korona
korona günleri
korona günlükleri
korona karikatür
luppo karikatür
pandemi
salgın
KORONA GÜNLERİ
YAZAR : kadriye
Salı, Nisan 14, 2020
Hastanede dönüşümlü çalışıyoruz yaklaşık 3 haftadır. 2 gün iş 2 gün ev. Burası karantina hastanesi oldu. İşe gelirken son zamanlarda gerilmeye başladım. Cumartesi günü oda arkadaşımın testinin pozitif çıktığını öğrendiğimden beri daha da kaygılıyım. İdari işler yaptığım, hasta görmediğim için nispeten rahattım, maske takmıyordum. Ama arkadaşım ve bizim katta pozitifler olunca maske takmaya başladım.
İşe geleceğim geceler de hatta geldikten sonra ki gece uyku sorunu yaşamaya başladığımda kaygı seviyemin arttığını fark ettim. Maalesef ben çok empati yapan bir insanım. Maalesef diyorum çünkü abartı derecede:( Arkadaşım hastanede bir odada tek başına yatıyor , ailesiyle görüşemiyor ve çok halsiz , çok öksürüyor. Telefonla konuşuyoruz , konuşmakta zorluk çekiyor. İnsan görmeyince , yaşamayınca anlayamıyor. Sanki hep sadece başkalarına olur sanıyor. Ama hepimize her an olabilecek bir şey bu.

Stres bağışıklığı en çok düşüren şeylerin başında geliyor. O yüzen çok titizlenmemeye, endişelenmemeye çalışıyorum. Hatta "neye odaklanırsan onu çağırırsın" diye düşündüğüm için odaklanmak istemiyorum. Sonuçta tedbir alıp tevekkül etmekten başka yapılacak bir şey yok.
Dünyalar Savaşı filmini izlediniz mi? Tom Cruise başroldeydi. Yarı robot yarı organizma devasa uzaylılar dünyayı istila ediyorlardı. İnsanlar, çok güçlü oldukları için onlarla savaşamıyorlar, sadece hayatta kalmaya çalışıyordu. Sonrasında bu devasa yaratıklar ölmeye başladığında ne olduğuna anlam veremeyen insanlar virüsler yüzünden öldüklerini anlıyorlardı ve "insanlar binlerce yıldır dünya gezegeninde yaşadıkları için dünyada ki virüslere uyum sağlayıp yaşamayı öğrendikleri için ölmüyorlar, uzaylılar bu dünyanın virüslerine yenildiler" yorumu yapılıyordu filmin sonunda.
İşte böyle gözle bile görülemeyen virüsler karşısında aslında ne kadar aciz olduğumuzu görmüş olduk. Gördükte ne oldu? Herkes felsefi yaklaşıyor son dönem de "ders almamız lazım, değişmemiz lazım vb....." cümleler söyleniyor, hiç ummadığınız insanlardan bile.
Sonuç olarak dünya değişiyor, çalışma şekilleri değişiyor, ekonomi kötüye gidiyor. Bu süreçte dinlediğim videolardan birinde beyaz yakalı tabir edilen insanların çalıştığı iş yerlerinde 8 saatlik mesaide ortalama 2,5 saat çalışıldığının tespit edildiğini söylüyordu. Yani kalan 5,5 saat boşuna o kadar insanı iş yerinde tutuyorlarmış.
Dolaplar dolusu elbiselerimizi giyemiyoruz, o ayakkabıyı aldık ama giyemiyoruz, anne babalarımıza zarar verebiliriz diye sarılamıyoruz. Bence de bunların bir anlamı olmalı? Sizce öyle değil mi?

