ankara
cehalet
cehaletin korkusu kadındır
cehaletin tek korkusu kadındır
çocuk eğitimi
kadın
kadın hikayeleri
kadın öğrenirse
kadınlar
Kadın Hikayeleri
YAZAR : kadriye
Çarşamba, Ocak 11, 2017
Dün otobüsle eve
gelirken yanıma benden yaşça büyük hoş bir bayan oturdu. Daha doğrusu oğlum ona
yer verdi. Çok memnun oldu hanımefendi ve sohbet etmeye başladık.
Küçükken bir yere gittiğimizde annem
orada mutlaka birileriyle sohbet etmeye başlar, hemen muhabbeti kurardı ve
bende buna çok sinir olurdum. Hastanede özellikle tanıştığı insanlarla özel
şeyler konuşacak kadar samimi olmasına kızardım. Hatta o zamanlarda duyduğum
bir söz vardı onu anneme söylerdim "çalı süpürgesi gibi her yere
takılıyorsun anne" derdim, ergen şımarıklığıyla(ahhh kızımda bana yapmaya
başladı, daha erken ama:))) Eeee bu işler sırayla Kadriye Hanımcım:))))) Neyse
efendim aynı annem gibi bende hastanede, postanede, otobüste, kafede fark
etmeden herkesle sohbet eder buluyorum kendimi. İnsanlarla konuşmayı seviyorum
zaten de sohbeti ilk ben mi başlatıyorum, onlar mı başlatıyor , bendeki insan
sevgisinin elektiriğini mi alıyorlar, yoksa mesleki bir çekiciliğim mi var
bilmiyorum ama kendimi bir sohbetin ortasında buluyorum. Sanki bu durumdan
şikayetçiymişim gibi oldu ama aslında hiç değilim. Hiç kimsenin karşımıza
tesadüfen çıkmadığı, hepimizin birbirimize öğretecek şeyleri olduğu
inancına sahip olduğumdan bu durum bana keyif veriyor aslında.
Neyse hanımefendiyle kısa süren (yol
kısaydı çünkü:)) sohbetimizde bana bahsettiği konu hakkında dünden beri
düşünüyorum. Hayal bile edemiyorum anlattığı kadın hayatlarını. Yeni taşındığı
bir sitede oturan komşularından bahsetti ve hiç uyum sağlayamadığından yakındı.
Komşusu olan bayanlar Kızılay'ı Ulus'u hiç görmemiş, nerede olduklarını bile
bilmeyen, hatta bıraksan asla yalnız gidemeyecek bayanlarmış. Babaları
"sen kız çocuğusun evde otur, gezme" diyerek eve kapatıp büyütmüşler,
sonra evlendiklerinde kocaları da aynı zihniyette olduğundan ve zaten
kızcağızlar başka türlü bir şey görmediklerinden "kadının yeri
evidir" diyerek , hep evde oturan, yalnız hiç bir yere gidemeyen insanlar
olmuşlar. İşte bu hayatı hayal edemedim. Dünden beri empati yapmaya çalışıyorum
ama yapamıyorum. Çünkü hayallerimiz bile yaşadıklarımızla sınırlıdır. Yani
herkesi kendimiz gibi sanma eğilimimiz vardır. Herkesin kendimiz ve
çevremizdeki insanlar gibi olduğunu zannederiz.
Nasıl bir insan evden çıkmadan , bağımlı
olarak yaşayabilir? Bir erkek neden bir kadına bunu yapar? Hiç evden çıkmayan
kadın nasıl çocuklar büyütür? Bu zincir bir yerlerde kırılamaz mı? Bu sorular
kafamı kurcalıyor dünkü konuşmamızdan beri. Amacım kimsenin hayatını yargılamak değil, lütfen yanlış anlaşılmasın.
Televizyonlar, internet bu kadar hayatımızın içindeyken, bilgiye ulaşmak bu kadar kolayken insan istese de cahil kalamaz diye düşünürdüm. Ama ne hayatlar var ki görmüyoruz, bilmiyoruz. İşte bu hayatlardan bahsetmek istiyorum, tarafsız kalmaya çalışarak, yorumu size bırakarak. Kendi hayatımızdaki sorunlara o kadar odaklanıyoruz ki bazen dünyanın en büyük acısını yaşıyormuşuz gibi zannediyoruz. İşte başka hayat hikayeleri kendimize, hayatımıza dışardan bakmayı gösteriyor. Hayatımızı, hayatları sorgulamayı, üzerinde düşünmeyi öğretiyor. Bu yüzden bu hikayelerin faydalı olduğunu düşünüyorum.
O zaman yeni hikayelerde görüşmek üzere hoşçakalın....
