evlilik tavsiyeleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
evlilik tavsiyeleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İlişkinizde Bu Günahları İşlemeyin

YAZAR : Perşembe, Mart 21, 2019
evlilik karikatür ile ilgili görsel sonucu

Psikiyatr Gülcan ÖZER'in "İlişkinizde Bu Günahları İşlemeyin" isimli TEDX Konuşmasını uzun zaman önce dinlemiştim.  O zamanlar aldığım notları buldum dün akşam kitapları düzenlerken. Kopmuş sayfalar şeklindeydi ve atmaya kıyamadım. En iyisi bunları bloguma yazayım da kaybolmasınlar dedim ve aldığım notları sizlerle de paylaşmak istiyorum. Ama konuşma videosunu mutlaka izlemelisiniz bence.
İlişkilere Zarar Veren 7 Günah
*Evlilik bir akıl oyunu değil , istek oyunu.
*Aşk biter ama içindeyken farkında olmuyorsun. Kendi yaşadığının çok farklı olduğunu düşünüyorsun. Böyle düşünmüyorsan aşık değilsin zaten.
*Üniversite de hocalarımızdan biri "Kızlarım lafım size, "koca terbiye edilmez, terbiyelisi alınır" derdi. Kadınların cebinde eşleriyle ya da sevgilileriyle ilgili bir "değiştirilecekler listesi" vardır. "Değiştirme listeniz olan hiç kimseyle evlenmeyin". İnsanlar doğal yollarla değişirler. Jung; "Bir kadın ve adamın ilişkisi kimyasal bir tepkimeye benzer . Eğer tepkime gerçekleşirse her ikisi de kılık değiştirir" Yani "gönül gönüle değerse değişim kendi sürecinde gerçekleşir..
*Özerkleşmesi daha az bireylerden oluşan bir toplum olduğumuz için bizim toplumumuzda "köken aile" sorunu yani gelin-kaynana çatışması vardır. Bu süreçte benim tavsiyem erkek hiç taraf tutmayacak, ilişkiye herhangi bir müdahalede bulunmayacak ve iki kadın anlaşmanın bir yolunu bulacak. Burada genç olanın performansının daha iyi olması beklenir. Geçinmeye gönlü olmak çok önemli ve değerlidir.

evlilik karikatür ile ilgili görsel sonucu

* Cinselliğin ihmal edilmesi. Evlilikte cinsellik çok önemlidir. "Kadın kadın olur, yaşı kırkı bulur" yani kadının kendini serbet bırakması uzun sürer. 
*İlişkilerin en sert tökezlediği yer ebeveyn olunduğu zaman. Yeni jenerasyonda mutlu olmak ve haz almak öncelikli. Yurt dışında evlilik danışmanlığı yapan danışmanlık merkezleri çiftlere anne baba olduktan sonra "baş başa zaman geçirme" kontratı imzalatıyorlar. Amerikalılar en çok doğum sonrası ilk 4 yılda boşanıyorlar. Bu yüzden çocuksuz zaman geçirmek anne baba olduktan sonra önemli.
*Kendini bilmek. Hayat dediğimiz hikaye kendimizden insan yaratma çabasıdır. Kendini bilmek için iç görü gerek. İlişki iç görüsünde "ben nerede yanlış yapıyorum" diyebilmek önemli. "Olup bitene sizin katkınız ne?" ama ile başlayan her cümle patinajdır. İlişki iç görüsünde herkes kendi yaptığı yanlışı bulmakla yükümlüdür. 
İlişki iç görüsünde 3 soruyu kendinize sormalısınız? 
1. Bu adamla/kadınla neden evlendim?(Neden başkasıyla değil de bununla evlendim?)
2.Nerede sorun yaşıyorum?
3. Bu yaşadıklarımda benim payım/yanlışım ne?
evlilik karikatür ile ilgili görsel sonucu

*İhtiyaçlarımız tercihlerimizi belirler . Evlendikten sonra ihtiyaçlarımız değişebiliyor ama tercihimizi değiştiremiyoruz. Çok hareketli, neşeli, sosyal olduğu için bir adamla evleniyorsunuz.Sonra adam eve girmiyor diye boşanıyorsunuz. İhtiyaçlar değişebiliyor çünkü.
* İletişim konusunda "uzlaşamayacağınız alanlar olduğu konusunda uzlaşmalısınız". 

Gelin Kaynana Hikayesi; Hiç Bitmeyen Çekişme

YAZAR : Salı, Mart 05, 2019
karikatür psikiyatrist kaynana ile ilgili görsel sonucu

Yukarıda ki karikatürü instagramda paylaştım. İlk gördüğümde aklıma yıllar önce tanıştığım bir bayan doktor geldi. Uzun zaman önce, o zamanlar daha bekardım. Bir sağlık kurumunda çalışıyordum. Orada çalışan bir doktor bayan çok boş vermiş ve mutsuz görünüyordu. Zamanla samimi olduk onunla ve hikayesini anlattı. 
Doktor arkadaşımın adını Ayşe diyelim. Ayşe Hanım evlendikten 2 ay sonra kayın validesi ve kayın pederi onlara misafirliğe gelmişler. Tam 4 ay  kalmışlar. Bu 4 ay süresince Ayşe Hanım işe giderken  akşam yemeği için ne istediklerini söylüyorlarmış. Ayşe Hanım da işten eve yorgun argın gelip onların siparişlerini yapmaya çalışıyormuş. Mesela bir gün yaprak sarma başka bir gün karnıyarık vb... şeyler istiyorlarmış. Bu arada kendileri evde bütün gün hiç bir şey yapmadan oturuyorlarmış. Ayşe Hanım şok olmuş "ben doktor oldum , beni el üstünde tutarlar diye düşünürken köylü kızı muamelesi gördüm" dedi bana bunları anlatırken. Dört ay boyunca Ayşe Hanım, eşine zaman zaman "annenle baban evlerine dönmeyecekler mi? , beraber mi yaşayacağız?" gibi sorular soruyormuş ama her defasında eşinin tepkisiyle karşılaşıyormuş. 4 ayın sonunda Ayşe Hanım kendisi kayın validesiyle konuşmaya karar vermiş ve onlara ne zaman gideceklerini sormuş:) Kayın validesi ortalığı ayağa kaldırmış, ertesi gün gitmeye karar vermişler ama kayın valide giderken bütün apartmanın içinde "gelin bizi kovdu, edepsiz gelin" diye bağıra çağıra gitmiş.
Bu olaydan 1 yıl kadar sonra kayın pederi kalp krizi geçirip vefat etmiş. Ve kayın validesi evde yalnız korktuğunu bahane ederek onların yanına taşınmış. Birlikte yaşamaya başlamışlar. Kayın valide sürekli laf sokuyor, eleştiriyormuş, o cevap verdiğinde de oğluna gidip "ay oğlum biliyorsun ben nasıl iyi bir insanım Ayşe beni bugün yine yanlış anladı. Aşırı tepki gösterdi, çok üzüldüm ben" diyerek olayları tabi ki kendi tarafından anlatıyormuş. Ayşe Hanım da eşi eve gelir gelmez "annen bana şunu yaptı , bunu yaptı vb...." diyerek şikayet ediyormuş ve bilin bakalım kocası kimi haklı buluyormuş.
Bunları anlattıktan sonra Ayşe Hanım'ın neden öyle boş vermiş ve mutsuz göründüğünü anladım. Ve kendisi bana dedi ki "ben doktor olacak kadar zekiyim ama kayın validem kadar akıllı değilim. Politik konuşmayı bilmiyorum. Şikayet eden ben olduğum için hep haksız durumuna düştüm. Sen sakın kayın valideni şikayet etme . Daha politik konuş , davran. Çünkü kadınlar biribirlerine karşı çok acımasız. Ve erkekler annesiyle eşi arasında kalıyor, denge kuramıyorlar". Evlenmekten çok korktuğumu hatırlıyorum onunla bu sohbeti yaptıktan sonra:) 
Bizim toplumumuzda halen bir kayın valide baskısı gerçeği var maalesef. Ne kadar eğitimli olursanız olun , ne kadar kazanırsanız kazanın böyle davranışlara maruz kalabiliyorsunuz. Reklamlarda bile halen kadınlar kendilerini kayın validelerine beğendirmek zorunda. Yıkadığı bulaşıkların parlak olması, yemeklerinin çok lezzetli olması , çamaşırlarının temiz olması vb.... gibi bir sürü konuda kendini kayın validesine ispat etmek zorunda olduğu empoze ediliyor.
İşte bir karikatür beni geçmişe götürdü ve o arkadaşımı anımsadım. Şimdi nerede ne yapıyor bilmiyorum ama böyle çok kadın vardır eminim. Gelecekte değişeceği umudundayım. Kadınların kadınlara acı çektirmediği günlerin geleceğini ümit ediyorum. Siz de umutlu musunuz?

Evlilik Bir Kale Gibidir

YAZAR : Pazartesi, Kasım 30, 2015
"Evlilik bir kale gibidir. İçerdekiler dışarı çıkmak, dışardakiler de içeri girmek ister"(Çin Atasözü)
Çok sevdiğim bir atasözü bu. İçerdekiler dışarı çıkmak ister:) Evli olupta evlilikten şikayet etmeyen yoktur heralde.


  
İnstagram'dan bulduğum bu yazı da ayrıca beceremeyenlere gelsin. Utanmıyorsunuz yani hala:))))))

Evlilik konusunda ne zaman bir konuşma yapılsa hep derim ki "kızların evlenme merakını anlayabilmiş değilim. Erken evleneceksiniz de ne olacak? Başınız göğe mi erecek? Nedir bu evlenme kaygısı?" Aslında evlilik erkeğin işine yarıyor bence. Bence değil herkesçe. Temizlik, yemek,ütü bulaşık, çocuk. Hepsinin sorumluluğu kadında. Kadın yapmak zorunda, erkek isterse yardım eder. Hatta kocası yardım eden kadın diğer kadınlar tarafından kıskanılır bile. Yardım eden erkeğe zorunda olmadığı yönünde laflar söylenir.Erkek eve gelip kumandayı eline alır, uzatır bacaklarını televizyon seyreder. Ama anlaşılmaz bir şekilde de erkeklerdir evlilikten kaçan. Yani kadın güle oynaya, bayıla bayıla sorumluluğa yani evlenmeye atlar. Bunu biri bana anlatabilir mi? Ben gerçekten anlayamıyorum da.



Anadolu da bir laf vardır "yaptığı yenir, diktiği giyilir" kız. Yani evlenilecek ideal kız:) Çevremde ki kızlara bu konuda da söylediğim iki çift lafım var "kanmayın kızlar bunlar hep sorgulamadan yemek yapmamız, ev işi yapmamız için söylenen şeyler" Hatta birbirleriyle kıyaslayarak rekabet ortamı yaratılır. Kanmayın annem bu gaza getirme çalışmalarına. Evlenmeyin demiyorum tabi ki ama evlenmiş olmak için evlenmeyin diyorum. Yani artık yaşım geldi, arkadaşlarım evlendi, çoluk çocuğa karıştı, artık düzenli bir hayatım olsun vb...... sebeplerle evlenmeyin. 
Aret Vartanyan'ı bilirmisiniz?  "Konuşanlar Kulübü" adında bir program yapıyor.  Bu programlarından birinde evlilikle ilgili "onsuz bir sabah daha uyanmak istemeyeceginiz kişiyle evlenin.  Evlilik kriteriniz bu olsun" demişti. Ben de çok beğenmistim bu sözünü.  O yüzden evlenmek isteyenlere hep bu sözü söylerim.  Ve "evleneceğiniz kişinin kaşını gözünü değil ruhunu Sevin" derim. Ya da ruhunu sevdiğiniz insanla evlenince derim. Çünkü fiziksel özellikler değişir ana ruh değişmez.  Güzelse güzeldir hep.  Ruhu güzel insanlarla karşılaşmanız temennisiyle hoşçakalın bekarlar:))))





Blogger tarafından desteklenmektedir.