Kiev Günlükleri son ya da sondan bir önceki yazı

YAZAR : Çarşamba, Şubat 04, 2015
Merhabalar
 
Pazar günü Kiev Sirki'ne gittik. Gitmeden önce her hafta olan bir sirk gösterisine yer bulamama ihtimalini düşünmemiştik. Sonuçta hafta içi ve hafta sonu gösteriler var. Niye bizim gittiğimiz güne gitmeye karar vermiş ki herkes. Gerçi eşim burada ki gösterilerin dönem dönem değiştiğini ve buranın halkının gösterileri sevdiğini  söyledi. Yani insanlar takip ediyorlar ve gösteri değişince gidip izliyorlar. 

Çocuklarıyla gelmişler aynı Türkiye'de ki gibi aileler. Aynı "fırıldak bayramda satılır" atasözümüze uygun bir sürü seyyar satıcı(özellikle ışıklı oyuncaklar), girişte pony atlarla çocukları gezdirmeler(parayla tabiii). Dünyanın her yerinde aynı sanırım.
 
 Yalnız burada farklı olarak sirk olayı daha profesyonel. Aslında bir kaç seyyar sirk dışında sirk görmüşlüğüm yok ama (yani bu konuda otorite falan sayılmam tabiki) kişisel görüşüm profesyonel oldukları yönünde. Sonuçta sadece bu amaçla bir gösteri  binası var ve her yönden rahatça görülebiliyor.
 
Sirkin kendi orkestrası bile var. Danslar, müzikler hepsi çok başarılıydı.
 
Burası da meşhur Golden Gate(Altın Kapı). Eski dönemlerde şehirlere giriş kapıları yapılırmış. Türkiye'de de çok. Bunlarda kapılardan birini restore etmişler. Neresi altın anlamadım ama!
 
Buraya gelinle damat geldi biz oradayken. Fotoğraf çekimi için tercih edilen bir yermiş burası. Keşke bizi de düğüne çağırsalardı çünkü ben çok merak ediyorum burada düğünler nasıl. Bir yeri gidip görmek biraz daha yüzeysel bana göre, halkın nasıl yaşadığı, kültürü, düğünleri, eğlenceleri nasıl? bunları merak ediyorum ben.
 
Bu da bir "Maydaaan" burada öyle diyorlar. Bilmemne Maydaaaan:) Soğuk olduğunu söylemiş miydim?:)))
Bu müzenin bahçesinde bir gariban ağaç ama birileri onu dilek ağacı ilan etmiş. Aynı bu insanoğlu aynıyız her yerde:) Ezgi bunun ne olduğunu sordu. Dilek Ağacı dedim .Ben de dilek tutmak istiyorum dedi. Ben de tut dedim. Ama o ağaca bağlı kurdeleleri göstererek "dilekliğim yok ki bana dileklik ver" dedi. Çok güldük yaratıcı bir kelime dileklik:)
 
Müzenin bahçesinde kardinal ya da en yüksek din görevlisini evi. Ev değil şato şato:) Halen yaşayan birileri var mı bilmiyorum ama "dünyada mekan ahirette iman" diyorum:)))


MüzeAlanı ve Binalar

Müzenin bahçesine girmek 10 grivna binaların içlerini gezmek 80 grivna.


Cuma günü dönüyoruz artık. Türkiye'yi özledim. 16 gün kalmış olacağız. En çok simit özledim. Bol bol yeşillik özledim. Burada taneyle alıyorsun yeşillikleri ve simit hiç yok. Kurutulmuş balıklar var her yerde. Biberler var ya yapma gibi. Nasıl anlatayım yeme de yanında yat:) Bir tür sanat eseri.Gerçek değiller sanki:))
Sokak satıcıları çok fazla. Genelde yaşlı teyzeler. Nedense yşlı kadınların böyle çalışmaları içimi burktu. Metroda iki yaşlı teyze şarkı söylüyorlardı. Çalışmak ayıp değil tabi ki ama o yaşta halen çalışmak zorunda olmak içimi burktu.
Kiev Günlükleri sanırım son yazım bu. Buradayken başka şeylerde yaptık bundan sonrada onlardan bahsedeceğim. 

Dinyeper Nehri, Taras Şevçenka

YAZAR : Cumartesi, Ocak 31, 2015
 
Merhabalar
Resimde görülen yer Taras Şevçenka Üniversitesi. Taras Şevçenka Ukrayna'nın milli marşını yazan kişi. Üniversitenin karşısında parkı var ve caddenin adı da aynı.
 Tanıştırayım kendisiyle:)))Karşınızda Taras Şevçenka. Telaffuzu çok güzel şevçenka, şevçenka...

 
Bankları boyamışlar. Kızımla bayıldık şahsen. Ezgi bay ve bayan baykuşla fotoğraf çektirmek istedi.
 
Üniversitenin karşısındaki park. Taras Şevçenka Parkı yani.
    
 
Bunlara kitap değişim kutusu diyebiliriz. Okuduğunuz kitapları bu kutulara bırakıp diğerlerinin bıraktıklarını alıp değiş-tokuş yapıyormuşsunuz. Çok güzel bir düşünce öyle değil mi? Parkta bir kaç tane vardı bu kutulardan ama boşlardı, belki  de kış dolayısıyladır.
 
Bunlarda parkta satranç oynayanlar. Hava ne kadar soğuk olursa olsun gelip burada , açık havada satranç,dama ve bezik gibi oyunları oynuyorlarmış. Bizim gezdiğimiz gün hava -3 falandı herhalde ama masalar bayaa kalabalıktı. Anlam veremediğim bir aktivite daha:))) Niye sıcacık evinizde ya da kafede falan oynamıyorsunuz ki?
 
Bu gün de Dinyeper Nehri kıyısına gittik. Yağmura rağmen gezdik. Bu bölge de Obalon bölgesiymiş. Yeni yerleşim. Nehir buz tutmuştu.
 
Yazın nehire yüzmeye giriyorlarmış. Hatta kışın da girenler varmış ama biz görmedik.
 
Biz buzda balık tutanları gördük. Korkusuzca donmuş nehirin üzerinde yürüyorlardı. Biz ürkünç bulduk. Ya buz kırılsa Allah muhafaza. 
 
Birisi de bizim için ateş yakmış. "Yazık bu zavallılar üşüdü ısınsınlar biraz" demiş. Allah razı olsun kendisinden:))Buradan kendisine teşekkür ediyorum.
 
Bunlarda nehre bakan villalar. Nehir dolup taşmasın diye önlerine yüksek set yapmışlar. 
 
Plaj gibi. Yazın epey hareketli oluyordur heralde,galiba,sanırsam:) 
Burada yaşayanlar bu dönemin mevsim normallerine göre çok ılık bir hava olduğunu söylüyorlar. Şanslıymışız yani.Bir kaç tane ukraynaca kelime de öğrendik. Herkes ingilizce bilmiyor tabi. Ukraynaca Rusça'ya da çok benzemiyor. %35-40 aynıymış.Sıpasiva-Teşekkür ederim. Dobraden-İyi günler.Skolko-Kaç grivna,odin-bir........
Bu arada yeni açılan Güliver AVM'ye gittik. Hep bahsedilen güzel kızları işte burada gördüm.  Yani evrimsel kişilik teorisine uyumlu olarak "para nerde güzel kızlar orada":)))Ama genel olarak kadınlar bakımlılar, zayıflar(Türk kadınına göre), çok güzel burunları var:)))

2.Dünya Savaşı Müzesi ve Ark

YAZAR : Perşembe, Ocak 29, 2015


Selamlar


Burası People's Friendship Arch(Halkların Dostluğu Arkı) çevresinde ki park. Bu köprüde bir sürü kilit var. Çocuklar ne olduklarını sordular. Biz de anlattık. Aşıklar bir kilidin üzerine isimlerini yazıp parmaklıklara asıyorlar. Hatta eşimle orada ki kilitlerin kaç tanesinin halen birlikte olduğunu tahmin etmeye çalıştık. Kilitlerin bazılarının  üzerinde forever(sonsuza kadar) falan yazıyor. Çok iddialı:))) Paris'te Eyfel Kulesi'nde de vardı. İnanma ihtiyacı bir yerlere bir şeyler bağlama gibi gelenekler tüm dünyada var yani.

Fotoğrafta görünen köprüden nehirin ortasındaki adaya geçiliyor ve o köprü sadece yayalar için. Karanlık olmaya başladığı için pek bir şey göremeyiz diye adaya geçmedik ama gitmeden geçmek istiyorum ben.



Biraz bulanık bir resim ama fotoğraf çekmek için bile eldivenimi çıkardığımda ellerim donduğu için aceleyle böyle çıkmış. Yayaların adaya geçtiği köprü.



Burası 2. Dünya Savaşı Anma Müzesi. Ama ne soğuk bir gündü.












Bu heykel dünyanın en yüksek heykellerinden bir tanesiymiş.105 metre civarı yüksekliği.

2.Dünya Savaşında Ukrayna'nın doğu bölgesinde, Stalingrad cephesinde çetin çatışmalar olmuş.

Savaşta kullanılan bir nakliye uçağı.

Uçağın içine giriyoruz.

Burası uçağın içi.

Oğlum pilot koltuğuna oturdu. Çok yakıştı:)

Kiev 2

YAZAR : Pazartesi, Ocak 26, 2015

Selamlar
Burası Füniküler. Tren vagonu gibi aletlerle yokuşu çıkıyorsun. İstanbul da varmış. Eşim söyledi. "Tünel" miş ismi İstanbul'lular bilir. Ama buradakinin mesafesi çok kısa.


1905 yılında yapılmış. İstanbul da ki daha eskiymiş. Burada toplu taşıma çok ucuz. Mesela Ankara'da bir kişinin bineceği paraya burada dördümüz binebiliyoruz. Hem de en pahalı "maşrutka" ya. Yani minibüse:)))) Fenikülere binmek te komik bir para. Türk lirasının değerli olması ne kadar güzel bir şey. Amerikalı olmak istedim. Düşünsenize paranız her yerde değerli ve her şey ucuz geliyor size bu yüzden. Londra'dayken her şeyi 3le çarpıyordum. Burada sekize bölüyoruz. Kendimi çok zengin hissettim:))))


Geçen yıl bizde ki Gezi Olaylarına benzer olaylar burada da olmuş. Burası Euro Maydan. Ekim gibi başlamış. Şubat, mart gibi Devlet Başkanının değişmesiyle son bulmuş. Ama buranın dondurucu soğuğunda insanlar çadırlar kurup eylemler yapmışlar. Çok takdir ettim şahsen. Çünkü gezerken bile donuyor insan. Ama inancın gücü işte.
Çok sayıda insan ölmüş. Onların anısına mumlar var.
Bunlar da mumlar. Meydanın ortasına bu mumlarla Ukrayna'nın devlet sembolünü çizmişler. (Karşıdan görünce ben reçel kavanozu zanettim:)))

Ve sonunda başkan değişmiş. Ülkeyi terk etmek zorunda kalmış.
Burası Fünikülerden aşağıya inerken caddenin sonunda el yapımı çikolatalar yapan bir kafe. Bayıldım. Ortam öyle güzeldi ki. Masalarda dantel örtüler. Çeşitli şekillerde çikolatalar vardı. Biz fondü gibi çikolatalardan aldık. 
Çocuklar da bayıldılar.

Bunlarda Putin Çikolataları. Malumunuz Ukrayna ile Rusya arasındaki sorunlar. Bir de tuvalet kağıdı yapmışlar.
Kafasını kopartarak yiyorlarmış.
Bir metroları var .Yerin yedi kalt altında:)))) Yani metroya inerken varacağın yeri görmüyorsun. O derece derin.

Havalar öyle soğuk ki. Heryerimizi sarıp sarmalıyoruz gene de üşüyüp kapalı yerlere kaçmaya yer arıyoruz. İnsanlar niçin bu kadar soğuk yerlerde yaşarlar ki. Bir anlam veremiyorum şahsen. Küçücük bebeklerle gezmeye çıkıyorlar. Dondurucu soğuklarda bile.  Soğuğa bebekliklerinden alışıyorlar. Doğru dürüst güneş görmedikleri için beyaz tenliler.
Dolmuşlar, otobüsler çok eski. İnsanlar ne koşullarda yaşıyorlar diye düşündüm. Çok lüks arabalar var. Yani çok zenginlerle fakirler var.
Devam edecek..........





Blogger tarafından desteklenmektedir.