Duyguların Yeri

YAZAR : Cuma, Şubat 12, 2016

DUYGULARIN YERİ... 
*Bir duygu yaşanmaya başladığında, vücuttaki bazı bölgelerdeki hisler de artmaya başlıyor. 

* Kişiden kişiye ufak farklılıklar da olsa, duyguların yaşandığı organlarda genel benzerlik var. 

* Bazı olaylar sonrası;
- midemi bulandırdı,
- hazmedemiyorum,
- kalbim sızlıyor, vs. denmesinin nedeni budur.

* Asıl önemli olan nokta ise "OLUMSUZ BİR DUYGUNUN SÜREKLİ YAŞANMASI" ya da "OLUMLU BİR DUYGUNUN uzun süre YAŞANAMAMASI" bu organlara zarar vermeye başlıyor.

*Cinsellikle ilgili sıkıntılar yaşayanların özellikle genital organlarda;
Sevgi ile ilgili sıkıntılar yaşayanların özellikle kalbinde,
Saygı ve Kabul ile ilgili sıkıntıların yaşanması özellikle baş bölgesinde,
Anksiyete (sürekli ve yoğun kaygı) yaşayanların akciğer ve midesinde,
Öfke sıkıntısı yaşayanların tüm sinir, sindirim ve boşaltım sitemlerinde sorunlar, kalıcı hastalıklar ya da kanserler yaşanmasının nedeni de budur.

Çocuğumuz Düştüğünde, Feda-karlık

YAZAR : Perşembe, Şubat 11, 2016
 

Ben çoğumuz gibi düştüğünde hep kaldırılarak büyümüş bir çocuğum ve bunun sıkıntısını çok yoğun yaşadım. Ama burnumu sürte sürte büyüttü hayat . Anlamam gerekenleri, almam gereken dersleri alırken acılı oldu bu süreç. Başım sıkıştığında hep "annem, babam gelsin beni kurtarsın" istedim(laf aramızda hala bazen istiyorum). O yüzden kendi çocuklarımı böyle yetiştirmemeye çalışıyorum. Oğlum küçükken annemle birlikte parka gittiğimiz bir gün parkta oynarken düştü. Sonra aynen yukarıdaki kadın gibi gözümün ucuyla bakıp gülümsedim. O da ağlamadı. Bir süre düştüğü yerde oturdu sonra kalkıp oynamaya devam etti. Annem bana "kaldırsana çocuğu kızım ne geniş bir annesin" dedi. "Hayır" dedim "o kendisi kalkar". "Aman sen rahatını bozma" dedi bana. Kendisi gitmeye yeltendi. Ben ona da engel oldum. "Lütfen anne , karışma " dedim. Sonra beni eleştirmeye devam edince annem "senin yetiştirdiğin çocukları da biliyoruz anne" dedim. Demeyeydim iyiydi. Çünkü o da kendince doğru olanı yaptığını düşünüyordu. Hatta fazlasıyla fedakarlık yapmıştı. Yapması gerekenden fazla. Fedakarlık = feda+karlılık yani birisi için bir şeyi feda ettiğinizde karşılığında ondan beklentiniz oluyor bir nevi "karlılık". Yani kısaca normal olmayan kendinden taviz vermeler insanda beklentilere yol açıyor. Çocuğunuz bile olsa bunu yapmak , ondan beklentiye girmemize sebep oluyor. 
Üniversitede okumak için başka şehre gitmek ve hem çalışıp hem okumak durumunda kalmak beni çok büyüttü. Mesela o zamanlarda öğrenci evinde kalıyorduk. Elektirik faturasını ödemem gerektiğini bilmiyordum. Eşyalarımı toplamayı, yemekten sonra bulaşıkların yıkanması gerektiğini düşünemiyordum. Bilmiyordum çünkü. Her şey gümüş tepside önüme gelmişti o yaşıma kadar. Ama hayatın gerçekleriyle yüzleşince epey bir zorluk çektim. Kaçmak, güvenli aile ortamıma geri dönmek istedim. Dönsem annem, babam yine bakarlardı bana, yine aynı şeyi yaparlardı. Ama Allahtan dömedim. Yüzleşmeyi seçtim ve mücadele etmeyi öğrendim. Şimdi kendi çocuklarıma ve etrafımdaki annelere hep öğüt veriyorum "lütfen çocuğunuzun kendi sorumluluklarını almasını sağlayın, hatta ev işlerine de yardım etmesi gerek. Ev işleri ile ilgili de bir sorumluluk verin. Her başı sıkıştığında sorunları onun yerine çözmeyi. Biliyorum çocuklarımız için her şeyi kolaylaştırmak istiyoruz ama böyle yaparak onlara düşündüğünüz gibi iyilik yapmış olmuyoruz. Kötülük yapmış oluyoruz".
Anneciğim o zaman bana biraz kırıldı. Klasik "saçımı süpürge ettim, hala ben mi suçluyum" gibi laflar etti ama açıklamalarımdan sonra bana hak verdi. Anne babalık okulu projelerimi hayata geçirecek bir yetkili olduğumda, mesela milli eğitim bakanı falan:), yapacağım arkadaşlar.
Sevgiler......






Kıbrıs 1

YAZAR : Salı, Şubat 09, 2016
Merhabalar
Güzel bir tatilin ardından yediğim içtiğim benim olsun gördüklerimi anlatayım dedim.


Kıbrıs'a sehrikeyif.com'un kampanyasıyla gittik. Daha önce fırsat siteleriyle tatile gidenlerin mağdur olduklarını duymuştum ve açıkçası biraz önyargılıydım ama diyebilirim ki boşuna gerilmişim çok güzeldi herşey. Organizasyon çok iyiydi bence. Ercan Havaalanı'nda uçaktan iner inmez elinde "Şehri Keyif" yazılı kartla bizi karşıladılar ve hemen servisle Otel'e götürdüler. Odamıza yerleşene kadar bizimle ilgilendiler. Hatta kaldığımız süre boyunca "şehri keyif"in müşteri danışmanı  oteldeydi ve her şey için ona başvurabileceğimizi, bize yardım edeceğini söyledi. Zaten ilk başta ben istemeyince kız kardeşim "benim üçüncü seyahatim olacak abla çok memnunun" dediği için gitmiştim ve iyi ki de gitmişim. Çok uygun fiyata çok güzel bir tatil yapmış olduk.

Yukarıdaki fotoğraf Girne Liman(Harbour diyorlar burada). Çok fazla yerli halkla konuşmamamıza rağmen İngiliz hayranlığı çok hissediliyordu bence.

Girne Kalesi'nin önünde bu dünya güzelini gördüm hemen fotoğrafını çektim tabisi:)))) (Kargaya yavrusu şahin görünürmüş)

Birlikte gittiğimiz bir arkadaş "burası hem Türk gibi hem değil gibi" diye bir yorum yaptı. Duygularıma tercüman oldu. Arada bir yer burası. Mesela Türk Lirası ile alışveriş yapılıyor ama ev alım satımları falan hep sterlinleymiş. Birde arabaların direksiyonlarının sağda olması acayip kafa karıştırıcı. Dışardan gelenlere kırmızı plakalı araç kiralıyorlarmış ve onlara karşı çok temkinli oluyorlarmış:)) Çünkü özellikle Türkiye'den gelenler alışkanlıkla önlerine atlayabiliyorlarmış veya üstlerine sürüyorlarmış:)
Denizin güzelliğine bakar mısınız? Çok yakışıklı bir de erkek var orda:)))) Otelin plajı ama tabi denize giremedik. Yazın deniz için gelmeyi düşündük. Rehber bize Magosa plajlarının daha güzel olduğunu ve deniz turizmi için orayı tercih etmemizi söyledi.

Yukarıdaki resim Gazi Magosa turumuzdan. Burası çok tarihi bir yer. Kale ve surlarla çevrili . Kıbrıs yüzyıllardır paylaşılamayan bir yer. Rehber tarihini anlatırken adada yaşayanların şanssız olduğunu düşündüm. Acılar, savaşlar. 

Yeğenim ve oğlumla. Arda Nisan'ın gözlüğünü takmıştı. Bu fotoğrafı koyduğumu görürse bana çok kızar:))

St. Nicholas Katedrali şimdi Lala Paşa Cami olmuş.


 
Katedralin bahçesindeki ağaç. İncir gibi bir meyve veriyormuş yılda 5-6 kez. Ve gövdesinden çıkıyormuş meyveleri.


 
Bu resimde Barbarlık Müzesi'nden . 1974 Kıbrıs çıkartmasında subay doktorun ailesi ve komşuları bu evde katledilmişler.
Lefkoşa'yı da gezdik ama Lefkoşa başkent. Dünyanın iki ülke tarafından kullanılan tek başkentiymiş. Gerçi Türkler işgalci olarak görülüyorlar adada hala ama Güney Kıbrıs Rum Kesiminin de başkenti Lefkoşa imiş. 
Kahve, çay ,içki ucuz Kıbrıs'ta. Burada yaşayanların hemen hepsinin İngiliz Vatandaşlığı da varmış. İngiltere'den geliyormuş çaylar ve bir çok şey. 
Daha da anlatacaklarım var ama bugünlük bu kadar yeter. Görüşmek üzere.

Nostaljik Pazartesi-Kötü Haber Nasıl Verilir?

YAZAR : Pazartesi, Şubat 08, 2016
Merhaba
Hoşbuldum hepinizi:))) Kıbrıs - Bursa çok güzeldi. Ayrıntıları yazacağım daha sonra. Bugün işler de birikmiş zaten. Nostaljik Pazartesi yazımla sizleri başbaşa bırakıyorum.
Kötü Haber Nasıl Verilir?
Merhaba
Bu gün size bir hikaye anlatmayı düşünüyorum ama uzun zaman önce okumuştum hatırımda kaldığı kadarıyla anlatacağım.
"Ailesinden farklı bir şehirde üniversite okuyan bir genç kız sınıfta kalır .Bu duruma babasının çok sinirleneceğini düşünerek "ne yapsam da bu haberi babama versem ve bana kızmasa" der ve bir yol bulur. Babasına telefon eder. "Babacığım nasılsın?"
Babası: "İyiyim kızım sen nasılsın"
Kız:"Daha iyiye gidiyorum"
Babası:"Ne oldu ki"
Kız:"Sorma babacığım kocam AIDS oldu onun tedavisiyle uğraşıyoruz"
Babası:"Ne? Sen evlendin mi? Ne kocası? Ne aids'i?"
Kız:"Ah evet babacığım zenci erkek arkadaşımdan hamile kalınca mecburen hemen evlendik. Size de haber veremedim"
Adamcağızın yüreği ağzına gelmiş bir şekilde "Ne hamile mi? Zenci erkek arkadaş mı?" der kekeleyerek.
Kız:"Evet babacığım ama damadınız Aids olduğu için bana ve bebeğe de bulaşmış olduğundan şüpheleniyorduk ama bizim test sonuçlarımız temiz çıktı Allahtan"
Babası ayakta durmakta zorluk çeker bir durumda "Ne diyorsun kızım? Aman Allahım biz seni oralara okumaya gönderdik sen neler yapıyorsun?" diye bağırmaya başlar.
Kız:" Babacığım seni daha fazla üzmeyeyim bu söylediklerimin hepsi yalan. Sadece sınıfta kaldım. Ama hayatta daha önemli ve kötü şeyler olduğunu sana anlatabilmek için böyle bir oyun oynadım"
Babası."Ohhh Allahım şükürler olsun! Neyse canın sağolsun kızım hiç önemli değil. Seneye geçersin sınıfını."
Yöntem nasıl ama?


Hayallerindeki eşi karşılarında buldular!

YAZAR : Pazartesi, Şubat 08, 2016
Antalya Migros AVM, sanal gerçeklikle hayallerinizdeki kişiyi gerçeğe dönüştürüyor. 


Bir boomads advertorial içeriğidir.
Blogger tarafından desteklenmektedir.