depresyon tedavisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
depresyon tedavisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Türk İnsanının D Vitamini Düşük

YAZAR : Cuma, Nisan 12, 2019
d vitamini canan karatay ile ilgili görsel sonucu


Yeni başladığım iş yerinde bir uygulama varmış, çok güzel. Her personel için bir sağlık dosyası tutuyorlarmış ve yılda bir tüm testlerinizi yaptırıp dosyanıza koyuyorlarmış. Hatta takip edilecek bir rahatsızlığınız varsa onu bile zamanı geldiğinde hatırlatıyorlarmış.
Bazı iş yerlerinde düzgün uygulanıyormuş bu ama ben yıllardır çalışıyorum ilk defa denk geldim. Ve çok beğendim. Çünkü sağlık bakanlığına bağlı bir kurum burası, sağlığın bakanlığı kendi çalışanlarının sağlığına önem vermeli bir tık daha sanki:)

d vitamini canan karatay ile ilgili görsel sonucu

Neyse efendim testler sonucunda D vitaminim alt sınırın biraz üzerinde , normal değerler arasında çıktı. Son bir haftadır bütün vücudumda ki kemikler ağrıyordu. Normal değerler arasında çıktığı için D vitamini takviyesi yazmadı doktor ama 10-43 arası normal değer olarak belirlenmiş. Ancak "D vitamini değeri kaç olmalı?" diye araştırdığımda normal sağlıklı bir insanın en az 50 civarı olması gerektiği bilgisini buldum. Sonra aklıma Cana Hoca geldi. Bu konuda bir sürü videosu var. Sonuç olarak D vitamini takviyesi kullanmaya karar verdim. Dört gündür kullanıyorum ve kemik ağrılarımın geçtiğini, kronik yorgunluğumun azaldığını gözlemledim.
Türkiye gibi çok güneş alan bir ülkede nasıl oluyor da bu kadar çok insanın D vitamini düşük olabiliyor anlam vermek güç ama öyleymiş maalesef. Canan Hoca diyor ki bu konuda "yüksek koruma faktörlü güneş koruyucular kullandığımız için, güneş ışınlarının zararlı olduğu söylenen öğlen saatlerinde dışarı çıkmadığımız için, yanlış beslenme vb.... kaynaklanıyor".

d vitamini canan karatay ile ilgili görsel sonucu

D vitamini ile ilgili araştırmalarımdan bulduğum bilgileri derlediğim bir yazı daha yazacağım. Çünkü benim ağrılarım geçti ve belki sizde de eksikliği vardır da fark etmenizi sağlar. Tabi ben sadece kendi deneyimimi yazıyorum, siz de öyle yapın demiyorum kimseye. Yoksa çıkar birileri kızar, insanları yanlış yönlendirme der:)
İnsanların artık yanlış yönlendirilmelerinin, kandırılmalarının çok kolay olmadığını düşünüyorum. İnternet varken, youtube varken insanlar körü körüne bir şeyler alıp kullanmazlar zannımca. Öyle de yapmamalılar zaten. Herkes bilinçli olmak durumunda.

d vitamini canan karatay ile ilgili görsel sonucu

D vitamini o kadar önemli ki hayatımızda hiç bilmiyoruz. Mesela depresyonu tetikliyormuş azlığı, kronik yorgunluğa sebep oluyormuş, kemik ağrısına ve hatta kansere bile sebebiyet veriyormuş.
Yani bu tarz şikayetleriniz varsa bir test yaptırmanız mantıklı olur. Test değerleri konusunda da doktorlarla konuşmak ta iyi olur. Herkesin bünyesi farklı. İhtiyaçları farklı.
Sonuç olarak ben kendimi daha iyi hissediyorum. Birilerinin de işine yararsa bu bilgiler mutlu olurum.



Üzgünken Ne Yapalım?

YAZAR : Perşembe, Eylül 03, 2015
Merhabalar
Geçen hafta hormonlardan mıdır bilmem(üzerinize afiyet) çok depresiftim. Etrafımda ki herkese gıcık oluyordum(en çok ta kendime ki bu en dayanılmazı). Alınganlığım tavan yaptığından dolayı da yanlış anlamalar, kırılmalar birbirini kovaladı. Yaklaşık 4-5 gün sinir küpü gibi dolaştıktan sonra vücudum isyan etti. "Yeter artık bu strese dayanamıyorum" dedi ve hasta oldu. Yani vücudun kendini ifade etme şekli olan hastalığı kullandı bana bunu anlatabilmek için. 2 gün bütün kemiklerimin ağrıdığını hissettim resmen kaval, femur,omurlar gibi tüm kemiklerimin yerlerini tek tek sayabilirdim. Bir de baş ağrısı ki evlerden uzak. Sosyal medyada bir yazı okumuştum "başınız ağrıyorken bir bandana yada tülbent vb.... bir bezle sıktığınızda ağrınız geçiyorsa ağrı stresten kaynaklanıyor demektir" diyordu. Ben de tülbentle sıktım ve ağrı hafifledi:)
Sonra kendi kendime bu acıları niye çekiyorum, kendime niye bunu yapıyorum diye sordum ve vücuduma da "tamam anladım mesajını, çok haklısın, özür dilerim" dedim:) Genelde (çok şükür ki) uzun süre bir şeye üzülememek gibi bir özelliğim var. Hatta kendime "aynı konuyla ilgili geçen gün çok üzülmüştün ya yeter" derim. Sonra gider birilerine anlatırım. Sonra dans falan ederim. Benim stres ve üzüntüyle başetme yöntemim bu. Ama tabi biraz rahatladıktan sonra beni üzen konunun derinliklerine inebilirim.
Azra Kohen Ayşe Arman'la röportajında "Depresyon hayatımızda değiştirmek zorunda olduğumuz şeyleri, değiştirmediğimiz zaman hissettiğimiz şey" diye tanımlamış depresyonu. Ben de çok beğendim bu tanımı. Yani bir şeye üzülüyoruz ama aslında o buz dağının görünen kısmı. O sizi üzen şey neden üzüyor? buna hangi duygu sebep oluyor? gibi sorularla kaynağı öğrenmeli sonrasında da değiştirebiliyorsak değiştirmeli değiştiremiyorsak ta kabullenmeli, hayatımıza devam etmeliyiz.
Son zamanlarda antidepresan kullanımının çok arttığını görüyorum çevremde. Mesela bir arkadaşımın 15 ve 17 yaşında ki iki kızına da doktor antidepresan başlamış. Bu korkunç geldi bana ve tabi hemen fikrimi söyledim. Annesi "eeee ne yapacağız o zaman" dedi. "Antidepresan bir kaçıştır, sorunu ötelemekten başka bir işe yaramaz. Kolaya kaçma" dedim. Ama insan doğası işte hep kolaya kaçıyoruz.
Arkadaşım ve çocukları çok sık rastlanılan bir örnek yalnızca. Genel tablo böyle malesef. Hep mutlu ve keyifli şeyler yapmak istiyoruz. Bizi mutsuz eden şeylerden kaçıyoruz ama eğer o sıkıntıyı çözmezsek te farklı şekillerde tekrar tekrar karşımıza çıkıyor. Kısır döngü gibi. Ama hayat hep mutlu olunacak bir yer değil. Yani aslında hayatın içinde her şey var. Üzüntü, sıkıntı, gerginlik. Bunları kabullenip bütün duyguları yaşayabilmeliyiz. Zaten bunları yaşamazsak mutluluğun ne olduğunu bilemeyiz ki.
Bazı insanlara bakıyorum da kendi mutluluklarından bütün dünyayı sorumlu tutuyorlar. Sanki doğmadan önce kendilerine söz verilmiş "aman ne olursun doğ, bütün dünya senin mutluluğun için çalışacak" falan denmiş sanırım. Bana böyle bir söz veren olmadı şahsen:) İşte bu insanlar sürekli her şeyden şikayet eden, bir türlü mutlu olmayı bilmeyen insanlar.
Önce şunu kabul etmeliyiz "her sabah uyandığınızda iki seçeneğiniz vardır. Mutlu olmak veya mutsuz olmak. Hangisini seçeceğiniz size bağlı ve hangisini seçerseniz seçin bu dünyanın umrunda değil". Yani kendi mutluluğunuzdan veya mutsuzluğunuzdan sadece ve sadece siz sorumlusunuz.


Blogger tarafından desteklenmektedir.