film tavsiyesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
film tavsiyesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Yarına Tek Bilet

YAZAR : Cuma, Haziran 26, 2020
Yarına Tek Bilet Müzikleri - TUNEFLIX

Netflix'te izlediğim Yarına Tek Bilet filmi hakkında öncesinde çok olumsuz yorumlar okumama rağmen "fena değil" kategorisinde benim için. Eleştirilerde Dilan Çiçek Deniz'in oyunculuğunun çok yapmacık olduğu söyleniyordu. Özellikle buna dikkat ederek izledim , evet biraz yapmacık gibi, doğal değil. Ama bu eleştirileri okumasaydım bu kadar fark eder miydim bilmiyorum. 

Yarına Tek Bilet konusu nedir? İşte Yarına Tek Bilet oyuncuları ...

Başrolde ki iki karakter birbirine çok yakışmış , uyumlu olmuş birliktelikleri. Metin Akdülger'i öncesinde de beğenirdim, bu filmde de çok başarılı bence. 
Film bir tesadüfü anlatıyor, bu kadar da olmaz denilebilir belki ama gerçek hayatta da bazen öyle tesadüfler oluyor ki böylesi ancak filmlerde olur diyorsunuz:))) 
İki kalbi kırık, kız çok öfkeli, vazgeçmiş , oğlan sanki "bay böyle olması gerek" gibi, yani nasıl denir hep yapması gerekenleri yapan biri. Tesadüf eseri aynı kompartımanda yolculuk yapmaya başlıyorlar. 14 saatlik bir tren yolculuğunda kendileriyle yaşadıkları yüzleşme ve sorgulamaları izliyorsunuz. Bir yol hikayesi. Yol hikayesi sevenler sever bence.
Biraz sıkıldım izlerken ama sonunu merak ettiğimden izledim.  Konuyu çok anlatamıyorum izleyecek olanlar kızmasın diye. Ama izlerken hissettiklerimi anlatabilirim. 
Başrolde ki  karakterler ihanete uğramışlar. İhanete uğramış insanların acısını çok güzel anlatmışlar bence. Öfkelerini, kırgınlıklarını , acılarını hissettim ben izlerken. Bu hissi verebiliyor olmaları başarılı. 
Filmi izlerken bugüne kadar izlediğim Netflix filmlerinin, dizilerinin birbirine çok benzediğini düşündüm . İş yapan bir tarz bulmuşlar oradan devam ediyorlar sanki. Aynı Amerikan filmleri gibi. Hikayeler, kişiler, olaylar çok benzer. Filmle ilgili en büyük eleştirim bu aslında. 
Sürprizler var ama beklenen , tahmin edilen şeyler. Biraz daha özgün olmalı sanki. 
Globalleşen dünya tek tip filmler, diziler, insanlar , olaylar mı olacak? Kafamda çılgın sorular:)))

Badla Filmi Yorumu

YAZAR : Çarşamba, Haziran 26, 2019
badla filmi ile ilgili görsel sonucu

Blogları gezerken rastladığım ve ilk fırsatta izlediğim film olur kendileri:) Uzun zamandır film yorumu yazmamış olduğumu fark ettim gerçi uzun zamandır blog yazılarım da çok seyrekleşti. Hatta bir ara artık yazmayacağım galiba diye düşünüyordum ama öyle olmuyormuş. Yazmak insanı kendine çekiyor. Yani bir kere başladınız mı kolay kolay bırakamıyorsunuz:) Sosyal medya, instagram çıktı böyle oldu:)

badla filmi ile ilgili görsel sonucu

Filme gelecek olursak, film Hint yapımı.Badla Hintçe intikam demekmiş. Son dönem daha güzel filmler yapıyorlar diye düşünüyorum Hint sineması, sizce de öyle mi?
Filmin konusu; Başrolde genç girişimci bir kadın bir gün bir otelde uyandığında başına darbe almış ve yanında sevgilisi ölmüş olarak bulur kendini. Olay da suçlanan tek kişi odur ve kendini aklamak için güçlü bir avukat bulur. Hiç dava kaybetmemiş avukatla aralarında ki konuşmalarla olayları çözmeye çalışırlarken kadının anlattıklarını flashbackler şeklinde izliyoruz. Bir süre sonra gerçek ne , kim doğru söylüyor birbirine karışıyor ama hiç sıkılmadan izleyebiliyorsunuz. Merak ve gerilim sonuna kadar devam ediyor. 

badla filmi ile ilgili görsel sonucu

Film boyunca başrol oyuncusu yukarıdaki hatunun tavırlarına sinir oldum. Boşvermiş, hiç bir şeyi önemsemez tavrı çok rahatsız ediciydi. Anlatmaya başladığında yasak ilişki , kaza ve kazayı örtbas etme, cinayet gibi bir sürü şey ortaya çıkıyor. Kaza sonucu ölen çocuğun anne babasına çok üzüldüm bir de film boyunca. Kadının çırpınışları çok dokunaklıydı. 
badla filmi ile ilgili görsel sonucu 

Çok fazla ipucu vermeden diyebilirim ki filmin sonunda zeka, para ve gücü yeniyor. Başlangıçta göründüğü gibi olmadığını görüyorsunuz her şeyin,  filmin sonunda. Daha fazla anlatmayayım , merak edin, izleyin. Ben beğendim filmi öneririm. 
 O zaman izleyeceklere keyifli seyirler.


Müslüm Filmi

YAZAR : Çarşamba, Kasım 07, 2018
müslüm filmi ile ilgili görsel sonucu

  Müslüm filmi yaklaşık 2 haftadır gösterimde. Biz de geçen hafta sonu izlemeye gittik. İlk 3 günde 600.000 kişi izlemiş filmi. Sosyal medyada çok yorum okumuştum gitmeden önce. Genellikle olumlu yorumlardı. Yani izleyenler genel olarak beğenmiş ve çok ağlamışlar. Ben de giderken ağlamaya niyet ettim.))) Yani ağlamadan dönmeyecektim. Amacıma da ulaştım:)
Müslüm Gürses'in acıklı ve zor bir hayatı olmuş ilk bakışta. Ama şanslıymış bence. Bir sürü olumsuz şey yaşamış hayatının ilk yıllarında ama sonrasında şans ona gülmüş, keşfedilmiş bir gazinoda şarkı söylerken.
 müslüm ile ilgili görsel sonucu
  Filmi genel olarak ben de beğendim. Ama çok takıldığım şeyler var. Mesela Müslüm'ün annesi sürekli şiddet görüyor ve bu yüzden travma geçiriyor kendisi ve kardeşleri, ama sonrasında kendi de eşine  şiddet uyguluyor. Ben filmin burasına çok takıldım. Son zamanlarda Sıla'ya şiddetle gündeme gelen kadına yönelik şiddet olaylarının çok taze olması da bu konunun bu kadar dikkatimi çekmesine vesile olmuş olabilir.
  Filmlerde işlenen kadına şiddetin özellikle ünlü ve sevilen birisiyse insanlar üzerinde negatif eetki yaptığını düşünüyorum. Yani normalleştiriyor. Mesela bir caps var son zamanlarda "Adriana Lima'nın aldatıldığı Rihanna'nın dayak yediği bu dünyada senin hiç şansın yok Hatçe" . İlk anda insana komik gelse de aslında mesajı çok kötü. Yani filmler, hikayeler insanların hayatını aşırı derecede etkiliyor , bu yüzden filmlerde ki şiddet sahneleri daha az olmalı diye düşünüyorum. Tamam bu bir hayat hikayesi , adamın hayatında bunlar olduysa ne yapabiliriz? diyebilirsiniz ama bir şekilde daha az vurgulanabilir .
müslüm ile ilgili görsel sonucu
  Filmde en çok babaya sinir oldum, herkes gibi. Adam hep dört ayağının üstüne düştü. Ama daha fazla anlatmayayım. İzleyeceklere haksızlık olmasın.
  Filmin oyuncularını  da çok beğendiğimi söylemeliyim. Hele çocukluğunu oynayan Şahin Kendirci, Müslüm'ü oynayan Timuçin Esen hepsi rolünün hakkını vermiş. Çekimler de güzeldi ama arada boşluklar, atlamalar biraz göze batıyordu .
Filmi izlemenizi tavsiye edebilirim. Türk filmlerinin de kalitesinin gittikçe artmasına çok mutlu oluyorum.  müslüm ile ilgili görsel sonucu
  Filmi izlerken Müslüm Gürses'in neden bu kadar sevildiğini de sorguladım. Neredeyse hiç konuşmayan bu adam ezilen , haksızlığa uğrayan insanların sesi olmayı başarmış. Şarkılarıyla insanlara isyanını, duygularını aktarabilmiş. Ezilen , haksızlığa uğrayan halk onun şarkılarıyla kendini ifade etmiş. Bu yüzden Müslüm Baba olmuş.
İnsanların kalbine girmek öyle kolay bir şey değildir. O yüzden kendisi çok başarılı olmuş. 
Filmden çıkarrken Müslüm Gürses'i sevmeseniz bile sempati duymaya başlıyorsunuz. Hikayesini bildiğiniz bir insanı sevmemek mümkün değil çünkü:)



MİM - KOKTEYL

YAZAR : Çarşamba, Ekim 17, 2018
mim ile ilgili görsel sonucu
Sevgili Şebo mimlemiş , hemen yapalım öyleyse. Onun mimini okumak isterseniz tık tık. Aslında düşünüp mü yazsam ilk aklıma geleni mi karar veremedim ama başlayalım bakalım.

nietzsche ağladığında ile ilgili görsel sonucu
1- Okuduğun en güzel kitap hangisi?


Nietzsche Ağladığında kitabını çok sevmiştim. Sonrasında aynı yazarın yani Irvin Yalom'un diğer kitaplarını da okudum ve sevdim. 


2- Gelmiş geçmiş en duygu yüklü şarkı hangisidir?
* Sezen Aksu - Sen Ağlama
* Lionel Richie- Hello


schindler'in listesi ile ilgili görsel sonucu
3- Etkisinden çıkamadığın defalarca izlediğin bir film var mı? Varsa hangisi?
* Shindler'in Listesi
* Hayat Güzeldir
hayat güzeldir ile ilgili görsel sonucu



4- Bir renk olsan hangi renk olurdun ?


Mor rengine bayılırım. Lila mor bir renk olurdum:)

mor çiçek ile ilgili görsel sonucu

6- En beğendiğin yabancı dizi hangisi?
Fringe
fringe ile ilgili görsel sonucu



7- Karşı cinste gördüğünde hemen soğuyabileceğin davranış nedir?


Kadınlara kaba davranan erkeklerden buz gibi soğurum.

8- Gelmiş geçmiş en iyi Türk dizisi hangisi ?


İkinci Bahar , Süper Baba

9- Bir yerden yüklü bir miktar para kazansan o parayı ne yaparsın ?


Üniversite okuyan çok sayıda gence burs vermek isterdim.

10- Aşk her şeyi affeder mi ?
Etmez. Net:))) 



11- Aşk mı, gurur mu?


Aşkkk
12- Evde yangın çıktı ve hemen çıkman gerekiyor. Kendinle birlikte neyi çıkarırsın?


Evdeki dolarlarımı:)))) olsa çıkarırdım herhalde:) Fotoğrafları alırdım sanırım , önemli belgeleri falan alırdım. 

13- Şimdiye kadar yaptığın en büyük çılgınlık nedir?


Nasıl bir yer olduğunu hiç araştırmadan iş değiştirmiştim mesela. Evlenmekte bence epey bir gözü karalık:) bence.

çılgınlık karikatür ile ilgili görsel sonucu
14- En garip alışkanlığın nedir?


Kahve telvesi yemek bana garip gelmiyor ama çevremdekiler garip buluyor:)

Gelelim kimleri mimlediğime;

Hayat Işığım Film Yorumu

YAZAR : Çarşamba, Mayıs 30, 2018
hayat ışığım film ile ilgili görsel sonucu

Dün gece Hayat Işığım adıyla türkçeye çevrilmiş filmi izledim, Orjinal adı : The Light Between Oceans. Orjinal adından anlaşıldığı gibi bir deniz fenerinde geçiyor film. 
Savaşa katılmış ve savaş bitince kendisine Avustralya'nın ücra bir köşesinde bulunan deniz fenerinde iş bulmuş Tom ve eşinin hikayesi. Film biraz ağır ilerliyor ve uzun ama seyrettiğinize değiyor. 
Film vicdan, affetme , sevgi, aile olma vb.... gibi insana dair önemli duyguları sorguluyor. 
Başrol oyuncusu , savaş gazisi Tom'a işin zorluklarından, insanlardan tecrit edilmiş gibi yaşamanın kolay olmayacağından bahsedilince Tom özellikle insanlardan uzak olmayı seçtiğini söylüyor ve kasabadan fenere tekneyle gitmeden önce katıldığı yemekte İsabel'le tanışıyor. Birbirlerinden etkileniyorlar ama Tom gittiği için bir şey olmuyor. Bir süre sonra izine geldiğinde İsabel'le yakınlaşıyorlar. İsabel ona ailesini soruyor. Tom annesinin öldüğünü babasıyla da artık görüşmemeyi seçtiğini söylüyor. İsabel "baban sert birimiydi?" diye sorunca Tom "sert kelimesi hafif kalır" diyor. Burada aslında Tom'un sevilmemiş, bağlanmamış biri olduğunu, suçluluk hisleriyle büyüdüğünü ve cezalandırılması gerektiğini düşündüğü için kendisini insanlardan soyutladığını anlıyorsunuz(ya da ben öyle anladım:))) Burada bir parantez açarak bir açıklama yapmak istiyorum. Son zamanlarda aldığım eğitimlerde güvenli bağlanma kuramının ne kadar önemli olduğunu gördüğüm için bu film iyi denk geldi. Belki daha önce seyretseydim bu kadar net Tom'un hislerine odaklanmazdım. Algıda seçicilik olsa gerek Tom'un bütün davranışlarının altında yatan sebebin bağlanma sorunu olduğunu düşündüm film boyunca ki yanılmamışım sonlarına doğru Tom sürekli "ben o savaşta ölmeliydim, çoktan ölmeliydim , bu hayat ve mutluluğu hak etmemiştim vb...." gibi sözler söylüyor. 

hayat ışığım film ile ilgili görsel sonucu
Neyse efendim filme dönersek İsabel ve Tom evlenip fenerde insanlardan uzak yaşamaya başlıyorlar . İsabel hamile kalıyor ama düşük yapıyor. Sonra bir daha hamile kalıyor yine düşük oluyor ve İsabel yıkılıyor. Bir kaç gün sonra okyanusta bir tekne kıyıya yanaşıyor ve içinde ölü bir adamla kız bebek olduğunu görüyorlar. Ve bilin bakalım ne oluyor? İsabel bunu ihbar etmemelerini, zaten hamile olduğunu insanların bildiğini ve bu çocuğun kendi çocukları olduğuna insanları inandırmanın kolay olacağını söylüyor ve çocuğu sahiplenip, babayı gömüyorlar. İsabel çocukla gayet mutlu mutlu yaşarken Tom sürekli tedirgin ve vicdan azabı çekiyor. 
Bir süre sonra kasabaya kızlarını İsabel'in ailesiyle tanıştırmak için gittiklerinde kilisede vaftiz etmeye gidiyorlar. Tom orada bir mezarın başında ağlayan bir kadın görüyor. Kadın gittikten sonra mezara bakıyor ve mezarda "denizde kızıyla birlikte kaybolan sevgili eşim" yazdığını görünce bebeğin gerçek annesinin o kadın olduğunu anlıyor. Ve vicdan azabı daha da dayanılmaz oluyor. Çünkü bilmediğimiz bir yerlerde bizim yüzümüzden acı çeken insanlar vicdanımızı çok zorlamaz ama o kişiyi görürsek buna dayanamayız. Yani yüzüne baka baka acı çektirmek çok zordur. Tom kadına bir not bırakıyor "eşiniz öldü, kızınız yaşıyor ve emin ellerde, çok iyi bakılıyor" yazıyor notta. Sonra çok ayrıntıya girmeden anlatmam gerekirse, kadın kendini kızını bulmaya adıyor ve kadının hikayesini öğreniyoruz. 1940'lı yıllar Almanların sevilmediği, hatta nefret edildiği bu kasabada yaşayan alman bir adama kasabanın en zengin adamının kızı aşık oluyor ve evleniyorlar, babasının karşı çıkmasına rağmen. Bebekleri oluyor, ama bir akşam kasabalılar Alman olduğu için adamı taciz edince zavallı adam kızıyla kayığa binip okyanusa açılıyor ve bildiğimiz gibi Tom ve İsabel onları buluyor. 

hayat ışığım film ile ilgili görsel sonucu
Bu kadar ayrıntılı anlatmamın sebebi insan psikolojisi, vicdan muhasebesi, doğru olanı yapma isteği ve affetmeyle ilgili çok güzel anektodların olması filmde. Mesela  Alman adam ve karısı arasında, yani bebeğin gerçek anne babası arasında geçen bir sahnede , annesi kızını uyutan alman adama diyor ki "bir sürü badire atlattın, sana kötü davrandılar, ama sen hala gülümsüyorsun, mutlusun. Bunu nasıl başarıyorsun?" ve adam da filmin can alıcı cümlesini söylüyor "Sadece 1 kere affetmek yetiyor. Kin tutmak için her gün o duyguyu düşünmeli, onu beslemeli, canlı tutmalısın, çok yorucu. Affetmek en kolayı, bir kere affediyorsun ve bitiyor" .
Filmi çok anlattım sanıyorsunuz ama yanılıyorsunuz:))) Spoiler var evet ama neler olduğunu, sonuca nasıl bağlandığını yani can alıcı yerlerini anlatmadım. İzlemek isterseniz diye:) 
Sonuç olarak çok doğru bir bakış açısı kalıyor zihninizde affetmeye dair. Bu bilgiyle ne yaparsınız bilmem ama filmi izleyince etkileniyorsunuz. 
hayat ışığım film ile ilgili görsel sonucu

Güzel mesajlarını güzel bir şekilde anlatan hikayeleri seviyorsanız izlemelisiniz. Filmi izledikten sonra yoğun bir yazma isteği geldi , uzun zamandır yazmadığımı ve çok özlediğimi hissettim. Yazmak ta bir tür bağımlılık. Sanki paylaşmazsam öğrendiklerimi, anladıklarımı, yok olup gidecekler, boşu boşuna öğrenmiş olacağım:))) Hatta hemen paylaşmazsam önemli bazı şeyleri unutacağım.
Paylaşmak güzeldir. Sonuç olarak birileri bir şeyler anlatır, herkes kendi payına düşeni alır. Benden şimdilik bu kadar, umarım daha sık yazarım:)) Görüşmek üzere.




Blogger tarafından desteklenmektedir.