ŞİBUMİ Kitap Yorumu - Canlı Yayın

YAZAR : Çarşamba, Ağustos 05, 2020


Biz Kimiz Kadınız Kitap Kulübünün Temmuz ayı kitabı Şibumi'yi 24 temmuz 2020 saat:20:30'da 4 üyemiz bir de misafirimizle instagram canlı yayında konuştuk. İzlemek isteyenler için İgtv'de kayıtlı , oradan izleyebilirsiniz.



Gelibolu Feribot İskelesi içindeki Temiz ikinci el kitap şibumi ...


İlk olarak ben kitap hakkındaki görüşlerimi paylaştım. Sonrasında blog dünyasından da gerçek hayattan da arkadaşım @fatmauzmez.blog bağlandı ama canlı yayın olduğu için olabilecek sorunlardan birini yaşadık. Ses var görüntü yoktu. Bir süre sonra seste gitti. Bu arada  İnstagram da @dramaatolyesigunlugu hesabının sahibi arkadaşım katıldı yayına. @zeynazinmutfagi , @firdevsocaksonmez, @yemyesilbirdeniz ( instagram hesaplarının isimleri)  Sırasıyla herkes kitap hakkındaki görüşlerini paylaştı. Katılan herkes kitabı beğendiğini ve tavsiye ettiğini belirtti. Çok bilgilendirici ve farklı bakış açıları olan bir canlı yayın oldu. Katılan tüm arkadaşlara değerli katkılarından dolayı buradan bir kez daha teşekkür etmek istiyorum.
İlk olarak kendi yorumumu anlatayım ve daha sonra arkadaşların yorumlarından alıntılarla kitap yorumlarımızı yazayım istiyorum.

Shibumi, 1979'da Rodney William Whitaker'ın takma adı olan Trevanian tarafından yazılmış.Şibumi ismi çok ilginç , kitapta şibumi;" bilgiden çok anlayış, ifade dolu bir sessizlik,kendini kanıtlama gereği duymayan bir alçak gönüllülük. İnsan kişiliğinde şibumi; hakimiyet peşinde olmayan otorite" olarak tanımlanmış. . Nicolai Hell baş karakterinin hayatı anlatılırken  2. Dünya Savaşının etkileri, Japon kültürü, Go oyunu, Amerika ve istihbarat teşkilatlarının eleştirisi anlatılıyor. Yazar Amerikalı olmasına rağmen kitapta ağır bir Amerika eleştirisi var. Baş karakter Amerikalılar için "bezirgan" yani tüccar diyor.

Nicolai Hell'in annesi  Rus asıllı ,babası  Alman ,hiç okula gitmiyor ama annesi özel öğretmenlerle eğitim aldırıyor. Evlerini paylaştıkları Japon general ona Go oyununu öğretiyor ve Hell çok iyi bir oyuncu oluyor. Japon General onu babası gibi himaye ediyor ve bir go okuluna gönderiyor. Çok fazla ayrıntıya girip spoiler vermek istemiyorum. Hell 7 dil biliyor, go oyunu ustası ve uluslararası bir ajan . En önemli özelliklerinden bir tanesi yakınlık algısının çok güçlü olması. Bu sebepten fotoğrafı bile çekilemiyor. Ve çıplak elle adam öldürebiliyor. Bazen bir kağıt, bir ataç vb....gibi akla gelmeyecek şeyler onun elinde silaha dönüşebiliyor.

@dramaatolyesigunlugu Neriman kitabı okumamız için önermişti. O da kitabı çok beğendiğini anlattı ve Şibumi felsefesinin kitabı okuduğunda herkesin farklı bir şey algılayacağını söyledi. Yani şibuminin ne olduğu okuyan kişiye göre değişir dedi.



@fatmauzmez.blog Fatma; Şibumi kitabından çıkarılan bölümlere dikkat çekti. Kitabı araştırdığını , internette kitap hakkında  çok yorum ve bilgi olduğunu anlattı. Genel olarak kitabın çok ses getirmiş etkileyici bir kitap olduğunu söyledi. Ben de kitapla ilgili yaptığım araştırmalarda rastladığım çok ilginç bir bilgiden bahsettim ki kitapta kısaca dip not olarakta var bu bilgi. Bazı adam öldürme sahneleri ve cinsellik sahneleri öylesine ayrıntılı anlatılmış ki bir çok insan bunu denediği için kitaptan kaldırılmış. Hatta bir soygun sahnesi öyle ayrıntılı anlatılmış ki aynı şekilde bir soygun yapılmış ve suçlular bulunamamış.




@zeynazinmutfagi Pınar; kitabı en çok beğenen ve kitap üzerinde çalışmış arkadaşımızdı. Aldığı notlarla kendi yorumlarını anlattı. Nicolai Hell karakterinde kendinden çok şey bulduğunu ve kitabı ve karakteri çok sevdiğini söyledi. Japon kültürünün bizim kültürümüze yakın bir anlayışa sahip olduğunu düşündüğünü ve anlamın yüceltildiği bir kitap olduğu için çok değerli bulduğunu anlattı. 
@firdevsocaksonmez Firdevs Hanım ilk kez yorumlarıyla bize katıldı. O da kitabı çok beğendiğini, okuyalı uzun zaman olduğunu bu yüzden tekrar okumak istediğini anlattı. Çok etkilendiği kitaplar arasında Şibumi'nin de olduğunu ve bu kitapları zaman geçtikten sonra tekrar okuduğunda çok farklı bir bakış açısıyla farklı şeyler anlayacağını düşündüğünü söyledi. Bir de Nicolai Hell karakterinin mistik yönüne dikkat çekti. Mistik konuları çok sevdiği için karakterin mistik yönünün dikkatini çektiğini anlattı. Hell kitapta meditasyonla çok farklı boyutlara çıkabilen bir kişi. Bu notu da söylemeden geçmeyeyim. 
Sevgili @yemyesilbirdeniz Gülşen'in de canlı yayın bağlantı sorunu oldu. Sesi çok net duyuluyordu ama görüntü yoktu ve süremiz de çok azalmıştı. Gülşen ; kitabı araştırdığını ve okurken de ilk defa duyduğu şeyler olduğunu ve bunları da araştırdığını anlattı. Kitabın insanları araştırmaya yönlendirmesi yönünü çok beğendiğini söyledi.
Zamanın nasıl geçtiğini anlamadığım bir yayın oldu. Kitap konuştuk, farklı bakış açıları dinledik. Okurken dikkatimizi çekmeyen ama arkadaşımız anlatırken fark ettiğimiz şeyler oldu. Çok şey kattı bize. Hem kitap hem de onu okuyan farklı insanların ufuk açıcı yorumları.
Bir sonraki kitabımız Seninle Başlamadı kitabını da yine bir canlı yayında konuşmayı düşünüyoruz. Katılmak ya da izlemek isteyenleri bekleriz.


Neden Ambalajlı Süt?

YAZAR : Çarşamba, Temmuz 01, 2020

 

Çocukluğumda en sevdiğim şeylerden biri de  ben okuldan geldikten sonra yemeğimi yerken kapının çalması, sütçünün gelmesi ve annemin tencerelere doldurttuğu sütü kaynatmasıydı.  Niye derseniz, mis gibi tazecik sütü kaynadıktan sonra ılıtıp lıkır lıkır içmeyi çok severdim. Her ne kadar kaymağını ayırsam da o kaymak sonra birikir, kahvaltıda balla kavuşur, ekmeğime konardı. 

 

Sonra aradan yıllar geçti. Ben büyüdüm. Haliyle biraz azalttım süt içmeyi. Ama yine de hiç vazgeçmedim süt sevgimden. 

Eskisi gibi sütçü gelmiyor kapıya ama her yerde açıkta satılan süt görmeye başladım.  Neredeyse her köşe başında açık süt bidonları var. Her ne kadar kaynamış sütü bardağa koyup ılıttıktan sonra içmeyi özlesem de açıkçası ben açık süt almıyorum. Çünkü güvenemiyorum. Sizde de öyle mi? 

Açık sütlerin nereden geldiğini tam bilmiyorum. Bunca virüs, bakteri, mikrop ortalıkta dolaşırken ben bu sütleri güvenip alamıyorum. Bu konuda biraz araştırma da yaptım. Açık süt hakkında öğrendiklerim bu konudaki şüphelerimi haklı çıkardı. 

 

Öncelikle en şaşırdığım nokta şuydu; açık süt aldığımızda evde kaynatırken besin değerinde ve vitaminlerinde ciddi kayba neden oluyoruz. Zaten çocuklar ve yaşlılar sütü özellikle besin değeri için tüketiyor. Onu  da neden kaybedelim ki?  Ayrıca ambalajlı UHT ve pastörize sütler kontrollü bir şekilde ısıl işlemden geçtiği için besin değerini korurken, insan sağlığına zararlı mikrop ve bakterilerden arındırılıyor. Ama açık sütler denetlenmediği için bu sağlık riski hep var. Çok ürkütücü!

 

Bir de “ısıl işlem” kulağıma biraz garip gelmişti ki onu da araştırdım. Isıl işlem dediğimiz şey zaten tüm dünyada insan sağlığına zarar verme potansiyeli yüksek mikroorganizmaların sütten uzaklaştırılması amacıyla uygulanan bir teknolojik yöntem. Bu yöntem esnasında sütlere katkı maddesi de eklenmiyor. Ayrıca Isıl İşlem Görmüş İçme Sütleri Tebliği diye bir tebliğ var ve sütler bu tebliğe uygun olarak ısıl işlemden geçiriliyor. Tabii bir de işin teknolojik boyutu var. Isıl işlem olarak kullanılan pastörizasyon ve UHT teknolojileri, tüm dünyada kullanılan, sağlık otoriteleri tarafından da kabul edilmiş en ileri teknolojiler. Teknolojiye güvenmenin ve kendi faydamıza kullanmanın güzel bir örneği yani süt meselesi.

Ben bu nedenlerle ambalajlı sütleri tercih ediyorum anlayacağınız. Zaten açık süte en başında soru işaretiyle yaklaşırken, şimdi bu araştırmalarımla tamamen uzaklaştım, ambalajlı pastörize ve UHT sütlere güvendim. Eğer hala soru işaretleriniz varsa lütfen konuyu burada bırakmayın ve siz de biraz araştırın. 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Senin Suçun Değil

YAZAR : Salı, Haziran 30, 2020
Pandora - Senin Suçun Değil - Beyhan Budak - Kitap - ISBN ...

Psikolog Beyhan Budak'ın son kitabı "Senin Suçun Değil". Okumayı yeni bitirdim ve bilgiler tazeyken sizlerle paylaşmak istedim. İnsan unutuyor çünkü.
Beyhan BUDAK'ı pek çok insan gibi ben de youtube videolarından tanıdım ilk olarak. Samimi tarzı, konuşması, insana sanki "ne olursan ol, olduğun gibi değerlisin" mesajını veriyor gibi hissettirdi. Bu tavır bu alanda çalışan herkeste olması gereken bir özellik . Çünkü bir insana yardım edebilmeniz için onun size güvenmesi, yargılanmayacağını bilmesi yani kendini yanınızda rahat hissetmesi en önemli gereklilik. 
Senin Suçun Değil kitabını kendini tanımak, davranışlarının altında yatan inançlarını, düşünce kalıplarını ve bunların neden olduğunu anlamak isteyen herkese tavsiye ederim.
Kitabın ilk bölümlerinde içinde yetiştiğimiz ailelerin de hatalı olabileceğini ve bazı ebeveyn tarzlarının insanları kötü etkileyebileceğini anlatmış. Zehirli ebeveyn tarzları başlığı altında bu davranışları tanımlamış ve kliniğine gelen hastalarının hikayeleriyle açıklamış. 
Kitabı okurken bir terapi defteri kullanmanızı tavsiye ediyor. Kendi kendinize terapi yapabilmeniz için. İlk olarak bu deftere yazmanızı istediği şey çocukluğunuzla ilgili aklınıza gelen 3 olumsuz olayı yazmanız. Yazmanın da bir terapi olduğunu , bilinç altımızda ki düşünce ve inançların bilinç düzeyine yazma yoluyla çıkabileceğini söylüyor. 
İkinci tavsiyesi yine terapi defterine sizi rahatsız eden olayları, üzüldüğünüz şeyleri 15-20 dakikanızı ayırıp yazmanız. "Bu olayları yazdığımızda beynimizin olayı işlemesine yardımcı oluyoruz. Sürekli düşünüp durduğumuz ya da bilinç altımızda olup farkında olmadığımız ama hayatımızı etkileyen olayları yazmak zamanında işlenmemiş bilinç dışındaki şeyleri bilinç seviyesine çekip işlemeye başlamasına sebep olur" diyor.
 Geçmişte yaşadığınız bir olayı seçip bu konuyla ilgili içinizden ne geliyorsa , doğaçlama, aklınıza gelen her şeyi yazmanızı tavsiye ediyor.

Beyhan Budak on Twitter: "Yeni kitabım "Senin Suçun Değil-Geçmişin ...

Çocukluğumda yaşadığım kötü olayları bugüne kadar hiç yazmadığımı fark ettim okurken. Oysa ki çocukluğumuz bizi biz yapan zaman dilimi. Başımıza gelen kötü olayları yazma kısmını katıldığım eğitimlerden öğrenmiştim ve zaman zaman uygularım. Hatta bu yazdıklarımızı yırtıp yakmak ya da çöpe atmak gibi eylemlerin sembollerle anlayan bilinç altını etkileyen ve gerçekten faydası olan bir yöntem olduğunu biliyordum. Kitapta yırtın ya da yakın demiyor ama bu da benim katkım olsun:)
Kitabın dili akıcı, sen diye hitap ediyor yazarken ve sohbet ediyormuşsunuz gibi hisettiriyor ki bir çok insan bu tarzdan hoşlanıyor . Sıkılmadan okuyabileceğiniz, kendinizle ilgili farkındalıklar yaşayacağınız bir kitap. Psikolojiye ilginiz varsa seversiniz ama yoksa da öğreneceğiniz çok şey var. En önem verdiğiniz kişi hakkında öğreneceğiniz şeyler. Yani kendiniz hakkında. 

Yarına Tek Bilet

YAZAR : Cuma, Haziran 26, 2020
Yarına Tek Bilet Müzikleri - TUNEFLIX

Netflix'te izlediğim Yarına Tek Bilet filmi hakkında öncesinde çok olumsuz yorumlar okumama rağmen "fena değil" kategorisinde benim için. Eleştirilerde Dilan Çiçek Deniz'in oyunculuğunun çok yapmacık olduğu söyleniyordu. Özellikle buna dikkat ederek izledim , evet biraz yapmacık gibi, doğal değil. Ama bu eleştirileri okumasaydım bu kadar fark eder miydim bilmiyorum. 

Yarına Tek Bilet konusu nedir? İşte Yarına Tek Bilet oyuncuları ...

Başrolde ki iki karakter birbirine çok yakışmış , uyumlu olmuş birliktelikleri. Metin Akdülger'i öncesinde de beğenirdim, bu filmde de çok başarılı bence. 
Film bir tesadüfü anlatıyor, bu kadar da olmaz denilebilir belki ama gerçek hayatta da bazen öyle tesadüfler oluyor ki böylesi ancak filmlerde olur diyorsunuz:))) 
İki kalbi kırık, kız çok öfkeli, vazgeçmiş , oğlan sanki "bay böyle olması gerek" gibi, yani nasıl denir hep yapması gerekenleri yapan biri. Tesadüf eseri aynı kompartımanda yolculuk yapmaya başlıyorlar. 14 saatlik bir tren yolculuğunda kendileriyle yaşadıkları yüzleşme ve sorgulamaları izliyorsunuz. Bir yol hikayesi. Yol hikayesi sevenler sever bence.
Biraz sıkıldım izlerken ama sonunu merak ettiğimden izledim.  Konuyu çok anlatamıyorum izleyecek olanlar kızmasın diye. Ama izlerken hissettiklerimi anlatabilirim. 
Başrolde ki  karakterler ihanete uğramışlar. İhanete uğramış insanların acısını çok güzel anlatmışlar bence. Öfkelerini, kırgınlıklarını , acılarını hissettim ben izlerken. Bu hissi verebiliyor olmaları başarılı. 
Filmi izlerken bugüne kadar izlediğim Netflix filmlerinin, dizilerinin birbirine çok benzediğini düşündüm . İş yapan bir tarz bulmuşlar oradan devam ediyorlar sanki. Aynı Amerikan filmleri gibi. Hikayeler, kişiler, olaylar çok benzer. Filmle ilgili en büyük eleştirim bu aslında. 
Sürprizler var ama beklenen , tahmin edilen şeyler. Biraz daha özgün olmalı sanki. 
Globalleşen dünya tek tip filmler, diziler, insanlar , olaylar mı olacak? Kafamda çılgın sorular:)))

NOSTALJİK PAZARTESİ - FARKINDALIK VE KABULLENME

YAZAR : Pazartesi, Haziran 15, 2020

MİSAFİRHANE



İnsan kısmı bir misafirhane,
Her sabah yeni birisi gelir.




Bir sevinç, bir bunalım, bir zalimlik,

Aniden farkına varmak bir şeyin,

Hepsi beklenmedik misafir.



Hepsini karşılayıp eyle!

Evini vahşetle süpürüp, 

Bütün mobilyalarını boşaltan
Bir kederler kalabalığı bile gelse.



Her geleni alnının akıyla misafir et.

Olur ki yeni bir zevk getirmek için 

Boşalttılar evini.



Karanlık düşünce, utanç ve garez,

Hepsini gülerek karşıla kapıda

Ve buyur et içeri.



Minnettar ol her gelene

Kim gelirse gelsin.

Çünkü bunların her birisi
Öte taraftan bir kılavuz 
Olarak gönderildi.


Mesnevi 5. cilt- 3676: Çeviren: Vehbi Taşar. Coleman Barks “Essential Rumi”


Her sabah yeni bir "ben". Yani, sevinç, bunalım, zalim, vahşet, karanlık düşünce. .. Bunların hepsi her birimizin birer parçası. Bunların hepsi bizim misafirimiz.

Blogger tarafından desteklenmektedir.