Çünkü Annem Öyle Yapıyordu

YAZAR : Cumartesi, Temmuz 14, 2018
çocuk gördüğünü yapar karikatür ile ilgili görsel sonucu
Yaz tatili gelince anneleri bir telaş alıyor. Ne yapacak çocuklar? Küçük çocukları olanlar, yaz okulu mu olsun?, anneanne, babaanne mi olsun?, bakıcı mı olsun? sorunsalı yaşıyor. Daha büyük çocukları olanlar, benim gibi, bütün gün evde yatıp tablet telefonla günlerini geçirmesinler istiyoruz. Bunun için arayışlara giriyoruz. Oğlum 15 kızım 10 yaşında. Galiba hiç bir zaman benim için yeterince büyük olmayacaklar:) Hep merak edeceğim onları. İkisi de çok büyük değiller aslında. Hala annenin ilgisine , rehberliğine muhtaçlar. Rehberliğimize hep ihtiyaç duyacaklar ona eminim, çünkü kendimden biliyorum. Bu yaşımda hala ev, yemek,sosyal ilişkilerle ilgili konularda anneme danışırım. Finansal konular, devlet işleri , vergi,kredi vb.... gibi konularda da babama danışırdım. Zaman zaman yine danışmak istiyorum ama sonra vefatının üzerinden 5 yıl geçtiğini hatırlıyorum, kalbim sıkışarak. 
Neyse efendim benim çocuklar bu yaz evde ikisi kalıyorlar. Akşamları eve geldiğimde mutfak tezgahının üzerini görmek bende küçük çaplı bir cinnete sebep oluyor. Hemde her akşam. "Alış ya da değiştir" dimi. Yok alışmaya direniyorum. Alışmam gerektiğini düşünmüyorum. Çünkü artık kendi başlarının çaresine bakacak kadar büyüdüler. O yüzden bu hafta "bulaşık makinasını doldurma boşaltma 101" eğitimi aldılar, uygulamalı:) Bu eğitim beni epey rahatlattı diyebilirim.
çocuk eğitimi ile ilgili görsel sonucu
Dün de eve geldiğimde 10 yaşında ki kızım Ezgi kendine çay demlediğini söyledi. Ağabeyi arkadaşıyla basket oynamaya gitmiş, o esnada yalnız kalmış ve çay içip bir şeyler yemek istemiş. Aferin kızıma dedim, tabi, çaydanlığı henüz görmemiştim. Çaydanlığı elime aldığımda ağzına kadar çayla dolu olduğunu görünce şaşırdım ve sordum "apartmanı da çaya mı davet ettin anneciğim" dedim. Kızım da dedi ki "ama anne ben ne kadar konulur, nasıl demlenir bilmiyorum ki sadece seni izlerken görmüştüm, aynı miktarda çay koydum aynı miktarda su doldurup demledim". Öyle güzel söylüyordu ki güzel kızım, sarılıp öptüm kendisini. Gülerek babasına anlattım ve çocuk haklı dedik. Kendince bir mantık yürütmüş . Biz ona hiç öğretmedik ki çay demlemeyi. 
Bu olay aklıma bir hikayeyi getirdi. Yeni evli Amerikalı bir çift hikayemizin kahramanları. Kadın olan jambon pişirirken her defasında jambonun etrafını kesip küçültüyor, sonra da o kestiği parçalarıda aynı tavada pişiriyormuş. Eşi bir kaç izledikten sonra bu yaptığına anlam verememiş ve sormuş. "Neden  kesip pişiriyorsun? bütün olarak pişirsene" Kadın çok şaşırmış, hiç farkında değilmiş ve nedenini kendisi de bilmiyormuş. "Bilmem, annem hep öyle yapardı" demiş. Sonra kadının annesine sormaya karar vermişler. O da aynı cevabı vermiş "bilmem , annem öyle yapıyordu" . Büyük anneye sormaya karar vermişler, neyse ki büyük anne yaşıyormuş. Neden jambonun etrafını kesiyorsun büyük anne diye sorduklarında kadıncağız demiş ki :"çok basit , hiç bir zaman bütün bir jambonu pişirecek büyüklükte bir tavam olmadı benim, o yüzden kesip pişirdim hep". Aslında sonraki kuşak kadınların tavaları büyükmüş ama ne gördülerse onu yapmaya devam etmişler. Bu hikaye beni çok etkilemişti ilk duyduğumda. Aslında ne kadar çok şey var kim bilir sebebini bilmeden sırf anne babamızdan çevremizden öyle gördük diye yaptığımız. 
Psikolojik açıdan baktığımızda aslında bu otomotikleşmiş davranışlar beynimizin işini kolaylaştırır. Tasarruf eder beynimiz. Her defasında her aşamayı düşünmeyiz, otomotiğe bağlar yaparız. Hayır ben yapmayalım demiyorum ama arada sırada size anlamsız gelen davranışları fark edip mantıksızsa yapmaya devam etmeyin diyorum. Bir de yazının ana fikri "çocuk sizden ne görürse onu yapar, iyi, doğru  davranan çocuklar yetiştirmek istiyorsanız önce siz iyi davranmalısınız. 

Egzersizi Yapabilmek İçin 5 İpucu

YAZAR : Cuma, Temmuz 13, 2018
spor karikatür ile ilgili görsel sonucu

Televizyon programlarının, sosyal medyanın, arkadaş sohbetlerinin vazgeçilmez konusu zayıflama, sağlıklı yaşama, spor ve egzersiz. Evet biliyoruz egzersiz yapmak çok önemli ama günlük hayatın koşuşturmasında nereye koyacağız sporu. Nasıl motive olacağız her gün sürdürebilmek için. Kendimden örnek vereyim, 2-3 gün süper motivasyonla spor yapıyorum ama sonrasında "üşenme, erteleme ve vazgeçme" üçlüsü yakamı bırakmıyor:)
Sonra dedim  ki kendi kendime "yapan nasıl yapıyor arkadaş, bunların bir sırrı olmalı" . Nasrettin Hoca bile ne demiş; "bana eşekten düşeni getirin" demiş. Yani yaşamış, başarmış birilerinin söyledikleri daha değerli. Sizler için(itiraf ediyorum en çokta kendim için:))) bu sırları araştırdım, derledim, topladım bu yazıyı yazıyorum:)
spor karikatür ile ilgili görsel sonucu
1. İpucu:
En önemlisi bence. Zevk aldığınız bir egzersiz bulmak. Sevmeden yapılan şeyler zorunda hissettiğimiz için biraz sürebiliyor ama uzun vadeli olmuyor. O yüzden ilk olarak hangi egzersizi sevdiğinizi bulmalısınız. Açık havada yürüyüş, dans,  pilates, zumba vb..... gibi bir sürü seçenekten birini ya da bir kaçını seçip yapmanız uzun sürmesini sağlıyor ve sizi motive ediyor. Öncelikle kendinize şöyle bir bakın. Hareketli bir tip misiniz? Yoksa sakin mi? Kişiliğinize uygun spor seçmek en önemli aşama.

2. İpucu:
Hangi sporu yaparsanız yapın , ne zaman yapacağınızı planlamazsanız o da uzun vadeli olamıyor maalesef. Yani mesela diyeceksiniz ki ""ben salı, perşembe, cumartesi  uyanır uyanmaz yürüyüş yapacağım" . Yani gününüzün içine net olarak yerleştirmelisiniz. Hangi gün hangi saat olacak net bir şekilde karar vermeli ve özellikle ilk zamanlar bu saatlerde mutlaka spor yapmaya çalışmalısınız. Bir süre sonra(21 gün ya da 40 gün olabilir) alışkanlığa dönüşeceği için daha az zorlanıp devam edeceksiniz.

3. İpucu:
Bir veya bir kaç arkadaşınızla birlikte spor yapın. Bu sosyal insanlarda daha çok işe yaramakla birlikte genelde faydalı bir yöntemdir.Herkes zayıflamak, sağlıklı olmak istiyor sonuçta. Yani canınız spor yapmak istemediğinde "hadi ama kalk gidelim" diye ısrar edecek arkadaşlar acayip motivasyon kaynağıdır. Ya da arkadaş bulamıyorsanız spor yapacak, etrafınızdakilere söyleyin, özellikle takipçi tiplere. Size "bugün spor yaptın mı vb...." sorular sorup sizi taciz etsinler:) Sırf onlar konuşmasın diye bile motive olabilirsiniz.
Mesela kişisel koçla spor yaptığım zamanlarda çok disiplinliydim. Kişisel Koçumun adı Mehtap'tı ve bana kızmasından çok korkup erteleyemiyordum randevularımı:)))) Sizde bir Mehtap bulun mesela:)
spor karikatür ile ilgili görsel sonucu
4. İpucu
Yaptığınız sporun süresini yavaş yavaş arttırın. Örneğin 15 dakikayla başlayıp bir kaç gün sonra yarım saate çıkarın, sonra 45 dakika, sonra 1 saat şeklinde. Yani her gün 1 saat spor yapacağım demek gözünüzü korkutabilir. Yani az az başlamak ve arttırmak bütün alışkanlıkların oluşmasında başarılı bir yöntemdir.

5. İpucu:
Kulaklıkla müzik dinlemek, ya da youtube videolarını dinlemek ya da izlemek çok faydalı . Mesela ben yürüyüş yaparken tedx konuşması dinlemeyi çok seviyorum. Bir video izlemek istediğimde "yürüyüş yaparken dinlerim" demek yürüyüşü daha cazip hale getiriyor. Hatta bir ara ingilizce dersler dinliyordum yürüyüş yaparken, çifte kazanç oluyordu :)

Kendim de bizzat denedim ve faydalı bulduğum için paylaşmak istedim. Bazen küçücük bir "hadi" bile işe yarıyor, faydalı şeyler için. E o zaman "hadi":)))


Mutlu ve Huzurlu Olmanın Formülleri - Prof. Dr. Derya Uludüz

YAZAR : Pazartesi, Temmuz 09, 2018

Mutlu ve Huzurlu Olmanın Formülleri

Güzel bir yazı buldum. Sizinle paylaşmak istedim. Bazen kendimizi anlamsız bir şekilde öfkeli , mutsuz , gergin, üzgün,sinirli hissederiz. Etrafımızdaki insanları kırarız bazen bu sebeplerden. Tüm bunların nedeni hormonlar ve vücudumuzdaki kimyasallar olabilir. Vücudumuzu yöneten hormonları dengede tutmamız gerekir. Prof. Dr. Derya Uludüz'ün bu konuyla ilgili yazısını paylaşıyorum aşağıda. Keyifli okumalar.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

İlgili resim

İşte mutlu ve huzurlu olmanın formülleri

Dopamin, motivasyon, zevk, ilgi, ödül ve dürtü kontrolünü sağlayan ve hafızayı güçlendiren hormondur. Dopamin hormonu mutluluk ve haz alma sırasında salgılanır. Dopamin miktarı, dengesiz beslenme, demir eksikliği, stres, menapoz ile östrojen düşüklüğü, uykusuzluk veya sık depresyon ilacı kullanımı nedeniyle düşebilir.  
-Zevk alma, istek ve enerjiniz azalmış ise,
-Çok hızlı değişken bir ruh haliniz var, dürtülerinizi ve öfkenizi kontrol edemiyorsanız,
-Kronik yorgunluk,  mutlu olamama, tatminsizlik hissediyorsanız,
 -Egzersiz de dahil olmak üzere hiçbir şey yapmak istemiyorsanız,
 -Cinsel isteğinizde azalma varsa,
-Konsantrasyon güçlüğü, dikkat eksikliği ve odaklanma sorunu yaşıyorsanız,
-Sosyal içe kapanma, aşırı endişe haliniz varsa, dopamin eksikliğiniz olabilir.
Beynin dopamin salgılamasını artırmak için, öğünlerde protein ağırlıklı beslenmemiz gerekir. Elma, muz, çilek, karpuz, peynir, yoğurt, yumurta, enginar, kırmızı pancar, brokoli, ıspanak, lahana turşusu, zerdeçal, badem, yulaf ezmesi, yeşil çay, deniz ürünleri, tavuk gibi besinler ile E ve C vitaminleri dopamin düzeylerini arttırır. Kan şekeri ve kolesterolü artıran besinlerden uzak durmak, günde 15 dakika güneş ışığına çıkmak, haftada 5 gün açık havada 30 dakika yürümek, mutlu olduğunuz bir işte çalışmak, hobiler edinmek ve günde 8 saat uyku dopamin üretimi için çok önemlidir. Beyninizin zevk merkezini yoran, dopamini hızlı tüketen heyecan arayışı davranışlarda aşırıya kaçmayın. Dopamin miktarınız çok düşük ve şikayetleriniz sizi rahatsız eder düzeyde ise takviye besin desteklerini kullanmanızı öneririm. Örneğin, kolaylıkla bulabileceğiniz L- tirozin bir protein ekstresidir. Doğal bir besin desteğidir ve vücutta dopamin miktarını artırır.
Serotonin; doğal bir duygu durum düzenleyicisidir. Mutluluk, huzur, rahatlık hissettiren madde olarak bilinir. Duygusal dengemizden, uyku düzenimize, yeme alışkanlıklarına ve sindirim sistemimizin iyi çalışmasına kadar birçok etkisi vardır. Serotonin hormonu eksikliğinde depresyon, başağrısı, obezite, hiperaktivite gibi sorunların temelini oluşturmaktadır. Mide ve bağırsaklarda kas hareketini kolaylaştırır, ağrı sisteminde rol oynar ve ayrıca sağlıklı bir uyku uyumamızı sağlar.
Serotoninin düştüğünü nasıl anlayabiliriz?
-Kendinizi sürekli sinirli, öfkeli hissediyor ve dürtüsel davranıyorsanız,
-Ümitsiz, çaresiz, hep karamsarsanız,
-Kendinizi değersiz hissediyor, özgüven eksikliği yaşıyorsanız,
-Sürekli tatlı, hamur işi, çikolata yeme isteği duyuyorsanız,
-Uykuya dalmakta güçlük çekiyor veya geceleri aniden uyanıyorsanız,
-İştahınız aşırı artmış veya azalmış ise,
-Canınız evden dışarı çıkmak istemiyor ve dış dünyadan izole olmaya başladıysanız,
-Sık başağrıları veya kabızlık gibi bağırsak sorunları yaşıyorsanız,
Tüm bu yakınmalar yanında geceleri uykudan bile uyanıp yemek yeme isteği hissediyorsanız ve kilo veremiyorsanız dikkat edin! Beyin serotonin seviyeniz azalmış olabilir. Serotonin seviyeniz azaldıkça şekerli gıdalar tüketme ihtiyacı hissedersiniz, ancak bu gıdaları tükettiğinizde daha da depresif olabilirsiniz.
Açık havada yapılan egzersizler ve güneş ışığından faydalanma en iyi serotonin artırma yoludur. Özellikle sabah erken saatlerde güneş ışığı serotonin üretimi için en yararlıdır. Egzersiz serotoninin öncü maddesi olan L-triptofan salgısını artırarak serotonini yükseltir. Ayrıca, L-triptofan besin desteği ve B6 vitamini kullanabilirsiniz. Bunun yanında protein ağırlıklı beslenin. Yumurta, hindi, yağsız et, avokado, soya, muz, badem ve fındık, baklagiller ve kuru meyveler L-triptofandan zengindir. Muz, avokado, ıspanak, kırmızı et, patates, bezelye, bira mayası, yumurta, baklagiller, kuruyemişler B6 vitamininden zengindir. Magnezyum takviyesi de almak, kafein tüketimini azaltıp, günde sekiz saat uyumak çok yararlı olacaktır. Stresten uzak durun. Masaj yaptırmak, serotonin üretimini engelleyen stres hormonu kortizolü azaltacaktır.  Keyif aldığınız uğraşlar edinin.
derya uludüz ile ilgili görsel sonucu
GABA hormonu beyin dalgalarının uyumlu çalışmasını sağlayarak beynin dinlenmesine olanak verir. Beyne ‘sakinleştirici’ etki sağlar. Böylece daha sakin ve kontrollü oluruz. Özellikle yoğun geçen bir günün sonunda duygularımızı ve beynimizi sakinleştirir. Rahatlatıcı etkisi ile uyku problemi olan kişilerde uyku kalitesini artırır. Aşırı hareketli, pratik ve işkolik kişilerde beyin GABA maddesini aşırı hızlı tüketir. Bu kişilerde sinir hücreleri daha fazla mesai yaptığından elektrik uyarısı daha fazladır. Bu durum beyni bir süre sonra yorar ve GABA eksikliği ile ilgili yakınmalar başlayabilir. İç sıkıntısı ve midenizde düğümlenme hissi, bir türlü organize olamadığınız için sıklıkla randevularınıza yetişememe ya da işlerinizi zamanında bitirememe, aynı anda bir çok işi yapmaya çalıştığınız halde günün sonunda çok azını yapabilme, her şey yolunda gitse de her an üzülecek yeni sebepler bulma, bir türlü rahatlayamama veya sebepsiz kalp çarpıntılarınız varsa GABA eksikliğinden şüphelenmek gerekir. 
GABA’yı nasıl artıralım? 
GABA, B6 vitamini ve magnezyum takviyesi kullanabilirsiniz. Magnezyum ve B6 vitamini beyinde GABA miktarını artırır.  Ayrıca kahverengi pirinç, ıspanak, elma, muz, ciğer-sakatat, bezelye, brokoli, havuç, mısır, fıstık, soğan, patates, mantar, domates gibi bazı gıdalar bol miktarda GABA içerir. Listeye eklenecek en önemli besinlerden bir tanesi de probiyotik olan evde yapılmış kefir ve yoğurttur. GABA düzeylerini artırmanın bir yolu da egzersiz yapmaktır ve yoga en iyi GABA kaynağıdır.
Oksitosin; sarılma gibi ten teması, doğum, emzirme dönemi ve cinsel aktivite sırasında vücutta düzeyi yükseldiği için aşk hormonu olarak da bilinir. Biriyle bağ kurduğunuzda ya da güven ve sadakat duygularının yoğun hissedildiği anlarda ön plana çıkar. Aşık olduğunuzda da oksitosin salınır. Kadınlarda daha yüksek düzeylerdedir. Özellikle doğum ve bebek emzirme sırasında bebek ile anne arasında güçlü ilişkinin kurulmasını sağlayan ana hormondur. Empati, duygu durum, güven, cinsel aktivite, sosyal ilişkilerin kurulması oksitosin için önemli görevlerdir. Kortizol düzeylerini azaltır. Ağrı eşiğini yükseltir. Oksitosin salınımı sosyal ilişkilerin ve ikili ilişkilerin gücünü artırır.
Oksitosin beyinde azaldığında anksiyete, sosyal fobi, sosyal ilişkilerde girişken olamama, otizm, post travmatik stres bozukluğu, kulak çınlaması veya anoreksi hastalığı görülebilir.   
Oksitosin üretimi için vitamin D çok önemlidir. En ideal D vitamini kaynağı güneş ışığıdır. C vitamini ve Magnezyum da oksitosin üretiminde rol alırlar. Badem, kabak çekirdeği, muz, siyah çikolata, ıspanak en iyi magnezyum kaynaklarıdır. Melatonin adlı beyinde salınan uyku hormonu da oksitosin salınmasını artırır. Sosyal ilişkilerinizde, dostlarınız, akrabalarınızla tokalaşmak, onlara sarılmak gibi fiziksel temaslar çok önemlidir. Her gün sadece 10 saniye sevdiklerinize sarılmak, evcil hayvanınızı sevmek bile oksitosin miktarınızı artırarak sizi mutlu yapar. Masaj yaptırmak, yoga yapmak, müzik dinlemek, soğuk veya ılık su ile duş almak da oksitosini artırır.

Yazının orjinali için : https://www.cnnturk.com/yazarlar/guncel/prof-dr-derya-uluduz/iste-mutlu-ve-huzurlu-olmanin-formulleri

Makyaj Hileleri Dolandırıcılık Kapsamına Alınsın:)))

YAZAR : Salı, Temmuz 03, 2018

Makyaj Hileleri
"Makyaj Hileleri dolandırıcılık kapsamına alınsın" yazıyordu hürriyet gazetesinde. Sonrasında bende öncesi-sonrası fotoğrafları buldum nette.
 Değişim inanılmaz değil mi?

makyaj öncesi sonrası ile ilgili görsel sonucu

İlgili resim

makyaj öncesi sonrası ile ilgili görsel sonucu

İlgili resim

makyaj öncesi sonrası ile ilgili görsel sonucu

makyaj öncesi sonrası ile ilgili görsel sonucu

makyaj öncesi sonrası ile ilgili görsel sonucu

Faladdin Bizi Dinliyormu?

YAZAR : Cuma, Haziran 29, 2018
faladdin ile ilgili görsel sonucu


Son zamanlarda çok popüler fal uygulaması Faladdin. Sizde duymuşsunuzdur mutlaka. Çok biliyor, sanki sizin hayatınızda ne var ne yok biliyor. Ben çok sevmem aslında fal olayını ama bu uygulama bende bağımlılık yaptı. Ama beni rahatsız eden bir şeyler var ki google'a faladdin yazdığımda yalnız olmadığımı gördüm.
İş yerindeki kızlara dedim ki "bu uygulama bizi dinliyor kızlar bencee" . Olabilir falan dediler ve sonrasında bana gelip bu görüşümü doğrulayacak bir sürü olay anlattılar.
Ben ilk olarak bir gün arkadaşlarımla sohbet ederken "daha çok para lazım, para herkese lazım vb.... gibi bir şey söyledim sohbet esnasında. O gün öğleden sonra fal baktırdığımda bilin bakalım bana falda ne çıktı. Bu ve buna benzer bir çok olaydan sonra ben bu uygulamayı telefonumdan sildim. İnanılır bir şey değil ama şahsi görüşüm uygulamanın bizi dinlediği, falları ona göre yorumladığı yönünde. Sürekli dinliyor mu? zaman zaman mı dinliyor? bilmiyorum . Ya da dinleme yapılırken bazı kelimeler varmış , onlara dikkat edilirmiş. Öyle yapıyor sanırım. Yani sonuç olarak hangimiz bir uygulamayı indirirken verdiğimiz izinlere dikkat ediyoruz ki? Belki de farkında olmadan evet bizi dinleyebilirsin diyoruzdur. Tabi bunlar tamamen kendi paranoyaklığım da olabilir. Sonuç olarak böyle bir hisse kapıldığım için uygulamayı kaldırdım ama insanlara söylediğimde şüphelenseler bile kullanmaya devam ediyorlar. Yani size kalmış.
faladdin dinliyor mu ile ilgili görsel sonucu

Bir gazetee faladdin'in kurucusu Sertaç Taşdelen ile röportaj yapmış ve çok sorulan o "faladdin telefonumuzu dinliyor mu?" sorusunu sormuş Aşağıdaki alıntıda cevabı var, ikna olur musunuz bilmem?

"Bugün Faladdin benim sade kahve içtiğimi bile bildi. Bunu nasıl yapabilir? Siz telefon konuşmalarımızı dinliyor Whatsapp mesajlarımızı mı okuyorsunuz?
İnanın bazen biz de şaşırıyoruz, bu kadarını da nasıl bildi diye? O da Faladdin'in sırrı. Fakat Whatsapp mesajlarınızı okumuyor, kameradan sizi izlemiyoruz, mümkün değil zaten. Etiğe, kişilerin özel hayatına, gizliliğe çok ama çok önem veriyoruz".


Blogger tarafından desteklenmektedir.