti. "Yeter artık bu strese dayanamıyorum" dedi ve hasta oldu. Yani vücudun kendini ifade etme şekli olan hastalığı kullandı bana bunu anlatabilmek için. 2 gün bütün kemiklerimin ağrıdığını hissettim resmen kaval, femur,omurlar gibi tüm kemiklerimin yerlerini tek tek sayabilirdim. Bir de baş ağrısı ki evlerden uzak. Sosyal medyada bir yazı okumuştum "başınız ağrıyorken bir bandana yada tülbent vb.... bir bezle sıktığınızda ağrınız geçiyorsa ağrı stresten kaynaklanıyor demektir" diyordu. Ben de tülbentle sıktım ve ağrı hafifledi:)
Sonra kendi kendime bu acıları niye çekiyorum, kendime niye bunu yapıyorum diye sordum ve vücuduma da "tamam anladım mesajını, çok haklısın, özür dilerim" dedim:) Genelde (çok şükür ki) uzun süre bir şeye üzülememek gibi bir özelliğim var. Hatta kendime "aynı konuyla ilgili geçen gün çok üzülmüştün ya yeter" derim. Sonra gider birilerine anlatırım. Sonra dans falan ederim. Benim stres ve üzüntüyle başetme yöntemim bu. Ama tabi biraz rahatladıktan sonra beni üzen konunun derinliklerine inebilirim.
Azra Kohen Ayşe Arman'la röportajında "Depresyon hayatımızda değiştirmek zorunda olduğumuz şeyleri, değiştirmediğimiz zaman hissettiğimiz şey" diye tanımlamış depresyonu. Ben de çok beğendim bu tanımı. Yani bir şeye üzülüyoruz ama aslında o buz dağının görünen kısmı. O sizi üzen şey neden üzüyor? buna hangi duygu sebep oluyor? gibi sorularla kaynağı öğrenmeli sonrasında da değiştirebiliyorsak değiştirmeli değiştiremiyorsak ta kabullenmeli, hayatımıza devam etmeliyiz.
Son zamanlarda antidepresan kullanımının çok arttığını görüyorum çevremde. Mesela bir arkadaşımın 15 ve 17 yaşında ki iki kızına da doktor antidepresan başlamış. Bu korkunç geldi bana ve tabi hemen fikrimi söyledim. Annesi "eeee ne yapacağız o zaman" dedi. "Antidepresan bir kaçıştır, sorunu ötelemekten başka bir işe yaramaz. Kolaya kaçma" dedim. Ama insan doğası işte hep kolaya kaçıyoruz.
Arkadaşım ve çocukları çok sık rastlanılan bir örnek yalnızca. Genel tablo böyle malesef. Hep mutlu ve keyifli şeyler yapmak istiyoruz. Bizi mutsuz eden şeylerden kaçıyoruz ama eğer o sıkıntıyı çözmezsek te farklı şekillerde tekrar tekrar karşımıza çıkıyor. Kısır döngü gibi. Ama hayat hep mutlu olunacak bir yer değil. Yani aslında hayatın içinde her şey var. Üzüntü, sıkıntı, gerginlik. Bunları kabullenip bütün duyguları yaşayabilmeliyiz. Zaten bunları yaşamazsak mutluluğun ne olduğunu bilemeyiz ki.
Bazı insanlara bakıyorum da kendi mutluluklarından bütün dünyayı sorumlu tutuyorlar. Sanki doğmadan önce kendilerine söz verilmiş "aman ne olursun doğ, bütün dünya senin mutluluğun için çalışacak" falan denmiş sanırım. Bana böyle bir söz veren olmadı şahsen:) İşte bu insanlar sürekli her şeyden şikayet eden, bir türlü mutlu olmayı bilmeyen insanlar.
Önce şunu kabul etmeliyiz "her sabah uyandığınızda iki seçeneğiniz vardır. Mutlu olmak veya mutsuz olmak. Hangisini seçeceğiniz size bağlı ve hangisini seçerseniz seçin bu dünyanın umrunda değil". Yani kendi mutluluğunuzdan veya mutsuzluğunuzdan sadece ve sadece siz sorumlusunuz.


9 yorum:

  1. Karikatürler çok iyiymiş. Yazının son kısmı da can alıcı olmuş gerçekten. Motive oldum sayenizde :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler güzel yorumun için Naz:)

      Sil
  2. Bu hatuna zaten merak sarmıştım ama şu cümle ile hayran oldum diyebilriim :)

    "Depresyon hayatımızda değiştirmek zorunda olduğumuz şeyleri, değiştirmediğimiz zaman hissettiğimiz şey"

    Sen söylemesen bilmeyecektim :)

    İnsanın kendi kendine telkinde bulunması kadar güzel bir durum yok özellikle de yapıcı telkinler :)
    Bende istiyorum biraz bundan lütfen lütfen lütfen :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende seviyorum Azra Kohen'i. Son zamanlarda çok eleştiriyorlar. Kimse bir şey yapmıyor yapanı da yerden yere vıuruyorlar malesef.

      Sil
  3. Uzuldugumuz seylerin cozumunu bulamadigimizda neler yapmaliyiz yada arkadaslarimiza ne gibi tavsiyelede bulunabiliriz. Psikoloji cok sevdigim bir bilimdali. Konunun derinliklerine inip cozumler uretebilmeyi isterdim. Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir yazı daha yazmaya karar verdim Liz. Elimden geldiğince neler yapabilirizi anlatmak için.

      Sil
  4. Bu yazıyı benim için yazmış olmalısınız zira cuk diye üzerime oturdu :) Özellikle şu kısmı: "Alınganlığım tavan yaptığından dolayı da yanlış anlamalar, kırılmalar birbirini kovaladı." bu durum geçen haftaki halet-i ruhiyemdi tam olarak... Ben böyle hissettiğimde genellikle yağmur yüklü bir bulut gibi oluyorum... İçimde birikiyor bazı şeyler, sonra bir bakmışım sağanak sağanak yağıyor gözlerimden :) Kendimi tedavi yöntemim de genellikle ibadetle daha fazla meşgul olmak... Özellikle yalnız başıma, sessiz bir odada uzunca dua etmek bana inanılmaz iyi geliyor... Azra Kohen'in yorumuna gelince: "Depresyon hayatımızda değiştirmek zorunda olduğumuz şeyleri, değiştirmediğimiz zaman hissettiğimiz şey" belki de depresyon için yapılabilecek en güncel tanımlamalardan biri. Değiştiremediğimiz şeyler için ruhumuz ızdırap çekiyor, ruh ızdırabı da bedensel şikayetlere dönüşüyor ne yazık ki..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dua ve ibadet kesinlikle benimde tedavi yöntemim. Allah ayırmasın duadan.

      Sil
  5. Bu yazınızı da çok beğendim..

    YanıtlaSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.