kardeşlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kardeşlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kardeş Kardeşin Ne olduğunu Ne Öldüğünü İstermiş.

YAZAR : Salı, Temmuz 07, 2015
Kardeş kardeşin ne olduğunu, ne öldüğünü istermiş

Gülse Birsel'in yazısını okuyunca kendi çocukluğum geldi aklıma. Biz 3 kız kardeşiz. Benden 3 yaş küçük kardeşimle hep kavga ederdik. Şimdi de farklı şekillerde didişiyoruz(Arda ile Ezgi kavga ettiklerinde kendime hatırlatıyorum "kaç yaşındayız, hala Nimo'yla kavga ediyoruz").
Annemin "eve gidince ben sana göstereceğim" bakışı vardı mesela hiç unutmam hala ürperirim:)

Sonra eskiden sobalar ve onları karıştırmak için kocaman maşalar vardı. Kardeşimle ben kavga ettiğimizde o maşayla popomuza popomuza vurarak döverdi bizi. Biz de bana ne kadar vurdu? Kardeşime ne kadar vurdu sayardık ve haksızlık olmasın diye "ama bana 5 kere Nimo'ya 4 kere vurdun haksızlık bu" yada "ablama daha az vurdun" derdik, orada bile didişmeye devam ederdik:)
Büyük çocuklarda suçluluk duygusunun diğer çocuklara oranla daha fazla olduğu kanaatindeyim. Çocukken en çok duyduğum ve nefret ettiğim cümle "ama sen ablasııııın, o küçüüüük", yazık, can havliyle "bu ablalık nasıl bırakılıyor ki ben bırakmak istiyorum" derdim. Ve kendi çocuğum olduğunda asla ona söylemeyeceğim derdim kendi kendime. Şimdi ne yapıyorum biliyor musunuz? Aynısını. "Ama sen büyüksün, abisin" diyorum. Annemin söylediği tüm cümleleri kullanırken yakalıyorum kendimi:)
Hiç unutmadığım bir sahne var aklımda ve o anda düşündüğüm şeyler. Bir kardeşimiz daha olacağını öğrendiğimizde çok sevinmiştim "yaşasın Nimo'nun da kıskanacağı biri olacak" diye sevinmiştim. Gerçekten de o da kardeşimizi çok kıskandı. Ben en küçük kardeşimizi hiç kıskanmadım. Hep benim bebeğimdi o. Ama Nimo farklı "ne onunla ne onsuz olmaz".
Üniversiteyi birlikte kazanıp evden ayrıldık Nimo'yla. Öyle komiktik ki. İkimizde yurtta kalıyorduk ve o zamanlar cep telefonları yoktu. Sıraya girer kartlı telefonda konuşmak için beklerdik. Sıra bize geldiğinde konuşurken saçmalamanın dibine vururduk Nimo'yla ve gülmekten ölürdük. en son da "seni çok özledim abla, ya da seni çok özledim Nimo" cümlesiyle biterdi konuşmamız.


En çok didiştiğim ama en çok ta beni anlayan kişidir Nimo. İnsanın kız kardeşinin olması çok güzel.
Kardeşlerimin çocuklarını da kendi çocuğum gibi sevebileceğimi düşünmezdim hiç. Ama öyleymiş. "Kardeşlerinizin yaptığı en güzel şey yeğenlerinizdir" sözü çok doğru.
                   Şimdilik hoşçakalın...........


Unutursam Fısılda

YAZAR : Salı, Kasım 18, 2014

  Merhaba
 Pazar günü "Unutursam Fısılda" filmine gittik. Daha önce kız kardeşlerim gitmişti ve tavsiye etmişlerdi. Çağan Irmak'ın filmlerini beğenirim zaten. Bu filmi de beğendim. Kardeşler arasında bir hesaplaşma, hayallerinin peşinden gitme hikayesi diyebiliriz. 
 Hatice(Farah Zeynep Abdullah) erkek gibi bir kız ve hakkını savunan, gözü kara biri. Ablası da iyi aile kızı. Eskiden "Doğru Ahmet ile Yanlış Mehmet" diye parodiler vardı. Ahmet hep olması gerekeni yapar Mehmet'te hep hata yapardı. Bu iki kardeşte öyleler. Ve Mehmet Günsür geliyor, Hatice'ye aşık oluyor.
  Filmde Hatice'nin hissettiği gibi davranması en çok bir sahnede hoşuma gitti. Babası şarkı söylemesine izin vermediği için okulda İstiklal Marşı'nı söylemiyor ve Öğretmeni neden söylemediğini sorduğunda "kendimi hür hissetmediğim için öğretmenim" diyor. Doğrucu Davut:))))
  Spoiler olacak ama Hatice yıllar sonra evine dönüp ablasıyla ve geçmişiyle hesaplaşıyor ve Alzheimer olduğu için her şeyi unutmaya başlıyor. İsmi buradan geliyor filmin. 
  Hatice ünlü oluyor ve adı da Ayperi oluyor. Film geriye dönüşler şeklinde anlatılıyor. Ablası da kendi kasabalarında kalıyor ve hiç evlenmiyor.Sonuçta ikisi de eteklerindeki taşları döküyorlar ve kardeşlik kazanıyor. 
    Annemin sürekli söylediği bir cümle var "Kardeş kardeşin ne olduğunu ne öldüğünü istermiş" diye. Kardeşlerimizle anlaşamasak bile onlara kötü bir şey olduğunda ilk önce bizim canımız yanıyor.Bizi en iyi onlar anlıyor, ailemizi en iyi onlar biliyor.
    Aile her zaman sığınılacak bir liman. Film bana bunu hissettirdi.

Blogger tarafından desteklenmektedir.