kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Nostaljik Pazartesi- Bir Kadından Diğer Kadına Mektup

YAZAR : Pazartesi, Temmuz 22, 2019
Nostaljik Pazartesi'yi yapan bir Handan bir de ben kaldım sanırım. Nostaljik Pazartesi nedir derseniz, eski yazılarımızdan birini paylaşıp nostalji yapmak demek:) 

DİDEM ARSLANTÜRK ile ilgili görsel sonucu
"Yaklaşık 1 milyon kez okunmuş Didem Arslantürk'ün güzel bir yazısını sizinle paylaşmak istiyorum" Didem Arslantürk İlişki ve Yaşam Koçu.
----------------------------
Bir Kadından, Diğer Kadına Mektup

"Bir liste var önümde; yıllar sonra edindiğim. Senin bir kenara not düştüklerin gibi; bunlar da benim biriktirdiklerim. İster altına ekle, ister kendininkilere kat. İster dikkate al, ister kaldır at.

1) KARİYERİNİ KIZLIK SOYADINLA YAP

Şimdi toz pembe, biliyorum; öyle oluyor başta. Ortalarda da idare ediyor hatta. Ama gün geliyor; "kocanın soyadı ile" tanındığını fark ediyorsun. Boşanma aşamasına geldiğinde, yeni bir SEN inşa etmek zorunda kalıyorsun. İş hayatında o güne kadar yaptığın her şey - eğer kocan, mahkeme kararıyla onun soyadını taşımana izin vermezse - alt üst oluyor. Hem, ne gerek var ki "izne" vs'ye? Adınla soyadınla, şânınla yürü. Kalıcı olan SENsin.. senin emeklerin.

2) ÇALIŞ. SAKIN DURMA

Kocan sana diyecek ki "Yahu ne gerek var, ben para kazanıyorum zaten. Sen tadını çıkar evdeki hayatın. Çocuğuna bak, günlere git, spor yap, mutfakta oyalan, alışverişe falan çık, devril yat, takıl istediğin gibi." Tatlı gelecek, kolay gelecek, işine gelecek belki. Yapma. Kendini geliştirmeyi, kendine yatırım yapmayı bırakma. Yeteneklerine yönel, hayallerini unutma. Oku, çalış, üret. Seçimlerinin; bir zaman sonra "bir başına ve ayakta isen", anlamı olacak.

feminizm ile ilgili görsel sonucu

3) KENDİ ÖLÇÜNÜ KENDİN AL

Sana "o kadar güçlü değilsin" diyecekler. "Sen başaramazsın" yaftasını yapıştıracaklar. "Bu da nereden çıktı", "ulaşabileceğin hayaller kur" falan diye de yumurtlayacaklar. Yavaşlatacaklar seni. Şaşırtacaklar, yanıltacaklar. İşin kötüsü, bazen potansiyelinin olmadığına "inandıracaklar" da, kimbilir.. Aman ha, sakın durma, kanma. Sen, neyi başarmak istersen O'sun. Bilfiil kendisi hem de. Nereye bakarsan, oraya gidersin. Senin ölçünü senden başka kimse alamaz. Kendi kıyafetini kendin dik. Nasıl istiyorsan, öyle ol. Uzlaş ama değişme, dönüşme.

4) KANTARIN NE KADAR TARTIYOR?

Her topa girme. Her sorumluluğu alma. Her yükü taşıma. Sonradan ruhsal çöküntü yaratacak, sana "keşke" dedirtecek hiçbir şeye soyunma. Rol çalma. Unutma; her kantar, belirli bir ağırlığa kadar tartar. Fazlasını almak, kantarı yorar. Her şeyi başarmak zorunda değilsin; her sorunun çözümü sende değil. Sen de diğerlerinden farklı değilsin. Enerjinle, moralinle, zaten taşıdığın yüklerinle, gidecek epey yolun var. Çünkü ne oluyor biliyor musun; bir süre sonra insanlar seni takdir etse de, kıyamadıklarını söyleseler de, bu naif (!) yaklaşımlar bi' b...ka yaramıyor. Madalyan ve hastalıklarınla başbaşa, hayatı sorgulamaya başlıyorsun. Nerede mi? Hastane koridorlarında, uykunu aradığın akşamlarda, elin kolun kalkmadığında, hayata dair umutlarını sorguladığında. Yapma. Sakın yapma.

feminizm ile ilgili görsel sonucu

5) KENDİ ŞARKINI SÖYLE

Seninle dalga geçecek kimileri. Giydiğin elbiseye, kahkahana, oturuşuna-kalkışına karışacaklar, sözüm ona "doğru"ya çekecekler seni tüm iyi niyetleriyle (!). "Aman dans etme, beceremiyorsun" diyenler çıkacak. Sesinin kötülüğünden dem vuracaklar.. Susma. Kendi şarkını söyle. Canın nerede, ne zaman, nasıl istiyorsa, öyle söyle. Hayatın, "senin şarkın". Notalar senin, kulak senin, ses senin. Ne istiyorsan, onu söyle. Kendi şarkını yaz. Bağıra çağıra söylemeye başladığında, altında senin imzan olsun. Kendi şarkısını yazamayanlar lâf atacaktır; gülümse.

6) HAFIZANI DİRİ TUT.

Neydin sen? Neredeydin? Nereye gidiyordun? Nasıl olacaktı? Neler yaşayacaktın? Sorularını sakın bırakma. Her sabah, kahveni içerken listene göz at; neresindesin, n'apıyorsun? "Biz" olup bambaşka bir maratona girmişken; "ben" bir yerlerde tıkanmış, arkadan nefes nefese, önündeki kâfileye umutsuzca bakıyor olabilir mi?

Sakın unutma. Başlangıç noktanı, başlangıç sebebini; yürüdüğün yol ile teyit et.

7) KALBİNİ DİNLE

Ne olursa olsun, neye mâl olursa olsun, kalbini dinle. Seni nereye götürürse götürsün, sana ne yaptırırsa yaptırsın, kalbini dinle. Dibine kadar sev, sonuna kadar git, olmadıysa bambaşka bir yola git.. Hattâ istiyorsan dur ama hep kendini, hep kalbini dinle. İnsanların eğilimlerine, tepkilerine, eleştirilerine aldanıp, "onaylanan" yolu seçme. Kendi yolundan git. Kalbinin yolundan.

8) VAZGEÇMEYİ BİL

Israr etme. Bittiyse, diretme. Serbest bırak kendini de, yolundakileri de. Eğer kader diye bir şey varsa, elbet tecelli edecek. Eğer "farklı" olacaksa bir şeyler; elbet o "yeni" de paşa paşa önüne gelecek. Bırakmayı bil. Vazgeçmek=Özgürlük. Vazgeçmek=Yeni seçimlere ilerlemek. Ve hiçbir seçim, geleceği "özünde" değiştirmeyecek: Özendiğin insanlar kadar özgürsün, sürprizlerle dolusun, rengârenksin sen de.

9) HERKES GİTTİĞİNDE, KALAN MANZARA SENİ MUTLU ETSİN

Kocan gidebilir. Çocuğun Allah'ın emri gidecek. Annen, baban.. Eninde sonunda yalnız kalacaksın. Cebinde ne varsa, kaderin o. Hesapladın mı, neler birikmiş çıkınında? Ne kadar erken, o kadar iyi. Henüz harekete geçmediysen, şimdi başla.

10) HER BAŞLANGIÇ İYİDİR

Seçimlerini yaparken, şartlara takılma. O şartlar, bu ânın şartları ve senin bugüne kadarki tecrübelerinle geliştirdiğin inançların. Hepsi bu. İçindeki o BAMBAŞKA SENle tanışmadın, onu keşfetmedin daha. O SEN, seni hep mutlu edecek, yalnız bırakmayacak; emin ol. Kendine tutun. Başlangıçlar insanı diri tutar. Bitişlere tutunursan, düşersin. İÇİNDEKİ SENe şans ver. Seni utandırmayacağını göreceksin."

DİP'in ve İllüzyon'un yazarı, Didem Deligönül


Eskiden Kadın Olmak Daha Kolaydı

YAZAR : Pazartesi, Aralık 03, 2018

 Belki sosyal medyada sizde rastlamışsınızdır, ben bir kaç farklı yerde rastladım. Sizlerle de paylaşmak istedim, ben hak verdim  şahsen ama hak versekte değiştiremedikten sonra bir anlamı yok.
Retro, Ev Hanımı, Aile, Yemek Pişirme

"GÜLÜMSEYEREK OKUDUM🙂🙂🙂

Eskiden kadın olmak daha kolaydı.

Kadınlar sadece evde olur, yemek yapar, çocuk bakarlardı.

Sadece, eşinin geliri düşükse kadın çalışırdı ve çalışan kadına acınırdı.

Kadın çalışıyorsa, evine bakamayacağı düşünülürdü.

Zaten kadın bekarken çalışıyor idiyse bile evlenince evinin kadını olurdu.

90'lı yıllara gelindiğinde kadın sadece evde olmak istemedi, artık çalışmak, ekonomik olarak özgürleşmek istiyordu.

Önce üniversite okumaya, sonra çalışmaya başladı.
Bu kadının hoşuna gitmişti.
Çalışıyor, istedigi gibi harcıyor, geziyordu.

Artık çalışan kadın evli olmak değil bekar olup gününü gün etmek istiyordu.

Yaşasın özgürlük...

Çalışan kadın artık işkolik olmuştu.
Çalışıyor ve yükseliyordu.
Zirveye ulaşmıştı.

Birçok şirkette önce orta kademe, sonra üst kademe yönetici kadın oldu.
Doksanların sonuna gelindiğinde şirketler yalniz ve işkolik 30lu yaşlarında kadinlarla doluydu..

Kızgın, Iş Kadını, Çatışma, Şikâyet

Bu çalışan kadına yetmedi, çıtayı biraz daha yükseltti.

Artık hem evli hem de başarılı çalışan kadın olmalıydı.

Çalışan kadın etrafına bakındı. Başarılı, paralı koca adayları gözden geçirildi..

Adaylardan kel, şişman ve kısa boylu olanlar hemen elendi.
İnce ruhlu, şaraptan anlayan, 14 Subat'ta müthiş sürprizler yapabilen, kimsenin bilmediği yerlerde başbaşa tatillere götüren, yaşamayı seven ve bol bol espiri yapanlar hemen kapışıldı.
Düğün, Gelin, Damat Meşgul, Evlilik, Aşk

Yurt dışından gelinlikler getirtildi. Otellerde muhteşem düğünler yapılıp, Maldivler'e ya da Bali'ye balayına gidildi.

Balayından sonra çalışan kadın hızla iş başı yaptı.

Gündüzleri toplantıdan toplantıya koştururken artık akşam yemeğini de düşünmeye başlamıştı.

Akşam ne yenmeli, nereye gidilmeli, eşinin gömlekleri, pantolonları ütülü mü, kıyafetleri kuru temizlemeciye gitti mi geldi mi?
Marketten alınacakların listesini çıkar, iş çıkışı git al, eve gel, akşam yemeğini hazırla....

Çalışan kadın artık mutluydu. Gece yatağı sıcacıktı. Üzülünce derdini paylaşan, hastalanınca ona bakan, ağlayınca destek olacak bir omuza, göz yaşlarını silecek şefkatli ellere sahipti.
15 saat koşturmak kadına vız geliyordu.
Etraf bu şekilde koşuşturan, ev ile iş arası çift vardiya çalışan kadınla doluydu.

 
Zaman geçiyordu. Çalışan kadın 35 ine yaklaşıyordu.
Biyolojik saati  "bebek, bebek"  diye uyarı vermeye başladı.

Evet çalışan kadın hemen çığlıklar atmaya başladı "Bebek de yaparım kariyer de" diye...
Çalışan kadınlar hemen sosyetik kadın doğumcuların randevularını doldurdular.

Çalışan kadınlar ajandalarına ve islerinin temposuna uygun zamanı seçip hemen mikro enjeksiyonla bebek yapmaya başladılar.

1-2 ay sonra güzel haberler sırayla gelmeye başladı.  Çalışan kadınlar hamileydiler.

Çalışan kadın hem hamile, hem güzel olmak istedi.

Hemen diyetisyenlere koşulup, özel hamile diyetleri alındı, bol bol kivi yenmeye başlandı.

Eskisi gibi tatlı, turşu, börek, Erik aşerilmiyor, karpuz, kivi ve mango isteniyordu gecenin bir yarısı eşlerden.

Çalışan kadın çocuğunu eski usul büyütmeyecekti.

Hemen onlarca hamilelik, bebek büyütme kitapları alındı, bir çok internet sitesine üye olundu, Yoga ve Anne-baba kurslarına yazılındı.

Çalışan hamile kadın artık gün gün takip ediyordu bebeğinin gelişimini.

Bugün 43. gün, bebeğim üzüm tanesi gibi... 59. gün, parmakları oluştu... 89. gün, bugün ilk defa hıçkırdı... 210 uncu günden sonra artık bebeğin matematik zekasının artması için Mozart dinletilecek....

Sonunda mutlu gün geldi.
Çalışan kadın artık anneydi.
3-4 aylık izinden sonra çalışan kadın öldürücü diyetlerle zayıflayarak incecik bir şekilde işbaşı yapmıştı.

Artık başarılı bir yönetici, iyi bir eş ve Anne olarak 24 saat çalışıyordu.
Bebek büyüdükçe, sosyalleşmesi için çalışan kadın cumartesilerini çocuğuna ayırdı.
Artık tüm anneler topluca etkinliklere katılmaya başladılar. Yaş günü partileri,  tiyatrolar, piyano dersleri, basketbol, tenis ve yüzme kurslarının biri bitiyor, diğeri başlıyordu.

 
Çalışan kadına bu da yetmedi. Artık hem çalışıyor, hem iyi bir eş olmaya gayret ediyor hem de annelik yapıyordu.
Çalışan Kadın çıtayı bir kez daha yükseltti.
O artık evinde katkısız, sağlıklı ekmekler, reçeller yapmalı, organik gıdalarla, vitamini bol sebze yemekleri hazırlamalı, çocuğuna ve eşine özel günlerde pastalar yapabilmeli, bu pastaları çok güzel süsleyebilmeliydi.

Bütün çalışan kadınlar yemek yapma kurslarına koşmaya başladılar.

Evlerine ekmek yapma makinaları aldılar.
Toplantı aralarında birbirlerine yemek tarifleri vermeye başladılar.
"Dün nefis bir çavdarlı ekmek yaptım, istersen tarifini vereyim"
"Ben de hafta sonu harika bir pasta yaptım. Evdekiler bayıldı. Bir akşam gelin de size de yapayım".

Bakalım çalışan kadın bundan sonra çıtasını nereye yükseltecek?

Gelelim erkeğe...
Bu süreç içerisinde çalışan erkek ise çıtasını hiç yükseltmedi.
80'lerde, 90'larda ve 2000'lerde hep TV izliyor, bir şeyler içiyor ve maça gidiyordu...".
Yorum sizin:)))


Pamuk Prensesin Uyanmak İçin Neye İhtiyacı Var?

YAZAR : Salı, Şubat 27, 2018
pamuk prensesin uyanmak için prense değil ile ilgili görsel sonucu

Kitaplar, masallar, filmler, toplum hep kadına "bir kurtarıcı bul" der. Tek başına kadın güçsüzdür ancak bir erkekle var olabilir. Pamuk Prensesi bir Prens gelir öperek hayatını kurtarır. Kül Kedisi'ni yine bir Prens kurtarır üvey anne ve kızlarının zulmünden. Filmlerde de aynı şeyler var hep. Kadına verilen mesaj "kadın tek başına güçlü değildir, olmamalıdır da zaten, anne olana kadar tehlike arz eden bir varlıktır, bir kocası olmalıdır, ancak anne olduktan sonra kutsaldır". 

kadına masalda bile rahat yok ile ilgili görsel sonucu

Yukarıdaki gazete haberini instagram da paylaştıktan sonra bir arkadaşım yorum yazmış. "Sırf bu yüzden kızıma klasik masallar yerine kendi çocukluğumu anlattım. Ara sıra klasik masal anlattığımda "bunlar gerçek hayatta olmayan şeyler" diye açıklama yaptım" demiş yorumunda. Ben yıllar sonra fark ettim mesela bu  mesajı verdiklerini. Farkında olmak en büyük adımdır değişimde.
Anneler fark ederse fark yaratır. Kadın öğrenirse çocuğuna öğretir ve cehaleti sadece kadını eğitmekle yenebiliriz.
Sonuç olarak bir prense ihtiyacın yok Ey Türk Kadını... Eğitime, motivasyona ve uyanık olmaya ihtiyacın var.
Blogger tarafından desteklenmektedir.