Günaydın 💐
Mor ayıcığı görür görmez içimdeki çocuk sevindi 😀 mor rengini çok severim . Bir ara ne çok aramıştım mor bir ayıcık 😀
Bugün modlarımızdan bahsetmek istiyorum. Hepimizin içinde Çocuk-Ebeveyn-Yetişkin modu vardır . Bir olay karşısında ya da bir ilişkide bu 3 modda davranabiliriz . Eğer inatla bir şey olsun diye tutturuyorsak çocuk modundayızdır. Ya da küsüyorsak , mızmızlanıyorsak. Birine akıl veriyorsak , “-meli, -malı “ cümleler kuruyorsak ebeveyn modundayızdır. Karşımızdakini dinleyip anlamaya çalışıyorsak, mantıklı ve bilinçli davranıyorsak yetişkin ego durumundayızdır.
Yetişkin modda olmak tahmin edebileceğiniz gibi en iyi olandır ancak bu her zaman mümkün olamaz. Gün içerisinde bu modlar arasında geçişler yaparız. En çok sorun yaşadığımız mod çocuk modudur . Çünkü çocuk ego durumundayken uzlaşmamız ve mantıklı karar vermemiz mümkün olmaz.
Tartışmalı ortamlarda , “sen benim kim olduğumu biliyor musun?” tarzı diyaloglarda çocuk modu aktiftir ve uzlaşabilmek için düğünlerde yapılan anonslardaki gibi “lütfen çocuklarınızı pistten alın” şeklinde bir anons yapmak gerekebilir. Yani içinizdeki çocuğa sahip çıkın demek gerekir.
İçimizdeki çocuk ayıcıkla fotoğraf çektirmek isterse bunda bir sorun yoktur 😂😂😂
.
.
.
Hayat hep düz bir çizgide ilerlemez. İnişler çıkışlar , engebeler vardır. Hastalıklar , kazalar , sürprizler ….. hepsi insanoğlu içindir.
Bir olay yaşadığımızda “Neden ben?” diye sorarız, aslında cevap “neden olmasın” dır. Hepsi insana dairdir o yüzden bize yabancı değildir . “Ben bir insanım ve insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir” demiş Terence . Ne güzel demiş . Her şey bize dair , bizden ötürü .
O yüzden başımıza bir şey geldiğinde şikayet etmek , isyan etmek yerine mesajı alıp devam etmek . İşin sırrı .
Kabullenmek , akışa bırakmak 🙏söylemesi kolay yapması çok zor olsa da imkansız değil.
.
.
.
#bizkimizkadınız #bendenötürü #herşeybizdenötürü #sürpriz #hayatsürprizlerledolu #farkındalık #insanadairherşey #insanadair #terence #bursa #ankara
Bloğuma uzun uzun yazmayı çok özlemişim. Galiba bu bir tutku ve uzak kalsanız da dönüp yine buraya geliyorsunuz. Bu postu cep telefonumdan yazıyorum, biraz zor oluyor ama içimden geldi , engellemedim ben de kendimi :)
Konfor alanıyla ilgili bir komik hikayem var . Ben yatak çarşaflarını , nevresimlerimi hep pamuk saten alırım yıllardır. Aslında çok mantıklı bir sebebi yok. Ya da bilinçli bir tercih değil sadece yumuşak olduğunu düşünüyorum. Neyse geçen hafta bir gün hayatımda bir değişiklik yapayım nevresim takımlarımı farklı bir takımla değiştireyim dedim. Sadece pamuklu , çok güzel desenli bir takım geçirdim yorgana , yastığa . Görüntüsü çok hoşuma gitti ancaaak gece yattım ve uyumadan önce “ne kadar sertmiş” diye düşünüp uyudum. Gece boyunca beynim beni uyandırıp uyandırıp alıştığından farklı bir şey olduğunu söyledi . Sorun yok güvendeyiz hadi uyu dedim ama nafile . Defalarca bu sebepten uyandım. Pamuk saten benim kırmızı çizgimmiş😀😀
Sabah eşime anlatınca bana hemen “Prenses ve Bezelye tanesi” masalını hatırlattı . O masalı bilir misiniz?
Bir ülkede yaşayan kraliçe oğlunu evlendirmeye karar vermiş . Tüm çevre ülkelere haber göndermiş “gerçek bir prensesle oğlumu evlendireceğim” demiş . Ancak bir şartı varmış kraliçenin , adayları teste tabi tutacakmış . Sarayın muhtelif odalarına 7 kat döşek attırmış ve ülkenin dört bir yanından gelem prensesleri misafir etmeye başlamış ancak günler geçiyormuş ama kraliçenin testini hiç bir aday geçemiyormuş.Kraliçe artık umudunu kaybetmeye başlamışken yağmurlu bir akşam sarayın büyük kapısı çalınmış , gelen çok zarif bir prensesmiş. Onun İçin de yataklar hazırlanmış . Ertesi sabah uyandığında kraliçe yanına gelip “nasıl rahat ettiniz mi!” diye sormuş. Prenses “çok teşekkür ederim kraliçem , çok rahattı yatağım ancak döşeklerin altında bir bezelye tanesi beni bütün gece uyutmadı “ demiş. 7 kat döşeğin altındaki bezelye tanesini hissetmiş ve rahatsız olmuş. Bunu duyan kraliçenin gözleri parlamış ve aradığı prensesin o olduğuna karar vermiş ve mutlu son 😂😂
Bazen muhafazakar davrandığımda mesela pamuk saten olmayan nevresim takımı olmadan uyuyamadığımda benim de aklıma bu çok abartılmış masal geliyor .Aslında hepsi konfor alanımız yani rahat ettiğimiz , kendimizi iyi ve güvende hissettiğimiz yer . Konfor alanının nesi kötü derseniz “konfor insanı çürütür “ yeni hiç bir şey yapmayız. Hiç bir şeyi değiştirmek istemeyiz ve yerimizde sayarız . Kötü yanı budur.
Otomatik pilotta hayata devam ederiz. Yeni hiç bir şey olmaz çünkü hep aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar bekleriz. Değişmeyiz , gelişmeyiz ve değişmeyen şeyler bir süre sonra çürür.
Bazen hep kullandığın yoldan gitmemek , hep aldığın markadan almamak , sol elini kullanmaya çalışmak vb….. egzersizler beynimize iyi gelir. Çünkü insan zorlandığında gelişir.


