depresyonda ne yapmalı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
depresyonda ne yapmalı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Üzgünken Ne Yapalım?

YAZAR : Perşembe, Eylül 03, 2015
Merhabalar
Geçen hafta hormonlardan mıdır bilmem(üzerinize afiyet) çok depresiftim. Etrafımda ki herkese gıcık oluyordum(en çok ta kendime ki bu en dayanılmazı). Alınganlığım tavan yaptığından dolayı da yanlış anlamalar, kırılmalar birbirini kovaladı. Yaklaşık 4-5 gün sinir küpü gibi dolaştıktan sonra vücudum isyan etti. "Yeter artık bu strese dayanamıyorum" dedi ve hasta oldu. Yani vücudun kendini ifade etme şekli olan hastalığı kullandı bana bunu anlatabilmek için. 2 gün bütün kemiklerimin ağrıdığını hissettim resmen kaval, femur,omurlar gibi tüm kemiklerimin yerlerini tek tek sayabilirdim. Bir de baş ağrısı ki evlerden uzak. Sosyal medyada bir yazı okumuştum "başınız ağrıyorken bir bandana yada tülbent vb.... bir bezle sıktığınızda ağrınız geçiyorsa ağrı stresten kaynaklanıyor demektir" diyordu. Ben de tülbentle sıktım ve ağrı hafifledi:)
Sonra kendi kendime bu acıları niye çekiyorum, kendime niye bunu yapıyorum diye sordum ve vücuduma da "tamam anladım mesajını, çok haklısın, özür dilerim" dedim:) Genelde (çok şükür ki) uzun süre bir şeye üzülememek gibi bir özelliğim var. Hatta kendime "aynı konuyla ilgili geçen gün çok üzülmüştün ya yeter" derim. Sonra gider birilerine anlatırım. Sonra dans falan ederim. Benim stres ve üzüntüyle başetme yöntemim bu. Ama tabi biraz rahatladıktan sonra beni üzen konunun derinliklerine inebilirim.
Azra Kohen Ayşe Arman'la röportajında "Depresyon hayatımızda değiştirmek zorunda olduğumuz şeyleri, değiştirmediğimiz zaman hissettiğimiz şey" diye tanımlamış depresyonu. Ben de çok beğendim bu tanımı. Yani bir şeye üzülüyoruz ama aslında o buz dağının görünen kısmı. O sizi üzen şey neden üzüyor? buna hangi duygu sebep oluyor? gibi sorularla kaynağı öğrenmeli sonrasında da değiştirebiliyorsak değiştirmeli değiştiremiyorsak ta kabullenmeli, hayatımıza devam etmeliyiz.
Son zamanlarda antidepresan kullanımının çok arttığını görüyorum çevremde. Mesela bir arkadaşımın 15 ve 17 yaşında ki iki kızına da doktor antidepresan başlamış. Bu korkunç geldi bana ve tabi hemen fikrimi söyledim. Annesi "eeee ne yapacağız o zaman" dedi. "Antidepresan bir kaçıştır, sorunu ötelemekten başka bir işe yaramaz. Kolaya kaçma" dedim. Ama insan doğası işte hep kolaya kaçıyoruz.
Arkadaşım ve çocukları çok sık rastlanılan bir örnek yalnızca. Genel tablo böyle malesef. Hep mutlu ve keyifli şeyler yapmak istiyoruz. Bizi mutsuz eden şeylerden kaçıyoruz ama eğer o sıkıntıyı çözmezsek te farklı şekillerde tekrar tekrar karşımıza çıkıyor. Kısır döngü gibi. Ama hayat hep mutlu olunacak bir yer değil. Yani aslında hayatın içinde her şey var. Üzüntü, sıkıntı, gerginlik. Bunları kabullenip bütün duyguları yaşayabilmeliyiz. Zaten bunları yaşamazsak mutluluğun ne olduğunu bilemeyiz ki.
Bazı insanlara bakıyorum da kendi mutluluklarından bütün dünyayı sorumlu tutuyorlar. Sanki doğmadan önce kendilerine söz verilmiş "aman ne olursun doğ, bütün dünya senin mutluluğun için çalışacak" falan denmiş sanırım. Bana böyle bir söz veren olmadı şahsen:) İşte bu insanlar sürekli her şeyden şikayet eden, bir türlü mutlu olmayı bilmeyen insanlar.
Önce şunu kabul etmeliyiz "her sabah uyandığınızda iki seçeneğiniz vardır. Mutlu olmak veya mutsuz olmak. Hangisini seçeceğiniz size bağlı ve hangisini seçerseniz seçin bu dünyanın umrunda değil". Yani kendi mutluluğunuzdan veya mutsuzluğunuzdan sadece ve sadece siz sorumlusunuz.


Blogger tarafından desteklenmektedir.