kardeş kıskançlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kardeş kıskançlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kardeş Kıskançlığı

YAZAR : Çarşamba, Haziran 08, 2016
Geçenlerde nereden geldiyse aklıma kızım yeni doğduğu zamanlarda yaşadığım kardeş kıskançlığı geldi. Öncelikle şunu belirtmek isterim ki kardeş kıskançlığı son derece normaldir(kendimden de biliyorum ayrıca . Benden 3 yaş küçük kardeşimle hala kıskançlık yaparız ki biz)
Oğlum bir kardeşi olmasını çok istemişti. Hatta 4 yaş civarlarında kreşte " benim kardeşim olacak" diyormuş herkese. Ben onu almaya gittiğimde öğretmenler beni hep tebrik ediyorlardı. "Aaaa hamile misiniz?" diyorlardı. Neyse efendim biz de bu zibidiye inandık. Çünkü anne babalar ilk çocuğu kendileri için ikinci çocuğu da ilk çocuk için isterlermiş dedik. Çünkü öyle duyduk:)))
Hamile kaldığım ilk ay  tatile gitmiştik. Arda'ya da hamile olduğumu kimseye söylememesini tembihledik. Söylemedi, söylemedi ama plajda yanımızdakilere, yoldan geçenlere ,yani herkese "biliyor musunuz biz aslında 4 kişiyiz" dedi.
Karnım büyümeye başlayınca Arda da kıskanmaya başladı kardeşini. Mesela bir gün arkadaşına "biliyor musun Sarper annem kardeşimi her gün yanında işe götürüyor ama beni kreşe bırakıyor, beni yanında götürmüyor" dediğini duyduğumda kulaklarıma inanamadım ve doğumdan sonra yaşayacaklarım için endişelenmeye başladım(yeterince endişelenmemişim:))))

Ve sonra Ezgi geldi. Annesiyle baş başa , sürekli mıç mıç bir ilişki yaşayan Arda Paşa buna epey bozuldu. Çünkü annesi onunla o kadar ilgilenmiyordu artık(çok haklı) . Eve gelen misafirler bile onunla ilgilenmiyordu. Ama ben Arda içinde küçük hediyeler alıp gelen misafirlere veriyordum ve "bunu sana aldık der misiniz?" diyordum (bunu şiddetle tavsiye ederim, çok işe yarıyor). Kıskançlığın boyutlarını en aza indirgemeye çalışıyordum. Ama bu duygu epey güçlüdür, bilenler bilir:)))
Bir gün Arda yine  Ezgi'nin tepesinde yine sıkıştırıyorken Ezgi tırnaklarıyla Arda'nın yüzüne bir faça attı ki görünce içim cız ettti. Aslında fena halde hak ettiğini düşünüyordum ama ikisi de sizin yavrunuz olduğu için kalbiniz acıyor tabi. Tırnak izi geçmezmiş, bunu da tecrübeyle öğrenmiş olduk. Hala Arda'nın yüzünde kardeşinin bıraktığı iz var ve ben o gün Ezgi'ye bakıp "bu kız başının çaresine her türlü bakar" diye düşündüm(hala da öyle düşünüyorum:)))
Arda okula Ezgi yürümeye başladığı yıl hayatımın en renkli, en cinnetli, en psikopat yılıydı. Cehenneem azabı dediklerinde aklıma gelir halen:))) O derece yani. En zorlandığım yıl, saçlarımdaki beyazların arttığı, annemin neden yaşlandığını anladığım zamanlardı.
Şimdi büyüdüler. Kardeş kıskançlığı bitti dememi beklemiyorsunuz heralde:) Halen devam ediyor ama ben artık kapıyı kapatıp televizyonun sesini açıyorum:) Sonra mutfağa yanıma gelip "ama anne Ezgi şunu yaptı, ağabeyim bunu yaptı vb......" bitmez tükenmez şikayetler ettiklerinde oldukça sakin bir şekilde "bunu çözebileceğinizi düşünüyorum, aranızda halledin sonra bana da anlatın olur mu? ben merak ederim" diyorum. İnanır mısınız kestim ayaklarını:))))Gelmiyorlar artık.
Gelelim yazının ana fikrine: çocuklarınız kavga ettiğinde ellerinde birbirlerine zarar verebilecek kesici ve delici alet yoksa karışmayın. Varsa ellerinden alın , gene karışmayın(ha bu arada gözünüz üzerlerinde olabilir ama bunu onlara belli etmeyin). Asla haklının kim olduğunu bulmaya, ilk kimin başlattığını tespit etmeye kalkmayın. Yok çünkü:))) Bu hataları yapmış birinden tavsiye. 

Kız kardeşimle çok kavga ettiğimiz dönemlerde annem "biriniz Amerika'ya biriniz Almanya'ya gidin, o kadar çok özleyin ki birbirinizi burnunuz sızlasın" diye beddua ederdi bize(ne kadar canından bezdirdiysek kadıncağızı). Bizde "ne özleyeceğim be bu gerizekalıyı" gibisinden sevgi dolu laflar ederdik. Sonra aynı ülkede ama farklı şehirlerde üniversite okumaya gittiğimizde en çok özlediğimiz kişi birbirimizdik. Özledim yani o gerizekalıyı:))) Kardeşlik güzel şey vesselam. Ne onunla ne onsuz olmaz:)))) Kardeşlerinizin değerini bilmeniz dileğiyle.

Kardeş Kardeşin Ne olduğunu Ne Öldüğünü İstermiş.

YAZAR : Salı, Temmuz 07, 2015
Kardeş kardeşin ne olduğunu, ne öldüğünü istermiş

Gülse Birsel'in yazısını okuyunca kendi çocukluğum geldi aklıma. Biz 3 kız kardeşiz. Benden 3 yaş küçük kardeşimle hep kavga ederdik. Şimdi de farklı şekillerde didişiyoruz(Arda ile Ezgi kavga ettiklerinde kendime hatırlatıyorum "kaç yaşındayız, hala Nimo'yla kavga ediyoruz").
Annemin "eve gidince ben sana göstereceğim" bakışı vardı mesela hiç unutmam hala ürperirim:)

Sonra eskiden sobalar ve onları karıştırmak için kocaman maşalar vardı. Kardeşimle ben kavga ettiğimizde o maşayla popomuza popomuza vurarak döverdi bizi. Biz de bana ne kadar vurdu? Kardeşime ne kadar vurdu sayardık ve haksızlık olmasın diye "ama bana 5 kere Nimo'ya 4 kere vurdun haksızlık bu" yada "ablama daha az vurdun" derdik, orada bile didişmeye devam ederdik:)
Büyük çocuklarda suçluluk duygusunun diğer çocuklara oranla daha fazla olduğu kanaatindeyim. Çocukken en çok duyduğum ve nefret ettiğim cümle "ama sen ablasııııın, o küçüüüük", yazık, can havliyle "bu ablalık nasıl bırakılıyor ki ben bırakmak istiyorum" derdim. Ve kendi çocuğum olduğunda asla ona söylemeyeceğim derdim kendi kendime. Şimdi ne yapıyorum biliyor musunuz? Aynısını. "Ama sen büyüksün, abisin" diyorum. Annemin söylediği tüm cümleleri kullanırken yakalıyorum kendimi:)
Hiç unutmadığım bir sahne var aklımda ve o anda düşündüğüm şeyler. Bir kardeşimiz daha olacağını öğrendiğimizde çok sevinmiştim "yaşasın Nimo'nun da kıskanacağı biri olacak" diye sevinmiştim. Gerçekten de o da kardeşimizi çok kıskandı. Ben en küçük kardeşimizi hiç kıskanmadım. Hep benim bebeğimdi o. Ama Nimo farklı "ne onunla ne onsuz olmaz".
Üniversiteyi birlikte kazanıp evden ayrıldık Nimo'yla. Öyle komiktik ki. İkimizde yurtta kalıyorduk ve o zamanlar cep telefonları yoktu. Sıraya girer kartlı telefonda konuşmak için beklerdik. Sıra bize geldiğinde konuşurken saçmalamanın dibine vururduk Nimo'yla ve gülmekten ölürdük. en son da "seni çok özledim abla, ya da seni çok özledim Nimo" cümlesiyle biterdi konuşmamız.


En çok didiştiğim ama en çok ta beni anlayan kişidir Nimo. İnsanın kız kardeşinin olması çok güzel.
Kardeşlerimin çocuklarını da kendi çocuğum gibi sevebileceğimi düşünmezdim hiç. Ama öyleymiş. "Kardeşlerinizin yaptığı en güzel şey yeğenlerinizdir" sözü çok doğru.
                   Şimdilik hoşçakalın...........


Blogger tarafından desteklenmektedir.