Yürümek mi Yüzmek mi daha çok zayıflatır?

YAZAR : Çarşamba, Eylül 02, 2015
Yürümek mi Yüzmek mi daha çok zayıflatır?


Merhabalar
Hepimiz düşünmüşüzdür "Yürümek mi daha iyi koşmak mı? " ya da "yüzmek mi daha faydalı ve daha çok zayıflatır yürümek mi?". Ben de bugün bu konuya eğilmeye karar verdim. Evet mercek altına alıyoruz. Bakalım uzmanlar neler demişler.




Osman Müftüoğlu bu konuda :" Yürümek, kalça, bacak ve baldırdaki adale yükünü en çok çalıştıran kardiyo antrenmanıdır. Yürümekle yüzmeden daha çok kas kullanır, daha fazla kalori yakar, insülini daha çok baskılarsınız. İnsülin direncini kırma konusunda (bana göre) yürümek kulaç atmaktan daha iyi sonuç verir. Yine de özellikle diz ve kalça eklemlerindeki sorunlar nedeniyle yürümede zorlananlar için yüzme faydalı ve keyifli bir egzersizdir. Bana sorarsanız fırsat buldukça ikisini de yapın ama yürümeyi sakın ihmal etmeyin.
Tempolu yürümek, yüzmek, bisiklete binmek veya hafif koşu yapmak aerobik egzersizlerin en sevilenleri. Hepsi de sağlığa destek olmanın, kalbe ve akciğerlere güç vermenin en etkili yolları. Dikkat edilmesi gereken yürürken nefes nefese kalmamak, yanındakilerle konuşabilir durumda olmak ve solunum sıkıntısı yaşamamak, yani süreci “oksijensiz/anaerobik” hale getirmemektir". demiş.



"Harvard’lı uzman, Dr. Harvey B. Simon’a göre kulaç atmak ideal bir egzersizdir. Dolaşımı ve metabolizmayı destekler, bedenin üst kısmındaki adaleleri daha yoğun kullandırdığından dengeli bir kas gücü ve dayanıklılık verir, ayrıca esnekliği de artırır. Yüzerken suyun kaldırma gücünden faydalanıldığı için eklemlere yük binmez, eklemlerinde sorun (örneğin diz ekleminde kıkırdak harabiyeti ya da menisküs veya bağ problemi) olanlarda bile sakatlanma riski yaratmaz. Ne var ki yüzmenin dört temel kusuru var. Bir: Beceri ve eğitim gerektirir. İki: Boğulma riski hep vardır. Üç: Yüzülebilecek temiz ve derin bir su her yerde kolayca bulunamaz. Dört: Son kusur başlıktaki sorunun da yanıtıdır. Kilo kaybı konusunda yürümeden daha az etkilidir. Nedeni şu: Bedenimizdeki toplam kas kitlesinin % 80’inden fazlası göbek noktasının altındadır"(Osman Müftüoğlu'nun yazısından alıntıdır).

Gerçekten de yüzmek için temiz, hijyenik havuz bulmak çok zor. Mesela özellikle çocuklar havuzdan çok kolay enfeksiyon kapıyorlar ki bu da yüzmeyi her zaman yapamayacağımız anlamına geliyor. O zaman sadece yazın denizde yüzelim:) Bu biraz "meyveleri mevsiminde yiyelim" gibi oldu , öyle değil mi?

İnsülin Direnci mi?

YAZAR : Salı, Eylül 01, 2015
Merhabalar
Yine bir kilo yazısıyla sizlerle olmanın dayanılmaz ağırlığını yaşıyorum. Niye yaaaa? diye isyan edesim geliyor ve ediyorum ama sonra ne oluyor? Aynı filmi tekrar başa sarıp sarıp izliyorum. Kısır döngü.
Günde 1 saat yürüyüp , yediklerine dikkat ettiği halde kilo alabilen var mı benim gibi? Geçen ay hergün 1 saat yürüdüm ve epey dikkat ettim yediklerime ama ayın sonunda tartılıp ta 1 kilo aldığımı görünce bu böyle olmayacak diyerek doktora gittim. Doktora "kilo veremiyorum ve gece deriiiin bir açlıkla uyanıyorum" der demez "insülin direnciniz var" dedi. Sonra test yaptı ve zaten anladığı sorunumu belgelemiş oldu ve bana hemen glukofaj başladı. Şimdi bu glukofaj ilacın raf ismi. Etken maddesi "metformin" denilen bir madde. Piyasada farklı isimlerde mevcut. Şeker ilacı diye biliniyor. Şeker hastalarına veriliyor ve bazen de insülin metabolizmasını düzenlemek için(ben bu sınıfa dahilim) veriliyor. Ve doktor "rahatlıkla 10 kilo verirsiniz" dedi ve ben acayip sevindim. Sonra ne mi oldu? Hiç kilo vermedim şu an 1.5 ay olmasına rağmen. Ama ilacın bana şöyle bir faydası oldu ki "oh be dünya varmış" dedi. Mesela ben yemeklerden 2-3 saat sonrası deli gibi acıkırdım. Bulduğum, dişimin kestiği her şeyi yerdim. Hatta birisi ağzını geveliyorsa "ne yiyorsun bana da ver" derdim. Ne olduğu önemli değil, o korkunç açlık hissinden kurtulmak için. İşte bunlar hep insülün metabolizmam bozulduğundan ötürüymüş. İlacı kullanmaya başlayınca öyle rahatladım ki acıkmıyorum hatta "oooo böyle olursa zayıflamaya ne var? hiç acıkmıyorsun ve hemen doyuyorsun" diye düşündüm. Yani ilaç bana çok iyi geldi. Uzun süre kullanmayacakmışım , insülin metabolizmam düzelene kadar kullanacakmışım ki bu metabolizmanın düzelebilmesi için de zayıflamam gerekiyormuş. Bütün yollar zayıflamaya çıkıyor farkında mısınız? Bıhtım vallahi bıhtım:)
Yani şimdi size demek isterdim 5 kilo verdim 10 kilo verdim ama diyemiyorum malesef. Belki kullanacağım 6 ay da zayıflarım. Ama size bunları anlatmamın sebebi sizde de insülün direnci olabilir. Eğer kilo veremiyorsanız böyle bir sorununuz olabilir. Doktora gitmekte fayda var.


Salma Hayek'in Gençlik Sırrı

YAZAR : Pazartesi, Ağustos 31, 2015
Merhabalar
Hafta sonu Pazar Sürprizi izlerken duydum bu haberi. Hemen sizlerle paylaşmalıyım diye düşündüm. Salma Hayek 48 yaşındaymış ama maşallah hiç öyle durmuyor ve botoks bile yaptırmamış. Hiç estetik yokmuş yüzünde.



Hürriyet Gazetesinin haberini paylaşıyorum sizlerle:
 "Güzel oyuncu "gençlik sırrının" tarifini de verdi: "Bir miktar inek kemiğini alıp saatlerce pişiriyorsunuz. Sonrada içine bir çorba kaşığı elma sirkesi ekleyip günde bir fincan içiyorsunuz."
Hayek, bu karışımın içeriğinde jelatin, yağ ve kemik iliği bulunduğunu belirterek "Bu da cilt dokunuzun, saçlarınızın ve tırnaklarınızın yeniden yapılanmasını sağlıyor. Bu karışım tamamen kolajen kaynağı" dedi.  Düzenli olarak tükettiği bu karışım sayesinde botoks yaptırmak zorunda kalmadığını söyleyen Salma Hayek "Botokstan korkuyorum. Asla denemedim" diye konuştu.

 

Salma Hayek iş spor yapmaya gelince gençlik yıllarından beri kardiyo yapmadığını anlattı. Kendisini hiç kimsenin koşu bandı üzerinde göremeyeceğini anlatan Hayek "Gençlik yıllarımda kardiyo yapmadım ve şimdi de yapmayı düşünmüyorum. Bunun iyi bir şey olduğunu ve yapmam gerektiğini biliyorum. Ama ben yoga seviyorum" dedi. Salma Hayek, 50 yaşını geçmesine karşın hala genç görünmeyi başaran meslektaşı Tom Cruise'a da gönderme yaparak "O da benim kemik suyu çorbamdan yapıyor olmalı" diye konuştu."
Şahsen ben denemeyi düşünüyorum. Kemik sağlığımız içinde çok önemli. Salma Hayek'e de maşallah diyorum başkada bir şey diyemiyorum. Bir de darısı başımıza diyeyim:)

Bakış Açısı

YAZAR : Çarşamba, Ağustos 26, 2015
Bakış Açısı

Bir hikaye var aklımda ama hatırladığım kadarıyla anlatabilirim. Hatırlamadığım kadarını nasıl anlatabileyim ki? Eski zamanlarda bir adam yaşadığı şehri terk edip başka bir şehre yerleşmeye karar vermiş. Yola çıkmış ve bir süre yol aldıktan sonra bir şehre gelmiş. Eskiden şehirlerin kapıları olurmuş. Bu şehrin kapısına geldiğinde kapıda bir adamla karşılaşmış.Bu adam bilge birisiymiş. Adama yaklaşıp sormuş: "bu şehrin insanları nasıldır?" Adam da düşünmüş ve soruya soruyla cevap vermiş "geldiğin şehirde ki insanlar nasıldı?" Gezgin adam demiş ki "aman sormayın oradaki insanlar geçimsiz, üçkağıtçı,yalancı ve çok sahtekarlardı. O yüzden kaçtım o şehirden". Bunun üzerine bilge adam "bu şehrin insanları da aynen öyledir" demiş ve gezgin adamda o şehre yerleşmemeye karar vermiş.
Bir süre sonra bilge adamın şehrine başka bir adam gelmiş ve bilge adama sormuş. "Bu şehrin insanları nasıldır?" Bilge adam yine aynı soruyla cevap vermiş "geldiğin şehirde ki insanlar nasıldı?" Adam "Geldiğim şehirdeki insanlar çok iyi insanlardı. Yardımsever, dürüst, iyi ahlaklıydı hepsi" demiş. Bunun üzerine bilge adam gülümsemiş ve "Bu şehrin insanları da aynen öyle" demiş.
Yani kıssadan hisse; cenneti de cehennemi de sen yanında götürürsün.



Birde babacığımın sürekli anlattığı bir hikayesi vardı aynı konuyla ilgili onu da anlatmalıyım yeri gelmişken. Adamın birine sormuşlar "nasılsın" "Ben iyiyim" demiş. "Eşin nasıl?" demişler "ben iyiyim" demiş. "çocukların nasıl?" "ben iyiyim" "annen,baban arkadaşların nasıl?" cevap yine "ben iyiyim" olunca "ehhhh ama anladık sen iyisin biz onları soruyoruz" o zaman adamda demiş ki "ben iyiyim de o yüzden iyiler".

Merve Boluğur'un Düğünü

YAZAR : Salı, Ağustos 25, 2015
Merve'nin Düğünü

Başlığı niye böyle yazmak istediysem sanki Murat Dalkılıç'ın düğünü değil:) Ama bakıyorum da genelde böyle başlık atmışlar. Merve Murat'tan daha ünlü diye değildir sanırsam. Düğün kadınındır diye mi bir inanıştan olabilir. Çünkü herkes gelinliğe bakar, makyaja bakar. Nasıl bir gelin olmuş ona bakar yani. Öyle değil mi?


  
Hafta sonu kına gecesinden görüntüleri izlemiştim Pazar Sürprizi falan gibi magazin programlarında. İtiraf ediyorum hafta sonu sabahları kahvaltı eşliğinde(ve kocamın homurtuları eşliğinde)pazar sürprizi izliyorum. İzlerken bazen dinlemediğimi fark ediyorum ama açık olması hoşuma gidiyor.Çünkü sonra hafta içi işyerinde ki kadınlarla dedikodu yapabilmem için malzeme lazım değil mi ama? Kocişim sağolsun "hem cumartesi hem de pazar aynı şeyleri neden izliyorsun" diyor ben de "bir kerede anlamıyorum sanırsam" diyorum:) Sonra pes etmiyor tabi devam ediyor "senin gibi kültürlü bir kadına yakışıyor mu bunları izlemek ? kim kiminle nerede ne yapmış? sanki çok mu önemli, bla bla bla.............vıdır vıdır" gibi sürekli söyleniyor ama ben stand-by konumunda onu ve programı dinliyorum:) 
Ya neyse nerden nereye geldik. Ben Merve'nin düğününden bahsedecektim.Merve Boluğur'u çok beğeniyorum fiziksel olarak . Yani çok hoş olduğunu düşünüyorum. Biraz soğuk ve mesafeli bir havası olsa da ben biliyorum ki aslında çok tatlı. Ve açıkçası Murat'la evleneceklerini hiç sanmıyordum. Murat Dalkılıç'ı pek bilmiyorum aslında. Ama allah mutlu etsinden başka da birşey diyemem. Umarım uzun ve mutlu bir evlilikleri olur.
 
Çok sade bir gelin olmuş. Gelinliğini de  çok beğendim.
  
Herkes çok eğlenmişe benziyor. Mutluluk fotoğraf karelerinden taşıyor resmen:)
  
Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine:)
  
 


Blogger tarafından desteklenmektedir.