Kendimi İfade Ediyorum

Başlık biraz komik oldu ama söylemek istediğim şeyleri anlatıyor bence:))) Her gün insanlarla konuşuyoruz. İlişki halindeyiz. Ama meramımızı doğru ifade edebiliyor muyuz? Ben edemediğimizi düşünüyorum da o yüzden yazıyorum bu yazıyı.
Kenan Doğulu'nun şarkısı diyor ki "Ne yaparsan yap aşk ile yap, ne dediğin değil nasıl dediğin olay" Çok güzel özetlemiş ve çok doğru bir tespit." Ne dediğiniz değil nasıl dediğinizdir" önemli olan.
Yıllar önce bir arkadaşım vardı ismine Ayşe diyelim. Ayşe'nin insanlarla iletişim şekline hep hayran kalırdım. Hani "kavgada bile söylenmez" diye bir deyim vardır ya Türkçe'de. O kavgada bile söylenmeyecek derecede ağır laflar söylerdi insanlara ama insanlar hiç alınmazlardı. Bir türlü anlam veremiyordum ben "bu insanlar neden kızmazlar ki?" diye düşünürdüm. Sonra fark ettim ki Ayşe'nin ses tonu çok yumuşak ve  vücut dili "ben dostum benden sana zarar gelmez" der gibiydi ve cümleleri hiç keskin, köşeli değildi. Dedem rahmetlik babama hep "oğlum dişi konuş " dermiş. Önceleri bu cümlenin kadınların  kaypak konuştuğunu ima ettiğini düşünerek kızardım. Ama zamanla anladım ki sert değil, yumuşak konuş demek istiyormuş. Yani hayatta hiç bir şey siyah veya beyaz değil ki. Hatta ne kadar insan var o kadar farklı bakış açısı, o kadar farklı yorum var. Ve neden benim yorumum seninkinden üstün olsun ki. Ya da neden senin doğrun benimkinden daha doğru olsun?
Daha gençken daha hırçın bir tarzım vardı. Daha keskin sınırlarım. Daha fazla -meli, -malı'larım vardı. Daha meydan okuyan bir tarzım vardı. O zamanlarda bana bir iş arkadaşımın söylediği cümleyi asla unutmadım. Türk filmlerindeki gibi sürekli yankılandı kulaklarımda . "Yazık aslında çok iyi niyetlisin ama tarzın çok sert ve ilişkilerinde hep 1-0 mağlup başlıyorsun".
 Zamanla çok törpülendi. Dünyanın siyah-beyaz değil grinin tonlarından oluştuğunu öğrendim. Sanırım buna olgunlaşmak diyorsunuz siz Türkler:))))

İnsanlar bana sorunlarını anlattıklarında çok sık olarak gördüğüm şey uzun süre biriktirdikleri rahatsızlıklarının küçücük bir olayla patlama yapıp ilişkilerinin bozulması. Yani birikip birikip 1 damlayla bardağın taşması. Ya da söyleyemedikleri yüzünden hasta olmaları. Aslında kendimizi ifade edebilsek böyle sorunlar yaşanmaz. Yani sınırlarımızı koyup bizi rahatsız eden şeyleri zamanında ifade etsek ama ifade ederken üslup çok önemli. Yani rahatsız olduğumuz şeyi söylerken bağırmak zorunda değiliz, suçlamak, sen zaten hep böyle yapıyorsun diyerek saldırgan bir modda söylemek zorunda değiliz.
Sinirlenmeden sakin sakin de söyleyebiliriz. Yani önemli olaaaan ne söylediğin değil söylerken ki üslubun. Bir tek bunu değiştirsek ki belki bunun çok küçük bir adım olduğunu düşünüyorsunuz, o kadar çok şey değişecek ki hayatınızda siz bile inanamayacaksınız. 
O zaman ne yapıyoruz. "Bunu böyle yapman yanlış" demiyoruz. "Daha iyi nasıl yapabilirdin acaba" diyoruz.
"Beni sinir ediyorsun" demiyoruz. "Bu davranışın beni öfkelendiriyor çünkü sen böyle davrandığında kendimi ........(önemsenmemiş, sevilmemiş, umursanmamış, vb....) hissediyorum" diyoruz. Hiç kimse yanlış yaptığını duymaktan hoşlanmaz. Yanlış yaptığını söylerseniz ya da suçlayıcı tarzda konuşursanız hemen savunmaya geçer ki savunma modunda ki bir insanla sağlıklı iletişim kurmak o dakikadan sonra mümkün olmaz. 
Aslında hepimiz üzüm yemek istiyoruz, bağcıyı dövmek istemiyoruz, öyle değil mi?

19 yorum:

  1. En büyük sorunlarımızdan biri sanırım üslup.Ah bir becerebilsek :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Küçük bir davranış değişikliğiyle başlıyor herşey Yurdagül Aslı:))

      Sil
  2. Ne diyorsunuz siz Türkler :)))) fevkaladenin fevkinde bir iletişim yazısı olmuş :))

    YanıtlaSil
  3. Üslup gerçekten önemli. Bazısı da öyle olmak istemediği halde sert olup çıkıyor :) Törpülenmek lazım. Hoş biz bile isteye törpülenmesek de hayat törpülüyor sağ olsun... Kaleminize sağlık.

    YanıtlaSil
  4. Kadriyecim evet uslup çok çok önemli o yüzden iletişim sorunlarımızı çözemiyoruz. dişi konuşmak terimi de iyiymiş. ifade edebilmek lazım. o tarz cümleleri kurmayı ben de beceremeiyorum. o kadar da kitaplar okuyorum ama iş pratiğe gelince hop kestirme yoldan kolaya kaçıyorum. yıllarca alışılagelen uslup var biraz da örfi usluplar. atalarımızdan gördüklerimiz duyduklarımızla şekilleniyoruz ya ama anlıyoruz hatayı da. kendimi eğitmeye çalışıyorum inşallah ben de düzgün cümleler kurmayı başarabilirim. çok güzel birkonu;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kendini eğitmeye çalışmaya başladıysan tamamdır Derya. İlk adım farkındalık ve değişimi istemektir. Başlamak başarmanın yarısıdır.

      Sil
  5. Anlamayacak adam, güzel konuşsan da anlamıyor bence ya hep de bizde olamaz ki sorun :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen doğru ol da eğri belasını bulur diye teselli edeceğiz kendimizi

      Sil
  6. Bağcıyı döverken üzüm yemek istiyom ben :-))

    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bağcıyı niye dövüyon adaş yaaaa. Yazık değil mi adama?

      Sil
  7. Kesinlikle katılıyorum, ki ben de bir zamanlar böyleydim, dediğin gibi törpülendim, olgunlaştım. Ama çevremde hala böyle insanlar var malesef. Bu tarz iletişim ne yazık ki her iki tarafı da çok yıpratıyor...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazı insanlara "neden bağırıyorsunuz yada neden suçlayıcı konuşuyorsunuz" diyorum burcuuuk affalıyorlar ve yumuşuyorlar:)

      Sil
  8. merhaba kadrıye hanım evet ıspabanaklı mayalı kek çok güzel oluyor ıstersenız peynırlı tuzlu yapın oda çok güzel oluyor

    YanıtlaSil
  9. Ben de çok keskinim ama yavaş yavaş öğrenmeye başlıyorum herhalde. Geçen gün kızımı bir konuda uyarırken ve sinirlenip tepki vermesini beklerken "anne şimdi beni övdün mü sövdün mü anlamadım ama haklısın" deyiverdi. İyi yoldayım herhalde ama daha kırk fırın ekmek yemem gerek.

    YanıtlaSil
  10. Kesinlikle anlattığınız gibi ''üslup en önemli şey'' Bende diğer insanlar gibi söylenenden çok söyleyiş tarzına takılıyorum :)

    YanıtlaSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.