Müslüm Filmi

YAZAR : Çarşamba, Kasım 07, 2018
müslüm filmi ile ilgili görsel sonucu

  Müslüm filmi yaklaşık 2 haftadır gösterimde. Biz de geçen hafta sonu izlemeye gittik. İlk 3 günde 600.000 kişi izlemiş filmi. Sosyal medyada çok yorum okumuştum gitmeden önce. Genellikle olumlu yorumlardı. Yani izleyenler genel olarak beğenmiş ve çok ağlamışlar. Ben de giderken ağlamaya niyet ettim.))) Yani ağlamadan dönmeyecektim. Amacıma da ulaştım:)
Müslüm Gürses'in acıklı ve zor bir hayatı olmuş ilk bakışta. Ama şanslıymış bence. Bir sürü olumsuz şey yaşamış hayatının ilk yıllarında ama sonrasında şans ona gülmüş, keşfedilmiş bir gazinoda şarkı söylerken.
 müslüm ile ilgili görsel sonucu
  Filmi genel olarak ben de beğendim. Ama çok takıldığım şeyler var. Mesela Müslüm'ün annesi sürekli şiddet görüyor ve bu yüzden travma geçiriyor kendisi ve kardeşleri, ama sonrasında kendi de eşine  şiddet uyguluyor. Ben filmin burasına çok takıldım. Son zamanlarda Sıla'ya şiddetle gündeme gelen kadına yönelik şiddet olaylarının çok taze olması da bu konunun bu kadar dikkatimi çekmesine vesile olmuş olabilir.
  Filmlerde işlenen kadına şiddetin özellikle ünlü ve sevilen birisiyse insanlar üzerinde negatif eetki yaptığını düşünüyorum. Yani normalleştiriyor. Mesela bir caps var son zamanlarda "Adriana Lima'nın aldatıldığı Rihanna'nın dayak yediği bu dünyada senin hiç şansın yok Hatçe" . İlk anda insana komik gelse de aslında mesajı çok kötü. Yani filmler, hikayeler insanların hayatını aşırı derecede etkiliyor , bu yüzden filmlerde ki şiddet sahneleri daha az olmalı diye düşünüyorum. Tamam bu bir hayat hikayesi , adamın hayatında bunlar olduysa ne yapabiliriz? diyebilirsiniz ama bir şekilde daha az vurgulanabilir .
müslüm ile ilgili görsel sonucu
  Filmde en çok babaya sinir oldum, herkes gibi. Adam hep dört ayağının üstüne düştü. Ama daha fazla anlatmayayım. İzleyeceklere haksızlık olmasın.
  Filmin oyuncularını  da çok beğendiğimi söylemeliyim. Hele çocukluğunu oynayan Şahin Kendirci, Müslüm'ü oynayan Timuçin Esen hepsi rolünün hakkını vermiş. Çekimler de güzeldi ama arada boşluklar, atlamalar biraz göze batıyordu .
Filmi izlemenizi tavsiye edebilirim. Türk filmlerinin de kalitesinin gittikçe artmasına çok mutlu oluyorum.  müslüm ile ilgili görsel sonucu
  Filmi izlerken Müslüm Gürses'in neden bu kadar sevildiğini de sorguladım. Neredeyse hiç konuşmayan bu adam ezilen , haksızlığa uğrayan insanların sesi olmayı başarmış. Şarkılarıyla insanlara isyanını, duygularını aktarabilmiş. Ezilen , haksızlığa uğrayan halk onun şarkılarıyla kendini ifade etmiş. Bu yüzden Müslüm Baba olmuş.
İnsanların kalbine girmek öyle kolay bir şey değildir. O yüzden kendisi çok başarılı olmuş. 
Filmden çıkarrken Müslüm Gürses'i sevmeseniz bile sempati duymaya başlıyorsunuz. Hikayesini bildiğiniz bir insanı sevmemek mümkün değil çünkü:)



Kadına Yönelik Şiddet - Sıla Gençoğlu

YAZAR : Perşembe, Kasım 01, 2018
Son dakika: Sıla'dan açıklama geldi: Hiçbir ceza yaşadığım kabusu hayatımdan silmeyecek


Bugün gazetelerde Ahmet Kural'ın Sıla'ya şiddet uyguladığı haberini okuduğumda nefret ve üzüntüyü aynı anda hissettim. Güçlü, ünlü kadın demiyor şiddet olayı her kadına olabiliyor maalesef. Ama Sıla'yı çok takdir ettim "insanlar ne der? hakkımdda ne düşünürler" demeden şikayetçi olmuş. Öyle cezalar verilmeli ki bir daha yapamasınlar. Ve kadınlar sessiz kalmamalı. 

Sıla bu konuda bir açıklama yayınlamış:

Son dakika: Sıladan açıklama geldi: Hiçbir ceza yaşadığım kabusu hayatımdan silmeyecek

"Merhaba, bazen cümleye başlamak çok zor olabiliyor.
Galiba en doğrusu konuya direkt girmek. Hayatımdaki insanın fiziki şiddetine maruz kaldım. Bu, fiziki hasarı bir yana insanın kadın tarafını darmadağın eden bir olaymış. Hayatta geldiğiniz yer, başarılarınız ya da oluşturduğunuzun bir anda önemsiz kaldığı yıkıcı bir deneyimmiş. Bu ülkede bugüne kadar ne kadar şiddet mağduru kadın varsa, gözlerinin gözlerinize değdiği bir anmış. Artık ne yazık ki biliyorum, çok kolay değil sokağa çıkıp “Ben şiddete uğradım” diye bağırmak. Ama şunu da biliyorum ki ben de susarsam önce kendime, sonra da bu ülkenin kadınlarına, şiddete karşı insanlarına haksızlık etmiş olacağım. Bu nedenle başıma gelen olay üzerine susmama kararı aldım. Yasaların bana verdiği hakları kullanacağım. Hiç bir ceza, yaptırım benim yaşadığım kabusu hayatımdan silmeyecek, bunu çok iyi biliyorum. Ama bu hayatta şarkılarla, kelimelerle bir iletişim kurabildiysek ve kendimi biraz anlatabildiysem, gücümü kendim kadar sizlerden aldığımı da biliyorsunuzdur. Bana uygulanan korkunç şiddet karşısında dilsiz kalmamayı seçiyorum. Bazıları hiç sevilmeyi öğrenememiş olabilir ama bence aşkın bununla hiç bir ilgisi yok!"

Dünün Hikayesi - MİM

YAZAR : Çarşamba, Ekim 31, 2018
dün dünde kaldı ile ilgili görsel sonucu

Sevgili Cafe Tigris beni mimlemiş. Dünün Hikayesi'ni anlatmamız isteniyor bu mimde. Onun mimini okumak isterseniz tık tık. Dün neler yaptım? günüm nasıl geçti anlatacağım bakalım. İnsan bazen durup kendi hayatına bakmalı diye düşünüyorum. Mesela dün ne yaptığınızı düşünmek insanda büyük bir farkındalık yaratır. O yüzden çok sevdim ben bu mimi. Ben mimleyeceğim ama bence herkes yapsın bu mimi, mimlenmeyi beklemeden.
dün ile ilgili görsel sonucu

Dünün Hikayesi
Dün sabah saat 07:30 da saat çaldı ama maalesef ben her zamanki gibi erteledim. Ama uyanmıştım. Sadece uyanık bir şekilde yatakta zaman geçirmeyi seviyorum. Ben buna kendime gelme seansı diyorum. Eğer bu seansı yapmadan uyanırsam bir şeyler eksikmiş gibi oluyor. Sonrasında çocukları uyandırıp kahvaltı hazırlamaya başladım. Kendime de elma sirkeli ballı ılık su hazırladım.  Çocuklar okul kıyafetlerini giyip sofraya geldiler ama her zamanki gibi biraz geç geldikleri için acele bir şekilde kahvaltı edip çıktılar. Dün benim canım kahvaltı etmek istemedi. Genelde uyandıktan bir-iki saat sonra kahvaltı edebiliyorum. Bu yüzden iş yerinde yemek için bir şeyler aldım yanıma. Sonra eşim beni işe bıraktı. İşe gelince, herkes burada kahvaltı ediyor neredeyse, kahvaltı ettim. 3 gün tatil olduğu için işlerimi biraz unutmuştum, neler yapacağımı hatırlayıp bir plan yaptım ve sırasıyla işlerimi bitirdim. Öğlen arası spor ayakkabılarımı giyip bir saat kadar yürüyüş yaptım. Haftada 3 gün  pilates - zumba oluyor, diğer günlerde de yürüyüş yapmaya çalışıyorum. Sonra işe döndüm ve yemekhanede yemek yedim. Daha sonra odama geçip planladığım işlerimi bitirdim. Daha sonra blog okudum, blog yazdım ve bir kaç youtube videosu izledim. Akşam servisle eve döndüm. Mutfağa girip makarna yaptım. Genelde 1 gece önceden ana yemeğimi yapmış oluyorum, sadece makarna, pilav ya da çorba gibi daha kısa sürede olabilecek şeyleri işten gelince yapıyorum. Sonra çocuklarla yemek yedik. Eşim saat 20:30-21:00 civarı geldiği için, çocuklar ve ben çok aç olduğumuzdan onu bekleyemiyoruz.  Sonrasında mutfağı topladım ertesi günün ana yemeğini yaptım. O esnada eşim geldi o da yemek yedi.  Yemekten sonra yeni aldığımız toz halde menengiç kahvesi yaptım hepimize. Çocuklar ilk kez denediler , ben daha önce denediğim için çok seveceklerini söyledim. Hatta "starbuckstan bile iyi" dedim. Gerçekten onlarda bayıldılar bu kahveye. Ayrıca menengiç kahvesi kahve çekirdeğinden yapılmıyormuş. Menengiç bitkisinden yapılıyormuş. Kahve keyfinden sonra çocuklar odalarına ders çalışmaya gittiler. Bizde eşimle çaylarımızı alıp salonda biraz televizyon seyrettik ama ben artık "ufak tefek cinayetler" dizisine dayanamıyorum. Bu sezon özellikle hiç ilgimi çekmeyi başaramadılar. Bende kitabımı alıp okudum. Dün gece biraz erken yatmak istedim. Çünkü önceki gece yoldan gelmiştik ve epey geç yatmıştım. Ama ben erken yatacağım dediğimde saati yine 24:00 yaparım:) Yani erkenim bu. Dün gecede öyle oldu. Saat 23:00 gibi yatacağım diye salondan çıktım ama mutfağı topladım, çocukları öptüm ve biraz onlarla sohbet ettim, ertesi gün giyeceklerimi hazırladım falan derken yine 1 saat geçmiş. Sonrasında yatağa girebildim ve yastığa 5 kala uyudum:))))
Şimdi bunları yazarken aslında hafta içi her günümün aynı olduğunu fark ettim. Ama Allah rutinden ayırmasın. Sağlıklı olalım, sevdiklerimiz sağlıklı olsunlar , rutin olumsuz yönde bozulmasın inşallah. Amin.
dün ile ilgili görsel sonucu

Gelelim benim mimlediklerime;



Sizin Sendromunuz Hangisi?

YAZAR : Salı, Ekim 30, 2018

sendrom KARİKATÜR ile ilgili görsel sonucu
Sanki son zamanlarda her şeye bir isim koymaya bayılıyoruz gibi geliyor bana. Tanımladın, isim koydun bitti mi ? Bitmiyor ama beynimiz kategorize ettiği için rahatlıyor. Çünkü beynimiz bilinmeyeni sevmiyor, ondan korkuyor.
Sizin de dikkatinizi çekmiştir, her şeyin bir sendromu var artık. Yok evde kalmış kız sendromu, yok 2 yaş sendromu,3 yaş sendromu, yok erken ergenlik,pazartesi sendromu vb.... bir sürü şey sendromu. Bir sürü sendrom var, çözüm yok. Ya da sendrom uyduruk olduğu için çözümlerde uyduruk:)
Sezen Aksu'nun şarkısını hatırlarsınız "beni kategorize etme" . Özellikle çocuklarda bunun çok tehlikeli olduğunu düşünüyorum. Resmen üzerine yapışıyor çocuğun, bu kategorize etmeler, etiketlemeler. Kırk kere söylersen olur derler ya, inanıyorsun bir süre sonra ve gerçek oluyor.
Biraz önce bilgisayarımın ekranına dışardan baktım da bir sürü sekme açmışım. Mesela sabah glutensiz un alıp evde kuru mantı yapmayı düşünüyordum, akşama yemeğim yok dediğimde elimin altında olsun diye. Glutensiz olsun diye düşünüyorum çünkü son zamanlarda bir çok hastalığın sebebinin gluten olduğunu okuyorum. Bu verilere bakarak bende "maymun iştahlılık sendromu" ile "sağlıklı yaşama takıntısı sendromu" var diyebiliriz. Bir sürü sekme açmamın başka bir anlamı olamaz herhalde:)
sendrom KARİKATÜR ile ilgili görsel sonucu

Öğlene doğru da zayıflama ile ilgili bir kaç sekme açmışım:) Acıkınca odağım değişmiş herhalde. Zayıflama takıntım var da diyebiliriz:)) Öğleden sonra da dizi tavsiyesi araştırmışım:)
Yaşımla ilgili de "o yaş sendromu" diyebiliriz. Şöyle bir üstün körü baktığımda bile 4-5 sendrom buldum bile. Daha derinlemesine baksak kim bilir neler buluruz? 15-20 olur diye düşünüyorum.
Gün içerisinde ki ruhsal değişimler, biraz mutsuzluk, isteksizlikte hemen depresyon tanısı alıyor. Hatta bu tanıyı kendimiz bile koyabiliyoruz.
Sonuç olarak demek istediğim şey kendimizi o kadar dinlememek, kendimizle ilgili çok düşünmemek en iyisi. Özellikle de çocuklarla ilgili "şu sendrom, bu sendrom" etiketi yapıştırıp çocuklara kötülük etmemek gerek. İnsan evladıyız sonuçta, mutlu da hissedeceğiz, mutsuz da, illa bunu tanımlamamız, kategorize etmemiz gerekmiyor. Bir hastalıkmış gibi davranmamız gerekmiyor. Moda tabirle "akışına bırakın" gitsin:)

Sizin sendromunuz hangisi?

Sendrom; birbirleriyle ilişkisiz gibi görünen, ancak bir araya geldiklerinde tek bir olgu olarak kendilerini gösteren bulguların bütünüdür.


İlham Veren Kadınlar: Eva Peron

YAZAR : Cuma, Ekim 26, 2018



Yıllar önce Madonna'nın başrolünü oynadığı "Evita" filminde Eva Peron'un adını ilk kez duymuş ve hayran olmuştum. Arjantin başkanının eşi, yani bir first lady.  Arjantin halkı üzerinde iz bırakmış güçlü bir kadın. Filmi izlemenizi öneririm, kadınların gücü ve motivasyon için güzel bir örnek. Madonna da çok iyi filmde .  Yukarıda ki videoda dinlediğiniz şarkı 1976 da Besteciler: Andrew Lloyd Webber / Tim Rice tarafından bestelenmiş, ilk Evita müzikali için 
 "Don't Cry For Me Argentina" çok etkileyici bir şarkı.
eva peron ilham veren kadın ile ilgili görsel sonucu
Evita Peron 1919-1952 yılları arası yaşamış, Arjantin'in Los Toldos kentinde 5 çocuklu fakir bir ailenin kızı olarak dünyaya gelmiş. 14 yaşında aktrist olmak için Buenos Aires'e gitmiş. Buenos Aires'te bir süre işsiz ve parasız kaldıktan sonra radyoda şovlar yaparak ve tiyatroda küçük rollerde oynayarak hayatını devam ettiren Evita, 1944 yılında Juan Domingo Peron ile tanışmış. 1944 yılında evlenmiş. Juan Peron 1946 yılında başbakan olunca Eva Peron da first lady olmuş ve kadın hakları için çalışmış. Aktif anlamda siyasetin içinde yer almamasına karşılık, her zaman siyasetle ve halkla iç içe olmuş ve halkın gönlünde taht kurmuş. İşçi sendikalarının örgütlenmesinde önemli rol üstlenmiş ve  1947 yılında kadınların oy verme hakkı elde etmesini sağlamış. Fakir halka yiyecek, para ve ilaç yardımında bulunmuş, çocuklar için de yardım kampanyaları düzenlemiş.


Evita, bir first lady olarak aralarında yeni okul ve çocuk hastanelerinin kurulmasının da bulunduğu birçok projeyi yönetmiş.

İşçilerin ve yoksulların daha iyi koşullara sahip olmaları için de çalışmış.
Evita’nın cazibesi politikanın ötesine geçmiş.  Saç stili ve giyim tarzı da çok beğenilmiş.

Evita Peron, 26 Temmuz 1952’de 33 yaşında kanserden vefat etmiş. Ama kısa hayatında efsane olmuş. Yaptıkları bugün bile hala tartışlan Eva Peron halkın bir kısmı için rol model olmuş. Eleştiren diğer kısım da yaptıklarının samimi olmadığı sadece politik amaçlı olduğu kanaatindelermiş.


Filmi izledikten sonra kadınların dünyayı değiştirebileceğine ve hiç bir değişimin kadın olmadan mümkün olmadığına bir kez daha inandım. Kadınların buna inanmalarını sağlayan kadınlar iyi ki varlar, var olmuşlar. 




Blogger tarafından desteklenmektedir.