Tekin'in Mutfağından - Kuzu Kulağı Salatası

YAZAR : Pazartesi, Ekim 19, 2015
Merhabalar
 Sevgili eşim Tekin süper yemek yapar. Ben çok şanslı bir kadınım. Mutfağa girer saatlerce farklı şeyler dener. Denemelerinden bugüne kadar beğenmediğim hiç bir şey olmadı. Kendisine restoran açacağım emekli olunca:) 
Blogumda "Tekin'in Mutfağından" kategorisi yapıp zaman zaman yaptıklarını paylaşacağım sizlerle. Ben yerim siz de resimlerine bakıp nasıl yapıldığını denersiniz artık:)
Arkadaşlarımızı eve yemeğe davet ettiğimizde eşim ana yemek ve salatayı yapar . Diğer bütün herşeyi ben yaparım. Çorba, pilav,mezeler, zeytinyağlılar. Ama günün sonunda ne olur bilin bakalım. Herkes Tekin'in yaptıklarına övgüler yağdırır ve benim çorbamın pilavımın esamesi okunmaz:( Evet biraz kıskanıyorum ama çoğunlukla işime geliyor bu durum. Ana yemek olarak ne yapacağım" derdim yok mesela. Hatta artık sormuyorum bile. Nasıl olsa harika bir şey yapar. Harika reçel ve turşu yapar kendileri:) 



 
Ben yemeği zorunda olduğum için yapıyorum , eşim zevk aldığı için. Annem bu durumu öğrenince (zerdüşt buyurdu)  "Allah dağına göre kış verir" diye buyurdu:) Çünkü annem biz küçükken mantı yaptığında bizi bükmeye çağırırdı. İki kız kardeşim de gider ben gitmezdim Oda sorardı "hanfendi sen niye gelmiyorsun" ben de "benim yapacak daha önemli işlerim var" derdim. Kadıncağız uğraştı uğraştı ve sonra vazgeçti "ne yapayım sen de git pastaneden al" dedi en son. Eveeet Tekinin Mutfağından'ın hikayesi böyle. Gelelim şimdi salatanın tarifine. Ama öncelikle nerdeyse parmaklarımızı yedik uyarısını da yapayım da:)
Malzemeler:
-Bir Demet Kuzu Kulağı
-Bir Demet Roka
-Kırmızı Soğan(normal soğanda olabilir)
-Domates
Asıl püf noktası aslında salatanın sosu. Sos için; 5-6 dal maydanoz,1,5 yemek kaşığı hardal, 1,5 yemek kaşığı yoğurt,isterseniz çok az sütte koyabilirsiniz.Tuz,zeytinyağı ve limon.Blendırdan hepsini geçiriyoruz.
Yapılışı:
Roka ve kuzu kulağını elinizle parçalara ayırın. Bıçakla doğramayın çünkü sulanır. Domates ve soğanı söğüş şeklinde doğrayın. Blendırdan geçirdiğiniz sosu salatanın üzerine döküp servis yapın. Afiyet Olsun. Başka bir gün de ıspanak salatasını anlatacağım ki bu salata meşhurdur. Hiç fotoğrafı olmadığı için yaptığımızda tarifini anlatacağım. Sevgiler......

Kitap Dik Durmayı Öğretir

YAZAR : Cuma, Ekim 16, 2015

Sunay Akın'ın bu sözlerine bayıldım. Bence de. Ben kitap okumayı çok seven bir insanım. Neden olduğunu bilmiyorum. Yani annem de babam da kitap okuyan insanlar değillerdi. Küçükken okul harçlıklarımı biriktirir kitap alırdım. İçten gelen bir şey bu. Oğlum da kitap okusun çok istemiştim. Çok şükür ki o da seviyor. Ama ben oku diye ısrar ettiğim dönemde değil de onu rahat bıraktığım zaman başladı okumaya. Şimdi de kızım için aynı şeyi istiyorum.
İstiyorum çünkü okumam sayesinde okulda öğrendiklerimden çok daha fazla şey öğrendim. Sınavlarda başarılı olma sebebimin hep kitap okuma kaynaklı olduğunu düşünürüm. Okuduğunu anlama yeteneğini çok geliştiriyor kitap okumak. Ders kitaplarından bahsetmiyorum . Roman, hikaye, makale ne olursa. Okumadan yaşayamam diye düşünürüm ve okumayan insanları bir türlü anlayamam. 

Bir Veda'nın Ardından

YAZAR : Perşembe, Ekim 15, 2015
İnsan yaşlandıkça (ya da yaş aldıkça desem daha şık olur) alışkanlıklarına daha bir sağlam iplerle bağlanıyor. Ortam değiştirmekten, yeni çevrelere girmekten kaçınmaya başlıyor. Hayatından giden insanların gidişinden daha da bir etkileniyor. Kendim için hiç böyle olur sanmazdım. Ama bu dev döngüde herkes vakti ve zamanı geldiğinde kendine verilen rolleri oynuyor. Çok daha gençken dünyayı değiştirebilirim sanıyorsun ya da çok cesur oluyorsun. Boşuna deli kanlı denmiyor o zamanlara. Kanın gerçekten de deli akıyor. O zamanlarda arkadaş bulmaya ne var? Hemen tanışıp samimi olabiliyorsun insanlarla. Ama yaş ilerledikçe tecrübe denilen o şey sana herkese güvenmemeyi öğretiyor. Şüpheyle yaklaşmayı. 
Doğuştan hiç birimiz korkmayı bilmezmişiz. Korku öğrenilirmiş. Biz de zamanla, tecrübelerle insanlara yakın olmaktan korkmayı öğreniyoruz. Duvarlar örüyoruz. Planlar , hesaplar yapıyoruz ilişkilerimizde. Sonuç olarak çok az insanla yakınlaşabiliyoruz. Hatta bazıları yıkamıyor duvarlarını ve yalnızlık onları çok mutsuz ediyor. Çünkü insan sosyal bir varlık. Etrafında insanlar olmadan yaşayamıyor.


Şimdi sabah sabah ben niye böyle duygusallaştım onu anlatayım . Çok sevdiğim arkadaşım emekli oldu. İki haftadır onun yokluğunu , eksikliğini hissediyorum. Günün sekiz saati iş yerinde geçiyor. Ailenden çok iş arkadaşlarını görüyorsun. E o zaman da yokluğunu çok hissediyorsun.

Zaman zaman blogumda da bahsediyorum sevgili arkadaşım Ayfer'den. Ayfer'e  bir veda yemeği düzenledik. "Bunu daha sık yapalım" dedi. Bizde veda yemeği 2-3-4-5-......yapacağız sanırım. Sağda en başta oturan sarışın hatun Hacer. Ayfer onu da çok seviyor. Bende hep kıskanırdım bunu. Sonra facebookta Ayfer bir veda yazısı yazmış. Bize teşekkür etmiş ama teşekkür ettiği kişilerin isimlerini sayarken önce Hacer'i yazmış. Hemen kıskançlığım tavan yaptı ve yorum olarak "Hacer'i önce yamışsın" dedim. Bu yorumuma cevap yazmış güzel arkadaşım. 

"Kadriye'yem benim iyi,güzel bir o kadar da zeki arkadaşım.Seninle gecirdiğim her gün çok keyifli ve eğlenceliydi.Çok söylemesem de benim kalbimde ayrı bir yerin var.Bana çok şey öğrettin. Farkındalığımı ıyı yönde arttırdın.Bana o kadar çok güzel şeyler verdin ki hayatım boyunca seni unutamam.Her zaman iyi bir dost, verici bir arkadaş oldun.Yuvanı sıcacık bir eve dönuşturduğunu iyi bir anne insana keyif veren bir es olduğunu biliyorum.Seninle birlikte yaşayan insanların şanslı olduklarını, bunu onların da bildiğini biliyorum.Yapmak istediklerini erteleme.Ben başarılı olacağına yürekten inanıyorum.Benim için özel olduğunu ve seni çok sevdiğimi unutma"
 
Kalp kalbe karşıdır sözünü bilirsiniz. Son zamanlarda o kadar çok inanıyorum ki ben buna. Konuşmamıza bile gerek yok birbirimize bakışlarımızdan, enerjimizden anlıyoruz birbirimiz hakkında ne düşündüğümüzü. Hepimiz enerjiyiz çünkü. Düşüncelerimiz bir enerji. Ve iyi enerji gönderirseniz iyi enerji alırsınız.
Size iyi enerjilerimi gönderiyorum:)

LEVENT KIRCA'NIN VEDA MEKTUBU

YAZAR : Salı, Ekim 13, 2015
LEVENT KIRCA'NIN VEDA MEKTUBU
1974’de TRT ile girdim hayatınıza. O günden bu yana baya bir zamanınızı aldım. 41 yıl… Teşekkür ederim size, anılarınızda bana yer açtığınız için. Hayatımda sayısız ödül aldım. Renk renk, biçim biçim. Altından olup da bir şey ifade etmeyeni de var, tenekeden olup da paha biçilmezi de. Aldığım ilk bir kaç ödülü çalışma masamın üstüne koydum. Çalışacak yer kalmayınca camlı bir dolaba koydum. Dolap isyan edince odamı onlara tahsis ettim. Evi istila ettiklerinde ise sokakta kaldım.
Arada bir onları ziyaret ettiğimde hiç dertleri olmadığını gördüm. Üzerlerindeki toza rağmen şikayet edeni yoktu. Hepsi yerini biliyordu. Birbirlerine saygılılardı. Hiç kavga etmediler. Birbirlerini yemediler. Bir arada mutlu mesut geçindiler.  Altından da olsalar, tenekeden de olsalar, hepsi birer ödüldü. Hepsi eşitti.
İki kardeş bir çorap yüzünden kavga edebilirler. Ama komşunun çocuğu sorun çıkardığında iki kardeş birlik olur. Ev sahibi ile kiracı arasında problem olduğunda, bina yıkılacaksa birlik olurlar. O öbürünün tepesinden halı sarkıttığında kavga eden komşular, mahalle maçlarında birlik olur. Hacısı, ateisti takımı gol attığında sarılır, ağlarlar. Düşman ülke sana savaş açtığında ülke birlik olur.
Toprağım dediğin adamın her işine koşarsın. Memlekette yüzünü bile görmek istemediğin, başka şehirde canın, memleketlin olur. Toprak aynı toprak, biraz tozlu, biraz killi. Su aynı su, biraz berrak, biraz kireçli. İnsan olarak birbirimizi sahiplenmek, birleşebilmek için uzaylıların dünyayı istila etmesi mi gerekir?
Güzellikler paylaştıkça değerlenir, kötülükler çoğaldıkça kanıksanır.
Geçmişlerimiz ve benim jenerasyonumdaki insanlar için, eskiler her zaman daha güzel gelmiştir insana. Daha sağlıklı, daha diri, daha dertsiz gelmiştir. Daha adaletli, daha umutlu gelmiştir.
Eski zamanlar; ‘’Ah o eski zamanlardır’’..
Bu mektubumu sizlere ülkemizin değerli bir film festivali olan,  5. Bodrum Film Festivali vesilesiyle yazıyorum. O yüzden benim için yeri çok ayrı olan bir yönetmenden alıntı yapmakta sakınca görmüyorum. Woody Allen’ın Midnight in Paris filminde zaman atlamaları vardır. Film günümüzde başlar, basit ama fantastik bir yöntemle sürekli geçmişe gider. Filmde o geçmiş dönemler içerisinde Ernest Hemingway, Dali, Picasso, T.S. Elliot, Edgar Dega, Luis Bunuel gibi önemi tartışılmaz insanlara rastlarız. Hepsi, hangi dönemde yaşıyor olurlarsa olsun, kendi geçmişlerinin her zaman daha iyi olduğunu ve ona özlem duyduklarını belirtirler. Hepsinin ağzından ‘’Ahh, o eski zamanlar’’ cümlesini bir kez duyarız. Filmin ana önermesi ise sonunda en güzel ânın, içinde bulunduğun, yaşadığın an olduğunu belirtir.
Yaşadığımız şuan..
Şuan.. Elinizden yaşam boyu onur ödülünü alıyorum. Ödül vermek onore etmektir. Almaksa onore olmak. Düşünüp, cesaret edip, bir şeyi hayata geçirdiğinizde, birileri için değer görüyorsa, sizi ödüllendirirler. Bunun karşılığı maddi karşılığından büyüktür. O işiniz için ödül alırsınız. Yaşam boyu onur ödülü ise, yaşamda yaptıklarınızın, varlığınızın ya da amacınızın top yekün mükafatlandırılması gibidir. Bu ödülün anlamı benim için çok büyük.
Bu ödülü de eve götüreceğim. Ama diğer ödüllerin arasında baş köşeye koymayacağım. Ödülsen ödüllüğünü bil. Diğerleri neredeyse oraya, yanlarına koyacağım. O da onlarla birlikte tozlanacak. Onlardan biri olacak. Yaşam boyu onur ödülü de olsan, Cumhuriyet altını da olsan, kimseye ayrı gayrı yapamam.  Diğerleri tozlu raflarda dururken, sana saray şeklinde dolap yapmayacağım. Çünkü ödül de olsan, sana hak ettiğin anlamı veren içinde bulunduğu dolabın büyüklüğü ya da şekli değil, bizim sana verdiğimiz değerdir.
İster misin şimdi böyle dedim diye, bu ödül beni mahkemeye versin?
Güzel şeyler paylaşabildiysek sizinle, ne mutlu bana. Benim jenerasyonumda bir insan çabalarının meyvesini görememe durumuna mı üzülmeli, yoksa daha kötülerini yaşamayacak olduğu için teselli mi bulmalı şuan bilemiyorum.
Yine Woody Allen, ‘’Bir yönetmenin en büyük hatası, bu kötü senaryoyu çekerek adam ederim demesidir’’ der. Siz de yönetmensiniz. Ailenizi yöneten, işinizi yöneten.. Etrafınızı yöneten. ‘’Şu an’’, yöneten. Birlik verip bu senaryoyu değiştirin ki, filminiz de iyi olsun.
Dik durun.. Adil olun, sabırlı olun, enerjinizin sirayet etmesine müsaade edin. Daha iyi bir dünyada görüşmek ümidiyle. Atatürkle kalın, Cumhuriyetle kalın, hoşçakalın!!



PUMA IGNITE XT İLE SPOR YAPMAK ARTIK ÇOK DAHA KEYİFLİ!

YAZAR : Pazartesi, Ekim 12, 2015
Spor ayakkabıları, spor ve antrenmanların en önemli olmazsa olmazlarından  biri. Onsuz bir spor düşünülemez bile. İyi bir spor ayakkabısı, sağladığı  konfor kadar tasarımıyla da  etkilemeli. Özellikle sporu, hayatlarının bir parçası haline getiren insanlar için doğru spor ayakkabıyı seçmekten daha önemli bir şey yok denilebilir.
Yoğun antrenman temponuza uyum sağlayan, enerjinizi ve hareket kabiliyetinizi en üst seviyeye çıkaran bir ayakkabıyı seçmek, yapacağınız sporun kalitesini de artıracaktır.
PUMA Ignite ailesinin en yeni üyesi olan Ignite XT, bir antrenman  ayakkabısı olarak tüm beklentilerinizi karşılıyor. Modern ve şık tasarımıyla dikkat çekerken, sağladığı maksimum enerji ile enerjinizi zirveye taşıyor ve sporu daha keyifli hale getiriyor.
Ignite XT yüksek geri sekme ve Ignite Foam yastıklaması ile hareket kabiliyetinizi en yüksek seviyeye çıkararak darbe etkisini azaltıyor ve uzun süreli dayanıklılık sağlıyor. Ignite XT, koşu yaparken verdiğiniz enerjiyi size iade eden köpük teknolojisi ile sizi bitiş çizgisine taşıyarak bir sonraki hedefinize ulaştırıyor.
Ignite XT, bütün ayakkabı boyunca uzanan esneme kanalları sayesinde her yönde hızlı ve dinamik hareketi mümkün kılıyor.  Orta ve yan yüzlerde artırılan topuk kalınlığı yanal hareketleri desteklerken, dış tabanda yer alan sağlam kauçuk kapsüller ağırlık yapmaksızın zeminle tam temas ve tutuş sağlıyor. Dünyanın En Hızlı Adamı  Usain Bolt ve ünlü yıldız Rihanna da antrenman yaparken, uzun süreli performans vadeden PUMA Ignite XT’yi tercih ediyor. Ignite XT, sunduğu renk seçenekleriyle antrenmanlarınızı ateşliyor.
Yoğun antrenmanları boyunca yüksek enerji isteyen sporcular için özel olarak tasarlanan PUMA Ignite XT, çok yakın zamanda bir ikon haline gelecek gibi gözüküyor.
Siz de en esnek koşu ve antrenman ayakkabısını deneyimlemek isterseniz, Ignite XT’yi tüm PUMA mağazalarında ve www.puma.com/ignite adresinde bulabilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.
Blogger tarafından desteklenmektedir.