ankara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ankara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

TEOG Annesi Olmak

YAZAR : Cuma, Nisan 28, 2017
teog capsleri ile ilgili görsel sonucu
Çok şükür ki teog sınavı bitti, geçti, gitti. Her zamanki gibi ayıpladığım, kınadığım ne varsa hepsinden azcıkta olsa yaptım:)))) Yani TEOG Annelerinin eleştirdiğim tüm davranışlarından bahsediyorum:))) Tamam abartmadım ama bende o mod'a girdim. Öncelikle TEOG Annesi kavramını eleştiriyordum zaten. Niye bir sınav beni ya da çocuğumu tanımlasın ki? Ama çok zormuşşşş arkadaşlar, ahhh ben size ne diyeyim. Yani sınav değil de sınav sürecinde çevre sizi o role ve mod'a sokuyor malesef. Yani ne kadar dirensenizde kaçamıyorsunuz. Sonuçta biz insanız, sosyal bir çevrede yaşıyoruz. O çevrenin dinamiklerinden kendimizi izole edemeyiz. Tamam daha fazla kendimi haklı çıkarmaya çalışmayacağım. Yaptım, gene yaparım gene olsa:)))) Ama bir sorun ne yaptım? Çocuğuma "çalış, test çöz" dedim:) "Hadi az zaman kaldı daha sıkı çalışmalısın " dedim. Deneme sınavı sonuçlarını eleştirdim:( "Başkasının çocuğu şöyle, böyle" dedim:( .  Yani karşılaştırma yapma dışında diğerlerini gene olsa gene yaparım:) Çünkü karşılaştırma yapmanın hep sakıncalı olduğunu söylerim. İstemsiz olarak bir kere yaptım ve bir tek  buna pişman oldum.

teog capsleri ile ilgili görsel sonucu
Dün ve önceki gün sınavda anne babalar da çocukları kadar heyecanlıydı. O masum yüzler gergin, korkulu , endişeli bakışlarla sınavdan çıktıklarında hepsinin aynı olduğunu düşündüm. Sadece benim oğluşum değil tüm çocukların başarılı olmasını istedim, onların yüzüne bakarken. Aslında sınav olmasa, bu gerginliği yaşamasalar dedim. Her biri kimbilir ne farklı yeteneklere sahipler ama bilmiyorlar ve belki de hiç bilemeyecekler. Sınav sistemi ve eğitim sistemi onları sistemde tutmaya devam edeceği için kendi yeteneklerini keşfedemeyecekler yada değerini bilemeyecekler. Ayyy şimdi ağlayacağım ama durum bu ne yapalım?
teog capsleri ile ilgili görsel sonucu

TEOG sınavına giren bütün çocuklara ve ailelerine geçmiş olsun diyorum ve her şey gönüllerince olsun inşallah. Ve sınavsız bir eğitim sistemi olsun inşallah. 

Kadın Hikayeleri

YAZAR : Çarşamba, Ocak 11, 2017
cehaletin tek korkusu kadındır ile ilgili görsel sonucu
Dün otobüsle eve gelirken yanıma benden yaşça büyük hoş bir bayan oturdu. Daha doğrusu oğlum ona yer verdi. Çok memnun oldu hanımefendi ve sohbet etmeye başladık.
Küçükken bir yere gittiğimizde annem orada mutlaka birileriyle sohbet etmeye başlar, hemen muhabbeti kurardı ve bende buna çok sinir olurdum. Hastanede özellikle tanıştığı insanlarla özel şeyler konuşacak kadar samimi olmasına kızardım. Hatta o zamanlarda duyduğum bir söz vardı onu anneme söylerdim "çalı süpürgesi gibi her yere takılıyorsun anne" derdim, ergen şımarıklığıyla(ahhh kızımda bana yapmaya başladı, daha erken ama:))) Eeee bu işler sırayla Kadriye Hanımcım:))))) Neyse efendim aynı annem gibi bende hastanede, postanede, otobüste, kafede fark etmeden herkesle sohbet eder buluyorum kendimi. İnsanlarla konuşmayı seviyorum zaten de sohbeti ilk ben mi başlatıyorum, onlar mı başlatıyor , bendeki insan sevgisinin elektiriğini mi alıyorlar, yoksa mesleki bir çekiciliğim mi var bilmiyorum ama kendimi bir sohbetin ortasında buluyorum. Sanki bu durumdan şikayetçiymişim gibi oldu ama aslında hiç değilim. Hiç kimsenin karşımıza tesadüfen çıkmadığı, hepimizin birbirimize öğretecek şeyleri olduğu  inancına sahip olduğumdan bu durum bana keyif veriyor aslında.
Neyse hanımefendiyle kısa süren (yol kısaydı çünkü:)) sohbetimizde bana bahsettiği konu hakkında dünden beri düşünüyorum. Hayal bile edemiyorum anlattığı kadın hayatlarını. Yeni taşındığı bir sitede oturan komşularından bahsetti ve hiç uyum sağlayamadığından yakındı. Komşusu olan bayanlar Kızılay'ı Ulus'u hiç görmemiş, nerede olduklarını bile bilmeyen, hatta bıraksan asla yalnız gidemeyecek bayanlarmış. Babaları "sen kız çocuğusun evde otur, gezme" diyerek eve kapatıp büyütmüşler, sonra evlendiklerinde kocaları da aynı zihniyette olduğundan ve zaten kızcağızlar başka türlü bir şey görmediklerinden "kadının yeri evidir" diyerek , hep evde oturan, yalnız hiç bir yere gidemeyen insanlar olmuşlar. İşte bu hayatı hayal edemedim. Dünden beri empati yapmaya çalışıyorum ama yapamıyorum. Çünkü hayallerimiz bile yaşadıklarımızla sınırlıdır. Yani herkesi kendimiz gibi sanma eğilimimiz vardır. Herkesin kendimiz ve çevremizdeki insanlar gibi olduğunu zannederiz.
Nasıl bir insan evden çıkmadan , bağımlı olarak yaşayabilir? Bir erkek neden bir kadına bunu yapar? Hiç evden çıkmayan kadın nasıl çocuklar büyütür? Bu zincir bir yerlerde kırılamaz mı? Bu sorular kafamı kurcalıyor dünkü konuşmamızdan beri. Amacım kimsenin hayatını yargılamak değil, lütfen yanlış anlaşılmasın.
cehaletin tek korkusu kadındır ile ilgili görsel sonucu
Televizyonlar, internet bu kadar hayatımızın içindeyken, bilgiye ulaşmak bu kadar kolayken insan istese de cahil kalamaz diye düşünürdüm. Ama ne hayatlar var ki görmüyoruz, bilmiyoruz. İşte bu hayatlardan bahsetmek istiyorum, tarafsız kalmaya çalışarak, yorumu size bırakarak. Kendi hayatımızdaki sorunlara o kadar odaklanıyoruz ki bazen dünyanın en büyük acısını yaşıyormuşuz gibi zannediyoruz. İşte başka hayat hikayeleri kendimize, hayatımıza dışardan bakmayı gösteriyor. Hayatımızı, hayatları sorgulamayı, üzerinde düşünmeyi öğretiyor. Bu yüzden bu hikayelerin faydalı olduğunu düşünüyorum. 
O zaman yeni hikayelerde görüşmek üzere hoşçakalın....



Ankara Marka Festivali 1

YAZAR : Perşembe, Aralık 15, 2016
ankara marka festivali ile ilgili görsel sonucu

Bugün Ankara Marka Festivali'nin 1. günüydü. Özellikle Metin HARA'yı dinlemek istiyordum. Ben yetişemeyeceğimi sanıyordum ama program biraz sarkmış anlaşılan, programa göre  14:14 ta başlaması gereken Metin HARA "Bir Markaya Nefes Olmak" konuşması daha başlamamıştı. 
Görüntünün olası içeriği: 7 kişi, kalabalık
"Markalaşma Üzerine Bir Çift Laf:Twigy&Arzum" paneline girdim. Twigy Yönetim Kurulu Başkanı Sinan ÖNCEL'in konuşmasını dinledim. Nasıl marka olduklarını, nasıl pazarlama stratejisi geliştirdiklerini anlattı ve sunumunun özeti; "biz sürüden ayrıldık, kurtlar yemedi, sizde ayrılın, herkes gibi düşünmeyin"di. Mesela futbol klüpleri ile renkleri terliklerde kullanmak için lisans anlaşmasını ilk onlar yapmışlar ve maç esnasında stada dev bir terlik maskotu koymuşlar. İlk başlarda insanlar ne alaka demişler ama sonrasında çok başarılı bir reklamcılık stratejisi olarak görülmüş.
Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, konser ve yazı 

Metin Hara kendi hikayesini anlattı konuşmasında. Kitaplarını okuduğum için bildiğim bir hikayeydi ama birde ondan dinlemek çok güzeldi. Konuşmasının bir bölümünde elimizi kalbimize koymamız ve gözlerimizi kapatmamızı istedi. Daha sonra en küçük halimizi hayal etmemizi ve ona sarlmamızı istedi. Bir ara gözlerimi açıp salona baktığımda herkesin gözlerini kapatmış , huşu içinde Metin Hara'yı dinlediğini gördüm. Çok iyi bir motivasyon konuşmacısı olduğunu düşündüm. Ses tonu, enerjisi çok güzeldi. Mesela dedi ki "kahraman aramayı bırak, kahraman ol" "Halep'te çocuklar ölürken keşke Batman onları kurtarsa ama öyle bir şey olmuyor, sen kahraman olmak zorundasın" . Bir gün yaşadığı zorluklar sonucu kendini çok güçsüz hissettiği ve korktuğu birgün bir ustasının ona "her korktuğunda bir insanın kalbine cesaret üfleyeceksin" dediğini ve bunun kendisi için dönüm noktası olduğunu söyledi. Ve hepimize "korktuğunuzda birinin kalbine cesaret üfleyin" dedi.
Konuşmasından sonra kitap imzaladığı standında karşılaştık ve fotoğraf çektirmek istedim. O kadar pozitif bir enerjisi var ki ve çok naif bir insan. Ufak tefek olduğunu düşündüm ama yan yana fotoğraf çektirdiğimizde benden uzun görünmesine şaşırdım şahsen. Zaten erkekler hep öyle ufak tefek görünürler ama yanlarına gidince yinede kadınlardan uzun olurlar:) Nasıl oluyorsa artık. Haaa birde kadınlarda hep şişman görünürler erkeklerden ama tartıda erkekler daha fazla çıkarlar. Erkekler daha kaslılar ya sanırım ondan:)))
 
Sonrasında "Kim Demiş Ankara'dan Marka Çıkmaz Diye?" konulu konuşmasıyla Gamze Cizreli vardı. Oturup kaldım,Kahve içmeye bile gidemedim. Gamze Cizreli bilmeyenler için söylüyorum Big Şef restoranlar zincirinin kurucusu ve sahibi. Ankara'da ünlü bir kaç kafe ve restoranın da kuruluşunda yer almış girişimci bir insan."Nasıl "Love Mark" olunur?"dan bahsetti. Mesela konuşmasında öne çıkan bazı konulardan bahsetmem gerekirse;"tanınmış bir marka olmak istiyorsanız reklama, pr şirketlerine önem vermelisiniz. Biz bunlarla çok çalıştık, çok paralar verdik. Çok iyi olabilirsiniz ama sizi kimse bilmiyorsa iyi olmanızın faydası olmaz. Bilinir olmak için zihniyetin değişmesi lazım" dedi. Gamze Cizreli de sürekli gülümseyen çok pozitif bir kadın. Kendisini ilgiyle dinledim, zaten konuşması da çok akıcı ve eğlenceliydi.
 Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, sahnede ve konser
Daha sonra  Asley Joy markasının kurucusu Aslı Şen'in "ne Gerek Vardı?" başlıklı konuşması vardı. Açıkçası markayıda Aslı Şen'i de tanımıyordum o güne kadar. Kendisi Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Ali Şen'in oğlu Mein Şen'in eşiymiş. Marka yapmak, bir şeyler üretmek için çaba harcadığında etrafındakiler ona "ne gerek var " demişler hep. Yani zenginsin zaten ye, iç, gez ne uğraşıyorsun demişler. Ama o rahat durmamış, bir şeyler yapmak, üretmek istemiş. Üreten insan mutlu olur, her istediği olan, her şeye kolaylıkla ulaşan insan mutlu olamaz(psikolojik bir çıkarım yapmadanda duramıyorum:)))) Hamileyken parabensiz ürün kullanmak istediğinde marketlerdeki ürünlerin hepsini incelediğini ama hepsinde paraben olduğu için bu konuda bir ihtiyaç olduğunu farkettiğini ve doğal, parabensiz ürünler üretmeye başladığını anlattı. Markasının doğuş hikayesi böyle olmuş. Aslı Şen'de bana çok samimi, çok bizden biri geldi. Konuşması esnasında çok heyecanlıydı ve anlaşılıyordu ama samimiyeti hepsini örtüyordu.
 Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta
Sonuç olarak çok eğlendiğim, bütün konuşmacıları zevkle dinlediğim bir etkinlik oldu benim için. Bana farklı vizyonlar kattığını düşünüyorum. Ama sadece öğleden sonra katılabildim. Sabah konuşmalarınada katılmak isterdim. İlk günün son konuşması Sertap Erener'indi ve çooook güzelmiş ama ben izleyemedim:((((
Ve diyorum ki böyle etkinlikler Ankara'da daha çok yapılmalı. Özellikle üniversite öğrencilerinden çok rağbet vardı. Çok kalabalıktı. Ücretsiz olması da ayrıca güzel olmuş bence. Yarın da 2. günü anlatacağım. Beni izlemeye devam edin :))))
Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta
Görüntünün olası içeriği: 8 kişi, ayakta duran insanlar ve kalabalık
Görüntünün olası içeriği: 1 kişi




Blogger tarafından desteklenmektedir.